Moda bloglarının erken dönem isimlerinden Billur Saatçi, değişen alışveriş alışkanlıklarını, yavaş modayı ve bilinçli tüketimi anlattı. Saatçi, markaların sürdürülebilirlik söylemlerinin somut sonuçlarla desteklenmesi gerektiğini belirterek “Sürdürülebilirlik iletişiminde önemli olan sadece ne yapmayı planladığınız değil, ne yaptığınızdır” dedi.
Moda endüstrisinde dönüşüm ihtiyacı
Hızlı moda akımının çevresel ve etik sorunları her geçen gün daha fazla tartışılırken, sektörün önde gelen isimlerinden Billur Saatçi, sürdürülebilirlik konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Moda bloglarının Türkiye’deki öncülerinden olan Saatçi, yıllar içinde değişen alışveriş alışkanlıklarını ve bilinçli tüketim anlayışını değerlendirdi.
Saatçi, özellikle pandemi sonrası dönemde tüketicilerin daha sorgulayıcı hale geldiğini belirterek, “İnsanlar artık sadece trendleri takip etmek yerine, aldıkları ürünlerin arkasındaki hikâyeyi merak ediyor. Bu, sektör için olumlu bir baskı oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilirlik söylemleri sonuç odaklı olmalı
Moda markalarının sürdürülebilirlik konusundaki iletişim çabalarına da değinen Saatçi, bu söylemlerin somut verilerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı. “Sürdürülebilirlik iletişiminde önemli olan sadece ne yapmayı planladığınız değil, ne yaptığınızdır. Tüketici artık yeşil badana (greenwashing) ile gerçek taahhütleri ayırt edebiliyor” diye konuştu.
Billur Saatçi, markaların karbon ayak izini azaltma, su tüketimini düşürme ve adil çalışma koşulları sağlama gibi konularda şeffaf raporlamalar yapması gerektiğini sözlerine ekledi.
Yavaş moda ve ikinci el alışverişin yükselişi
Son yıllarda yavaş moda akımının giderek güçlendiğini belirten Saatçi, ikinci el alışverişin ve kiralama hizmetlerinin yaygınlaştığını ifade etti. “Her şeyi sıfır almak zorunda değiliz. Dolabımızdaki kıyafetleri daha uzun süre kullanmak, tamir etmek ve gerektiğinde takas etmek en etkili sürdürülebilirlik adımlarından biri” dedi.
Saatçi, genç tüketicilerin bu konuda daha bilinçli olduğunu ve markaların da bu talebe ayak uydurmak zorunda kaldığını söyledi. Özellikle Z kuşağının, çevresel etkisi düşük ürünleri tercih ettiğini ve bu trendin önümüzdeki yıllarda daha da belirginleşeceğini öngördü.
Markalara ve tüketicilere öneriler
Billur Saatçi, sürdürülebilir moda için hem markalara hem de tüketicilere görev düştüğünü belirtti. Markaların üretim süreçlerinde geri dönüştürülmüş malzemeler kullanması, enerji verimliliğini artırması ve atık yönetimini iyileştirmesi gerektiğini söyledi. Tüketicilerin ise alışveriş öncesi ihtiyaç analizi yapması, kaliteli ve dayanıklı ürünleri tercih etmesi ve mümkün olduğunca yerel üreticileri desteklemesi gerektiğini vurguladı.
Saatçi, “Moda sadece görünüşle ilgili değil; aynı zamanda değerlerimizle de ilgili. Daha az ama daha bilinçli tüketerek hem gezegenimize hem de kendimize iyi bakabiliriz” diyerek sözlerini tamamladı.
Moda endüstrisi, küresel karbon emisyonlarının yaklaşık %10’undan sorumlu. Birleşmiş Milletler verilerine göre, her yıl 92 milyon ton tekstil atığı oluşuyor ve bu atıkların büyük kısmı depolama alanlarında veya yakma tesislerinde son buluyor. Bu tablo, sürdürülebilir moda uygulamalarının ne denli kritik olduğunu gözler önüne seriyor. Billur Saatçi gibi sektör öncülerinin çağrıları, tüketici farkındalığını artırarak modanın geleceğini dönüştürme potansiyeli taşıyor.