Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Roberta Metsola, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın Avrupa Birliği (AB) ile 'ortak üyelik' ilişkisi kurabileceğini belirterek, bu ülkelerin Birliğe tam üye olmadan yakın işbirliği geliştirebileceği bir modelin kapısını araladı. Metsola'nın açıklaması, Kanada'nın ardından Asya-Pasifik bölgesindeki iki aktörün de Brüksel ile ilişkilerini derinleştirme arayışına işaret ediyor.
Kanada modeli genişliyor
Metsola, yaptığı değerlendirmede Kanada'nın AB ile yürüttüğü stratejik ortaklık modelinin Avustralya ve Yeni Zelanda için de örnek teşkil edebileceğini vurguladı. Avrupa Parlamentosu Başkanı, bu ülkelerin değerler temelinde ortak hareket ettiğini ve küresel zorluklara karşı birlikte çalışma iradesinin güçlü olduğunu ifade etti. Metsola'nın mesajı, AB'nin genişleme politikasından bağımsız olarak 'ortak üyelik' adı verilen esnek bir işbirliği mekanizmasının gündeme gelebileceğini gösteriyor.
Kanada ile AB arasındaki ilişkiler, Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması (CETA) başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini kapsıyor. Benzer bir yapının Avustralya ve Yeni Zelanda ile tesis edilmesi, ticaretten iklim politikalarına, savunmadan araştırma-geliştirmeye kadar geniş bir yelpazede ortaklık anlamına geliyor.
Ticaret ve güvenlik ekseni
Avustralya ve Yeni Zelanda, uzun süredir AB ile serbest ticaret anlaşmaları için müzakereler yürütüyor. Ancak Metsola'nın açıklaması, bu ilişkinin yalnızca ticari boyutla sınırlı kalmayıp siyasi ve stratejik bir ortaklığa dönüşebileceğini gösteriyor. Çin'in Hint-Pasifik bölgesindeki artan etkisi, Avrupa'nın bölgeye yönelik ilgisini artırmış durumda. AB, Hint-Pasifik stratejisi kapsamında Avustralya ve Yeni Zelanda ile güvenlik ve savunma alanlarında işbirliğini güçlendirmeyi hedefliyor.
Avrupa Parlamentosu'nun bu yöndeki sinyali, üye ülkelerin onayına tabi olacak bir sürecin ilk adımı niteliğinde. AB'nin genişleme süreci halihazırda Batı Balkanlar, Ukrayna, Moldova ve Gürcistan gibi ülkelere odaklanmış durumda. Bu nedenle Avustralya ve Yeni Zelanda gibi uzak coğrafyalardaki ülkelerin tam üyelik yerine 'ortak üyelik' benzeri bir statüde değerlendirilmesi, AB içindeki tartışmaları da beraberinde getirebilir.
AB'nin küresel aktör kimliği
Metsola'nın açıklaması, AB'nin küresel bir aktör olma iddiasını pekiştirme çabası olarak okunabilir. Avrupa, son yıllarda ticaret savaşları, iklim krizi ve jeopolitik gerilimler karşısında müttefiklik ağlarını genişletmeye çalışıyor. Avustralya ve Yeni Zelanda gibi benzer değerleri paylaşan ülkelerle kurulacak yapıcı ilişkiler, AB'nin uluslararası platformlardaki etkinliğini artırabilir.
Öte yandan, bu tür bir ortaklık modelinin hukuki çerçevesi henüz net değil. 'Ortak üyelik' kavramı, AB kurucu anlaşmalarında yer alan bir statü değil. Dolayısıyla atılacak adımların öncelikle siyasi diyalog ve mutabakat zemininde ilerlemesi gerekiyor. Avustralya ve Yeni Zelanda kamuoyunun da böyle bir ortaklığa nasıl yaklaşacağı ise belirsizliğini koruyor.
Sonuç olarak Metsola'nın mesajı, AB'nin genişleme perspektifini coğrafi sınırların ötesine taşıma niyetini yansıtıyor. Ancak somut bir adım için öncelikle üye ülkelerin ortak iradesi ve kapsamlı bir müzakere takvimi gerekiyor. Şimdilik bu açıklama, Brüksel'in Hint-Pasifik'e verdiği önemi gösteren bir niyet beyanı olarak değerlendiriliyor.