Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında, yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı yönündeki iddialar üzerine resen soruşturma başlattı. Soruşturmanın kapsamı ve detayları henüz kamuoyuyla paylaşılmazken, Gökçek'in sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Allah'ın izniyle verebileceğim hesabım vardır. Gerekli bilgiler savcılıkla paylaşılacaktır" dediği öğrenildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Harekete Geçti
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, hakkında daha önce çeşitli haberlerde yer alan Melih Gökçek'in yurt dışındaki şirket hesaplarına usulsüz para transferi yaptığı iddialarına ilişkin geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, Gökçek'in görev yaptığı dönemdeki mal varlığı hareketleri, şirket kayıtları ve yurt dışı bağlantıları incelenmeye alındı. Başsavcılık, iddiaları "kamuoyunu meşgul eden ciddi suç duyuruları" olarak değerlendirirken, soruşturmanın gizlilikle yürütüldüğünü açıkladı. Bu gelişme, Ankara kulislerinde uzun süredir konuşulan ancak bugüne kadar hukuki bir zemine oturmayan iddiaların artık yargıya taşındığını gösteriyor.
Gökçek'ten İlk Açıklama: "Hesabımı Her Yerde Veririm"
Melih Gökçek, soruşturmanın başlatıldığı haberlerinin ardından kişisel sosyal medya hesabından bir açıklama yayımladı. Gökçek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Uzun yıllar Ankara'ya hizmet ettim, her kuruşun hesabını verdim. Bu iddialar tamamen iftiradır. Allah'ın izniyle hiçbir karanlık işin içinde olmadım. Savcılığa gerekli tüm bilgi ve belgeleri sunacağım. Milletimizin vicdanı rahat olsun." Gökçek'in bu açıklaması, bazı çevrelerce "rahat tavır" olarak yorumlanırken, bazı siyasi analistler de soruşturmanın seçim öncesi bir hamle olabileceği yorumunu yapıyor. Ancak hukukçular, iddiaların somut delillerle desteklenmesi halinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor.
İddiaların Geçmişi ve Gökçek'in Siyasi Kariyeri
Melih Gökçek, 1994-2017 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış, AK Parti'den istifa ederek 2018'de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş sürecinde aktif siyaseti bırakmıştı. Görev süresi boyunca pek çok kez yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelen Gökçek, hakkındaki suçlamaları her seferinde reddetmişti. Son olarak, geçtiğimiz aylarda bazı haber sitelerinde, Gökçek'in yurt dışında kurduğu şirketlere belediye bütçesinden kayıt dışı para aktardığı öne sürülmüştü. Bu haberler üzerine harekete geçen Başsavcılık, re'sen soruşturma başlatarak iddiaların üzerine gitme kararı aldı. Gökçek'in avukatları ise henüz soruşturma dosyasına erişemediklerini, müvekkillerinin ifadeye çağrılmasını beklediklerini açıkladı. Türkiye'de belediye başkanlarına yönelik bu tür soruşturmalar, geçmişte de kamuoyunda geniş yankı uyandırmış ve kimi zaman siyasi krizlere yol açmıştı.
Soruşturmanın Boyutu Ne Olacak?
Uzmanlar, soruşturmanın kapsamına ilişkin farklı senaryolar üzerinde duruyor. Eğer iddialar somut kanıtlarla desteklenirse, Gökçek'in yanı sıra dönemin belediye yöneticileri ve şirket ortakları hakkında da gözaltı kararı çıkarılabileceği konuşuluyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu tür dosyalarda titizlikle hareket ettiği bilinirken, soruşturmanın uluslararası boyutu nedeniyle (yurt dışı şirketler) mali suçlarla mücadele birimlerinin de devreye girebileceği iddia ediliyor. Öte yandan, Melih Gökçek'in sağlık durumu nedeniyle ifadesinin evinde alınabileceği yönünde bilgiler de basına yansıdı. Gelişmeler, kamuoyunda "Türkiye'de yargı bağımsızlığı" tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. Kimi çevreler, soruşturmanın adil yürütülmesini beklerken, kimi AK Partili isimler ise Gökçek'in mağdur edildiğini savunuyor. Bu tartışmaların süreceği, soruşturmanın seyrine göre şekilleneceği öngörülüyor.
Türkiye'de siyasi tarih, keskin tartışmalara sahne olmuş isimlerin yargı önüne çıkmasına alışkındır. Melih Gökçek de yıllarca Türk siyasetinin en renkli figürlerinden biri olarak öne çıktı. Şimdi gözler, Başsavcılık'tan yapılacak açıklamalarda. Eğer soruşturma, geçmişteki bazı emsallerinde olduğu gibi derinleştirilirse, bu durum yalnızca Gökçek'in siyasi mirasını değil, aynı zamanda yerel yönetimlerdeki şeffaflık tartışmalarını da etkileyebilir. Ancak hukukun üstünlüğü çerçevesinde, suçluluğun mahkeme kararıyla sabit olmadığı unutulmamalıdır.