Kars Ağrı Ardahan Iğdır Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Barlas Sülü, Ermenistan sınırları içinde Türkiye sınırına 16 kilometre, Iğdır'a ise 30 kilometre mesafede faaliyet gösteren Metzamor Nükleer Santrali'nin, Çernobil faciasına benzer şekilde bölge halkı ve tüm Kafkasya coğrafyası için ciddi bir nükleer risk oluşturmaya devam ettiğini söyledi. Sülü, santralin eski teknolojiyle çalıştığını ve olası bir kazada Türkiye'nin doğu illerinin ağır şekilde etkileneceğini vurguladı.
Santralin Teknik Durumu ve Riskler
Metzamor Nükleer Santrali, 1979 yılında faaliyete geçmiş olup VVER-440 tipi iki reaktöre sahiptir. 1988 Spitak depreminin ardından bir süre kapatılan santral, 1995 yılında tekrar devreye alınmıştır. Santralin deprem bölgesinde yer alması ve eski teknolojiyle çalışması, uluslararası çevrelerce sık sık eleştirilmektedir. Avrupa Birliği ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), santralin güvenlik açıklarını defalarca raporlamış, ancak Ermenistan enerji ihtiyacı nedeniyle santrali kapatmayı reddetmektedir. Prof. Dr. Sülü, santralin reaktör kalbinin yeterli korumaya sahip olmadığını ve olası bir kazada radyoaktif sızıntının Kars, Ardahan, Iğdır, Ağrı ve hatta Gürcistan, Azerbaycan ve İran'ı etkileyebileceğini belirtti.
Bölgesel Etkiler ve Sağlık Tehdidi
Uzmanlar, Metzamor'un yaydığı radyasyonun sınır ötesi etkilerine dikkat çekiyor. Türkiye'nin doğu illerinde kanser vakalarında görülen artışın santralle bağlantılı olabileceği ifade ediliyor. Prof. Dr. Sülü, sınır illerinde yaşayan vatandaşların maruz kaldığı düşük doz radyasyonun uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini, özellikle çocuklar ve hamileler için riskin daha yüksek olduğunu dile getirdi. Tabip Odası, santralin acilen uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi veya kapatılması çağrısında bulunuyor. Bölge halkı ise yetkililerden somut adımlar bekliyor.
Öte yandan, Türkiye'nin nükleer enerji politikaları da tartışma konusu. Akkuyu Nükleer Santrali'nin devreye girmesiyle birlikte, Türkiye'nin nükleer güvenlik konusunda daha hassas davranması gerektiği vurgulanıyor. Prof. Dr. Sülü, Metzamor'un yarattığı tehdidin sadece çevresel değil, aynı zamanda siyasi bir sorun olduğunu, iki ülke arasındaki gergin ilişkilerin bu konuda iş birliğini zorlaştırdığını ifade etti. Bölge halkının sesini duyurmak için çeşitli sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları ortak eylem planları hazırlıyor. Uluslararası toplumun da konuya acilen eğilmesi gerektiğini kaydeden Sülü, aksi takdirde bir Çernobil benzeri felaketin bölgede büyük bir insani ve ekolojik yıkıma yol açabileceği uyarısında bulundu.