Mersin'de özel bir sitede görevlilerin başörtülü kadınları havuza almadığı yönündeki iddialar üzerine Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti. Savcılık, site yöneticisi Mehmet Güngör ve havuz görevlisi Baran Direk hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ile “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçları kapsamında resen soruşturma başlattı. Olay, kadınların site yönetimine yaptığı şikayetler sonrası ortaya çıktı.
İddialar ve Tepkiler
Site sakinleri tarafından yapılan açıklamalara göre başörtülü kadınlar defalarca havuza girmek istediklerinde görevliler tarafından geri çevrildi. Görevlilerin sözlü olarak “burada başörtülü kadınların havuza girmesine izin yok” dediği iddia edildi. Durumu sosyal medyada paylaşan bazı kullanıcılar, ayrımcılık yapıldığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu. Olayın duyulmasının ardından Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı, iddiaları ciddi bularak soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında site yöneticisi ve havuz görevlisinin ifadelerine başvurulacağı, ayrıca site sakinlerinin de dinleneceği öğrenildi.
Hukuki Süreç ve Olası Cezalar
Savcılık, olayı “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” (TCK 216) ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” (TCK 109) suçları kapsamında değerlendiriyor. TCK 216, halkın sosyal sınıf, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak bir kesimini aşağılayan veya kin ve düşmanlığa tahrik eden kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. TCK 109 ise bir kişiyi hukuka aykırı olarak bir yere gitme veya kalma özgürlüğünden yoksun bırakma eylemini 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırıyor. Şüphelilerin ifadeleri alındıktan sonra adli kontrol veya tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmesi bekleniyor.
Bu tür ayrımcı uygulamaların Türkiye'de daha önce de yaşandığı biliniyor. 2023 yılında İstanbul'da bir plajda benzer bir olay yaşanmış, işletme hakkında soruşturma başlatılmıştı. Hukukçular, Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına alınan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini vurguluyor. Ayrıca 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu kapsamında da ayrımcılık yasağına aykırı davranışlar idari para cezasıyla karşılanabiliyor.
Mersin'deki olay, site yönetimlerinin keyfi uygulamalarının hukuki denetimini gündeme getirdi. Uzmanlar, toplu yaşam alanlarında ortak kullanım alanlarının herkese eşit şekilde açık olması gerektiğini, aksi takdirde ayrımcılık suçunun oluşacağını belirtiyor. Başsavcılığın soruşturması, bu tür olayların caydırıcılığı açısından önem taşıyor.
Özgürlük ve eşitlik ilkeleri temelinde herkesin kamusal alanlardan eşit şekilde yararlanma hakkı vardır. Bu tür ayrımcı uygulamalar, toplumsal barışı zedeleyici niteliktedir. Yetkililerin olaya hızlı müdahalesi, hukukun üstünlüğü açısından olumlu bir adım olarak değerlendiriliyor.