Geçtiğimiz hafta West Hollywood’daki Soho House’da, “Michael” filmi için düzenlenen özel bir davette Jaafar Jackson ve Colman Domingo ile bir araya geldim. Etkinlik, merakla beklenen biyografi filminin tanıtımı için yapılan samimi bir buluşmaydı. Benim için ise çok daha fazlasıydı: Yıllar sonra kendimi yeniden 16 yaşında hissettim.
Hayranlık ve Nostalji
Michael Jackson’ın müziği, çocukluğumun ve ilk gençliğimin fon müziğiydi. “Thriller” kasetini defalarca dinleyen, “Billie Jean” ile dans etmeye çalışan bir nesildim. O gece, etkinlik alanına girdiğimde duvarda asılı dev posterler, ikonik eldivenin bir replikası ve fonda çalan “Human Nature” şarkısı beni bir anda 1990’ların başına ışınladı. Jaafar Jackson’ı gördüğümde ise şaşkınlığımı gizleyemedim: Amcasına olan benzerliği inanılmazdı. Ses tonu, duruşu, hatta gülümsemesi bile Michael’ı anımsatıyordu.
Jaafar ile kısa bir sohbet etme fırsatım oldu. Filmde amcasını canlandırmanın kendisi için hem gurur hem de büyük bir sorumluluk olduğunu söyledi. “Onun mirasını doğru şekilde temsil etmek istiyorum. Bu sadece bir rol değil, bir aile görevi” dedi. Colman Domingo ise filmde Michael’ın babası Joe Jackson’ı canlandırıyor. Domingo, sette yaşadıkları zorluklardan ve Michael’ın çocukluğuna dair derinlemesine yaptıkları araştırmalardan bahsetti. “Joe Jackson karmaşık bir figür. Onu tek boyutlu göstermemeye özen gösterdik” diye ekledi.
Filmin Perde Arkası
“Michael” filmi, kraliyet popunun çocukluk yıllarından başlayıp kariyerinin zirvesine uzanan hikayesini anlatıyor. Yönetmen koltuğunda Antoine Fuqua oturuyor. Filmin çekimleri geçtiğimiz yıl başlamış ve büyük ölçüde tamamlanmış durumda. Davette gösterilen kısa tanıtım videosu, Michael’ın Jackson 5 döneminden “Off the Wall” ve “Thriller” albümlerine kadar uzanan dönemi kapsıyordu. Görüntüler, dönemin estetiğine sadık kalınarak çekilmiş; kostümler ve sahne tasarımları göz kamaştırıcıydı.
Etkinlikte ayrıca Michael Jackson’ın eski dostlarından ve iş ortaklarından bazı isimler de vardı. Ancak geceye damgasını vuran, Jaafar’ın sahnedeki performansıydı. Genç oyuncu, “Billie Jean”in kısa bir bölümünü seslendirdi ve salondan büyük alkış aldı. O an, gerçekten Michael’ın ruhunun aramızda olduğunu hissettim.
Davet, Soho House’un teras katında kokteyllerle devam etti. Ben de bir yandan nostalji yaparken bir yandan da filmin ne kadar iddialı olduğunu düşünmeden edemedim. Michael Jackson gibi bir ikonu beyazperdeye taşımak kolay değil; ama Jaafar Jackson ve ekibi, bu işin altından kalkacak gibi görünüyor.
Neden Bu Film Önemli?
Michael Jackson, 20. yüzyılın en büyük sanatçılarından biriydi. Müziği, dansı ve hayırseverliğiyle milyonları etkiledi. Ancak özel hayatı ve hakkındaki tartışmalar da gölgesinde kaldı. Bu film, hem hayranları hem de eleştirmenler için bir hesaplaşma niteliğinde olacak. Jaafar Jackson’ın amcasını canlandırması ise projeye ailevi bir meşruiyet katıyor.
Geçtiğimiz yıl vizyona giren “Whitney Houston: I Wanna Dance with Somebody” ve “Elvis” gibi biyografik filmler, müzik ikonlarının hayatlarını yeni nesillere tanıtma işlevi görüyor. “Michael” da benzer bir misyon üstleniyor. Ancak bu film, ana akım medyada en çok konuşulan ve tartışılan isimlerden biri olan Michael Jackson’a odaklanması nedeniyle daha fazla dikkat çekecek gibi.
Etkinlikten ayrılırken kulağımda hala “Don’t Stop ‘Til You Get Enough” çalıyordu. Kendimi 16 yaşımda, walkman’imle sokakta yürürken hayal ettim. Michael Jackson’ın müziği, zamanın ötesinde bir güce sahip. Bu film de o gücü beyazperdeye taşıyacak gibi görünüyor.
Sonuç olarak, “Michael” filmi sadece bir biyografi değil, aynı zamanda bir kuşağın nostaljik yolculuğu. Jaafar Jackson’ın performansı ve ekibin özverisi, filmin gişede ve eleştirmenler nezdinde başarılı olacağına işaret ediyor. Ben de o geceyeniden 16 yaşıma döndüm; belki de film vizyona girdiğinde milyonlarca kişi aynı duyguyu yaşayacak.