ANKARA - AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, milyarlarca liralık fon vurgunu iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında görevinden istifa ettiğini açıkladı. İstifa kararı, kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve ekonomik boyutlarıyla dikkat çeken fon soruşturmasının ardından geldi. Kaya'nın istifası, partide ve hükümette şok etkisi yarattı.
İstifa Kararı ve İlk Açıklamalar
Fatma Betül Sayan Kaya, sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklamada, "Şahsımı ve partimi yıpratmak amacıyla yürütülen asılsız iddialar nedeniyle, soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi adına Genel Başkan Yardımcılığı görevimden istifa ediyorum" ifadelerini kullandı. Kaya, iddiaların siyasi bir komplo olduğunu savunarak, yargı sürecinin kendisini aklayacağını belirtti. Ancak bu açıklama, kamuoyundaki soru işaretlerini gidermeye yetmedi.
İstifa haberinin ardından AKP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) olağanüstü toplandı. Toplantıda, Kaya'nın istifasının kabul edildiği ve yerine henüz bir atama yapılmadığı öğrenildi. Parti kaynakları, istifanın "süreci yönetmek" adına alındığını savunsa da, kulislerde farklı senaryolar konuşuluyor.
Fon Soruşturmasının Detayları
Soruşturma, kamu kaynaklı bir fonun usulsüz kullanımı iddiasıyla geçtiğimiz aylarda başlatılmıştı. İddialara göre, söz konusu fondan milyarlarca lira, hayali projeler ve danışmanlık hizmetleri üzerinden farklı hesaplara aktarıldı. Savcılık, aralarında bürokratların ve iş insanlarının da bulunduğu 20'den fazla kişi hakkında gözaltı kararı çıkardı. Fatma Betül Sayan Kaya'nın adı, bu soruşturma kapsamında "şüpheli" olarak geçiyordu.
Fonun yönetiminde Kaya'nın eşinin de yer aldığı iddiaları, soruşturmayı daha da derinleştirdi. Muhalefet partileri, konunun örtbas edilmeye çalışıldığını öne sürerek, Meclis Araştırma Komisyonu kurulması çağrısında bulundu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "Bu bir yolsuzluk dosyasıdır ve hesabı sorulmalıdır" dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise "İstifa, suçu örtmez" açıklamasını yaptı.
Siyasi Yansımalar ve Muhalefetin Tepkisi
Kaya'nın istifası, iktidar içinde dengeleri sarsarken, muhalefet cephesinde erken seçim tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Muhalefet, istifanın "zorunlu" olduğunu ve soruşturmanın siyasi ayağının da açığa çıkarılması gerektiğini vurguluyor. HDP ve diğer muhalefet partileri, konunun takipçisi olacaklarını duyurdu.
Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından yapılan açıklamada ise "Yargı bağımsızdır, süreç sonuna kadar takip edilecektir" denildi. Ancak kamuoyunda, soruşturmanın ne kadar bağımsız yürütüleceğine dair şüpheler var. Ekonomistler, iddiaların piyasalarda güven kaybına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Fon soruşturması, Türkiye'nin son yıllarda karşılaştığı en büyük mali skandallardan biri olma potansiyeli taşıyor. Gözaltına alınanlar arasında eski üst düzey bürokratların bulunması, dosyanın siyasi boyutunu artırıyor. Savcılık, soruşturmanın gizliliği nedeniyle detaylı bilgi paylaşmazken, basına sızan belgelerde, fonun 2018-2021 yılları arasında yoğun şekilde kullanıldığı görülüyor.
Arka Plan: Kaya'nın Siyasi Kariyeri ve Fonun Geçmişi
Fatma Betül Sayan Kaya, 2015-2018 yılları arasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak görev yapmış, ardından AKP Genel Başkan Yardımcılığı'na getirilmişti. Kaya, özellikle kadın ve aile politikalarıyla öne çıkmış, ancak son dönemde ekonomik konulardaki görevleriyle gündeme gelmişti. Fonun kuruluş amacı, "kadın girişimcileri desteklemek" olarak açıklanmıştı, ancak iddialara göre fon kaynakları amacı dışında kullanıldı.
Soruşturmanın, Kaya'nın istifasıyla sona ermeyeceği, aksine genişleyeceği belirtiliyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyaya ilişkin yeni deliller elde edildiğini ve ifade alma işlemlerinin süreceğini duyurdu. Önümüzdeki günlerde, aralarında iş dünyasından tanınmış isimlerin de bulunduğu kişilerin gözaltına alınabileceği konuşuluyor.
Bu gelişme, Türkiye'de yargı ve siyaset ilişkisini bir kez daha tartışmaya açtı. Kimileri istifayı "sorumluluk alma" olarak yorumlarken, kimileri "suçun üstünü örtme çabası" olarak görüyor. Bağımsız gözlemciler, soruşturmanın şeffaf yürütülmesi halinde kamuoyu güveninin tazelenebileceğini, aksi takdirde siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın derinleşebileceğini belirtiyor.