Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından yurt dışına kaçan örgüt mensuplarının Türkiye'ye iadesi için yürüttüğü diplomatik, hukuki ve istihbari operasyonları aralıksız sürdürüyor. Son bir haftada 12 firari FETÖ şüphelisi daha MİT'in koordinasyonunda Türkiye'ye getirilerek adalete teslim edildi. Operasyonlar, özellikle Balkanlar, Afrika ve Güney Amerika'daki saklanma noktalarına odaklanmış durumda. MİT, hedef ülkelerle güvenlik iş birliği protokolleri çerçevesinde, kaçakların yerini tespit ediyor, fiziki takip yapıyor ve Türkiye'ye iade süreçlerini hızlandırıyor.
MİT'in sınır ötesi stratejisi
MİT, FETÖ'nün yurt dışındaki yapılanmasını çökertmek için çok katmanlı bir strateji izliyor. İlk aşamada, örgütün finans kaynakları ve illegal faaliyetleri takibe alınıyor. Ardından, kaçak FETÖ mensuplarının bulunduğu ülkelerdeki yerel istihbarat birimleriyle koordineli operasyonlar düzenleniyor. MİT'in bu kapsamda 2024 yılı başından bu yana 30'dan fazla ülkede eş zamanlı faaliyet yürüttüğü belirtiliyor. Özellikle pasaport iptalleri ve kırmızı bülten talepleriyle uluslararası polis iş birliği (Interpol) devreye sokuluyor. Son operasyonda, Arnavutluk'ta saklanan bir örgüt yöneticisi, MİT'in sağladığı istihbarat sayesinde yerel polis tarafından yakalanarak Türkiye'ye iade edildi. Benzer şekilde, Kosova ve Bosna-Hersek'te de üç FETÖ şüphelisi daha ele geçirildi.
Yurt dışı iadelerinde hukuki boyut
FETÖ mensuplarının iade sürecinde hukuki engeller de aşılmaya çalışılıyor. Birçok ülke, Türkiye'ye iade taleplerini değerlendirirken adil yargılanma ve insan hakları kaygılarını gerekçe gösteriyor. Ancak MİT, bu ülkelerdeki Türk büyükelçilikleri ve adli makamları aracılığıyla gerekli belgeleri sunarak iade prosedürlerini hızlandırıyor. Bu kapsamda, Almanya, Fransa ve Belçika'da yaşayan bazı örgüt üyelerinin iadesi için diplomatik girişimler yoğunlaştırıldı. AB ülkeleriyle yapılan ikili anlaşmalar çerçevesinde, terör suçları kapsamındaki iade taleplerine öncelik veriliyor. MİT'in ayrıca, örgüt mensuplarının pasaportlarını iptal ettirerek seyahat özgürlüklerini kısıtladığı ve bu sayede gönüllü dönüşleri teşvik ettiği ifade ediliyor.
Operasyonların kapsamı ve sayısal veriler
Adalet Bakanlığı verilerine göre, 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana yurt dışına kaçan FETÖ mensubu sayısı 16 bini aşarken, bugüne kadar 3 bin 500'den fazla kişi MİT'in operasyonları sayesinde Türkiye'ye iade edildi. 2024 yılının ilk iki ayında bu sayı 85'e ulaştı. MİT, sadece kendi operasyonlarıyla değil, aynı zamanda Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma ile ortak çalışmalar yürüterek sınır ötesi takiplerde başarılı sonuçlar alıyor. Son olarak, Gürcistan sınırında düzenlenen bir operasyonda, sahte pasaportla yurt dışına çıkmaya çalışan üç FETÖ şüphelisi yakalandı. Operasyonlarda ele geçirilen dijital materyaller, örgütün güncel yapılanmasına ışık tutuyor.
Uluslararası iş birliği ve istihbarat paylaşımı
MİT, FETÖ ile mücadelede uluslararası istihbarat paylaşımını artırarak, özellikle Balkan ülkeleri ve Orta Asya'daki partner kurumlarla koordinasyonu güçlendirdi. Bu kapsamda, karşılıklı istihbarat ziyaretleri ve ortak eğitim programları düzenleniyor. MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın geçtiğimiz aylarda katıldığı uluslararası toplantılarda, FETÖ'nün küresel tehdit boyutu vurgulanarak daha etkin bir iş birliği çağrısı yapıldı. Özellikle Afrika ülkelerinde FETÖ'ye ait okullar ve sivil toplum kuruluşları üzerinden yürütülen faaliyetler mercek altına alındı. Tanzanya, Somali ve Nijer'de tespit edilen örgüt bağlantılı yapılar hakkında yerel yönetimlere bilgi verildi.
MİT'in bu çok boyutlu operasyonları, FETÖ mensuplarının yurt dışında rahat hareket etmesini engelliyor ve örgütün yeniden yapılanma çabalarını baltalıyor. Ancak uzmanlar, örgütün hâlâ 60'tan fazla ülkede aktif olduğunu ve özellikle Güney Amerika ile Uzak Doğu'da yeni sığınma alanları oluşturmaya çalıştığını belirtiyor. Bu nedenle MİT'in sınır ötesi operasyonları uzun vadeli bir mücadele stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor.