Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplam rezervleri, 19 Haziran 2024 haftasında bir önceki haftaya göre 5 milyar 115 milyon dolar artarak 157 milyar 196 milyon dolar seviyesine ulaştı. Rezervlerdeki bu yükselişte, brüt döviz rezervlerindeki 3,7 milyar dolarlık artış ile altın rezervlerindeki 1,4 milyar dolarlık artış etkili oldu. Böylece TCMB'nin toplam rezervleri, 2024 yılı başından bu yana en yüksek seviyesine çıktı.
Brüt döviz rezervleri 83,7 milyar dolar
TCMB verilerine göre, brüt döviz rezervleri 19 Haziran haftasında 83 milyar 660 milyon dolar olarak kaydedildi. Bir önceki hafta brüt döviz rezervleri 79 milyar 943 milyon dolar düzeyindeydi. Haftalık bazda 3 milyar 717 milyon dolarlık artış yaşandı. Altın rezervleri ise 73 milyar 536 milyon dolar oldu. Önceki hafta altın rezervleri 72 milyar 138 milyon dolar seviyesindeydi. Altın rezervlerinde 1 milyar 398 milyon dolarlık artış gerçekleşti.
Net rezervlerde de iyileşme sürüyor
Swap işlemleri hariç net rezervler de 19 Haziran haftasında belirgin bir iyileşme gösterdi. Net rezervler, 14 Haziran haftasında 44,1 milyar dolar olarak açıklanırken, 19 Haziran itibarıyla 49,2 milyar dolara yükseldi. Bu artışta, TCMB'nin swap piyasasında yaptığı düzenlemeler ve döviz likiditesine yönelik adımların etkili olduğu değerlendiriliyor. Swaptan arındırılmış net rezervler ise aynı dönemde 13,5 milyar dolardan 17,8 milyar dolara çıkarak yaklaşık 4,3 milyar dolar arttı.
Rezerv artışının arka planı
Merkez Bankası rezervlerindeki artış, son aylarda uygulanan sıkı para politikası ve TL'ye olan güvenin yeniden tesis edilmesiyle ilişkilendiriliyor. TCMB, faiz oranlarını yükselterek ve swap piyasasında regülasyonlara giderek döviz talebini azaltmayı hedefliyor. Ayrıca, ihracatçıların döviz satışları ve turizm gelirlerindeki artış da rezervlere olumlu yansıyor. Ekonomi yönetimi, rezerv birikiminin süreceğini ve yıl sonuna kadar daha sağlıklı seviyelere ulaşılacağını belirtiyor.
Uzmanlar, rezervlerdeki bu artışın sürdürülebilirliği için yapısal reformların ve enflasyonla mücadelenin kararlılıkla devam etmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, rezervlerdeki iyileşmenin geçici olabileceği ve dış şoklara karşı kırılganlığın devam edebileceği ifade ediliyor.