İstanbul'da bir metro vagonunda başörtülü kadınlara yönelik sarf ettiği 'İmha edilsinler' sözleriyle tepki çeken Hatice Öncel isimli şahıs, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelinin ilk ifadesi ortaya çıkarken, olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçlamasıyla adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı öğrenildi.
Olayın perde arkası
Geçtiğimiz günlerde İstanbul metrosunda yaşanan olayda, Hatice Öncel isimli bir kadın, vagonda bulunan başörtülü bir yolcuya sözlü saldırıda bulunmuştu. Görgü tanıklarının ifadesine göre, Öncel birden bağırarak 'Başörtülerinizi çıkarın, bu ülkede böyle gezilmez. Yoksa imha edilsinler' şeklinde bağırdı. Vagon içindeki diğer yolcuların müdahalesiyle tansiyon düşürülürken, olay anı bir yolcu tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Görüntülerin sosyal medyada yayılmasının ardından büyük tepki toplayan Öncel, polis ekiplerince gözaltına alındı.
Savunmada 'sinir krizi' vurgusu
Emniyetteki ifadesinde Öncel, olay anında sinir krizi geçirdiğini ve söylediklerinin kendisine ait olmadığını iddia etti. 'O an kendimde değildim, ne dediğimi bilmiyorum. Kimseye karşı kin beslemiyorum' dediği öğrenilen şüpheli, pişman olduğunu ve özür dilediğini belirtti. Ancak ifadeyi alan polis memurları, Öncel'in sözlerinin kasıtlı olduğu kanaatine vardı. Savcılık sorgusunda ise şüpheli, adli kontrol tedbirleri uygulanmak üzere serbest bırakıldı.
Hukuki süreç
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, olaya ilişkin soruşturma başlattı. Şüpheli hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 216. maddesi kapsamında 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçundan işlem yapıldı. Bu suçun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını öngörüyor. Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Öncel, yurt dışına çıkış yasağı ve belirli günlerde karakola imza atma yükümlülüğü ile karşı karşıya. Avukatı, müvekkilinin psikolojik sorunları olduğunu savunarak dosyaya sağlık raporu sunacaklarını açıkladı.
Toplumsal tepkiler
Sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerden olaya sert tepkiler geldi. İnsan Hakları Derneği yaptığı yazılı açıklamada, 'Nefret söyleminin her türlüsüne karşıyız. Bu tür söylemler toplumsal barışı bozar. Yargı sürecinin caydırıcı olmasını bekliyoruz' dedi. AK Parti Sözcüsü ise konuyla ilgili olarak 'Bu zihniyetin herkes tarafından kınanması lazım. Başörtüsü bir tercih değil, inanç özgürlüğüdür' ifadelerini kullandı. CHP'li bir milletvekili de konuyu Meclis gündemine taşıyacağını duyurdu. Olayın medyada geniş yankı bulması, nefret söylemiyle mücadelede yasal düzenlemelerin yeterliliği konusunu tekrar tartışmaya açtı.
Bağımsız değerlendirme
Yaşanan bu olay, Türkiye'de farklı yaşam tarzlarına yönelik hoşgörüsüzlüğün hâlâ ciddi boyutlarda olduğunu gösteriyor. Başörtüsü gibi hassas bir konuda sarf edilen bu tür sözler, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirme potansiyeli taşıyor. İfade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki ince çizgide, yargının vereceği karar sadece hukuki bir sonuç değil, aynı zamanda toplumsal bir mesaj niteliği taşıyacak. Bu noktada, mahkemenin cezai yaptırımın yanı sıra şüphelinin rehabilite edilmesine yönelik adımlar atması, benzer olayların tekrarlanmaması açısından önemli.