Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında kurulan Mekke Paktı'nın Yemen sahasında Husilere karşı devreye girip girmeyeceği, A Haber ekranlarında yapılan çarpıcı bir analizle gündeme geldi. Üç ülkenin genelkurmay başkanlarının bir araya gelmesiyle somutlaşan ittifakın, bölgesel güvenlik mimarisinde yeni bir dönemi başlatabileceği belirtiliyor. Analizde, Suudi Arabistan'a konuşlandırılabilecek 'Çelik Kubbe' hava savunma sisteminin Husilerin balistik füze ve İHA saldırılarına karşı kritik bir savunma hattı oluşturabileceği vurgulandı.
Mekke Paktı'nın Askeri Boyutu ve Sahadaki Yansımaları
Mekke Paktı, 2025 yılında Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan savunma işbirliği anlaşmasıyla kurulmuştu. Anlaşma, taraflar arasında ortak askeri tatbikatlar, istihbarat paylaşımı ve savunma sanayi işbirliğini kapsıyor. Son dönemde üç ülkenin genelkurmay başkanlarının gerçekleştirdiği toplantılar, ittifakın operasyonel hale gelme sürecini hızlandırdı. A Haber'de konuşan güvenlik uzmanları, paktın Yemen'de Husi kontrolündeki bölgelere yönelik olası bir operasyonda aktif rol alabileceğini ifade etti. Husilerin son aylarda Suudi Arabistan'ın güney sınırlarına yönelik artan füze ve İHA saldırıları, Riyad yönetimini yeni güvenlik arayışlarına itti. Mekke Paktı, bu noktada Suudi Arabistan'a hem caydırıcılık hem de operasyonel destek sağlayabilecek bir mekanizma olarak öne çıkıyor.
Çelik Kubbe Suudi Arabistan'a Giriyor mu?
Analizin en dikkat çekici başlığı, Türkiye'nin geliştirdiği Çelik Kubbe hava savunma sisteminin Suudi Arabistan'a konuşlandırılması ihtimaliydi. Çelik Kubbe, alçak ve orta irtifa hava tehditlerine karşı etkili bir katmanlı savunma çözümü sunuyor. Suudi Arabistan'ın mevcut Patriot sistemleri, Husilerin son dönemde kullandığı gelişmiş İHA ve seyir füzelerine karşı zaman zaman yetersiz kalabiliyor. Çelik Kubbe'nin Suudi topraklarına yerleştirilmesi durumunda, Husilerin stratejik hedeflere yönelik saldırı kapasitesinin önemli ölçüde kısıtlanacağı değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu adımın yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi bir mesaj niteliği taşıdığını belirtiyor: Pakt üyeleri, Yemen'deki çatışmanın bölgesel güvenliğe tehdit oluşturduğu konusunda ortak bir tutum sergiliyor.
Husilerin Askeri Kapasitesi ve Bölgesel Dengeler
Husiler, son yıllarda İran'dan aldığı destekle balistik füze, seyir füzesi ve insansız hava aracı kabiliyetlerini önemli ölçüde artırdı. Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad ve Cidde gibi şehirlere yönelik saldırılar, bu kapasitenin somut göstergesi oldu. Husilerin ayrıca Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları, uluslararası deniz ticaretini tehdit ediyor. Mekke Paktı'nın devreye girmesi halinde, Husilerin hem karadan hem de denizden saldırı kabiliyetlerinin hedef alınabileceği belirtiliyor. Ancak böyle bir operasyonun riskleri de bulunuyor. Uzmanlar, Yemen'in zorlu coğrafyasında yürütülecek bir askeri harekatın uzun süreli ve maliyetli olabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, paktın doğrudan müdahalesi İran ile gerilimi tırmandırabilir ve bölgesel bir savaşa yol açabilir.
Türkiye'nin Rolü ve Diplomatik Hamleler
Türkiye, Mekke Paktı çerçevesinde hem askeri hem de diplomatik alanda aktif bir rol üstleniyor. Ankara, Yemen krizinde taraflar arasında diyalog çağrısı yaparken, aynı zamanda Suudi Arabistan'a savunma sanayi desteği sağlıyor. Türkiye'nin Çelik Kubbe'yi Suudi Arabistan'a satma olasılığı, savunma sanayi ihracatı açısından da önemli bir adım olarak görülüyor. Öte yandan Pakistan, nükleer gücü ve bölgesel deneyimiyle paktın askeri ayağında denge unsuru olarak öne çıkıyor. Pakistan ordusunun, Suudi Arabistan'a askeri eğitim ve danışmanlık sağladığı biliniyor. Mekke Paktı'nın operasyonel bir ittifaka dönüşmesi, Orta Doğu'daki güç dengelerini kökten değiştirebilir.
Uzman Görüşleri ve Gelecek Senaryoları
A Haber'deki analizde konuşan güvenlik uzmanları, Mekke Paktı'nın Yemen'de doğrudan bir operasyon yapmasının henüz kesinleşmediğini, ancak hazırlıkların sürdüğünü belirtti. Uzmanlara göre, öncelikli hedef Husilerin füze ve İHA altyapısını vurmak olacak. Bu kapsamda, Suudi Arabistan'a konuşlandırılacak Çelik Kubbe sistemleri, savunma hattını güçlendirecek; ardından sınırlı hava operasyonları ve istihbarat destekli nokta atışları gündeme gelebilecek. Ancak kapsamlı bir kara harekatı şu aşamada düşük olasılıklı görülüyor. Diplomatik kanallar da açık tutuluyor; Birleşmiş Milletler ve bölgesel aktörler, Yemen'de siyasi çözüm için çaba harcıyor. Mekke Paktı'nın askeri boyutunun yanı sıra, insani yardım ve yeniden yapılandırma konularında da rol alması bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Mekke Paktı'nın Yemen'de devreye girmesi, yalnızca bölgesel değil küresel dengeleri de etkileyecek. ABD, Suudi Arabistan'ın güvenliğini desteklemekle birlikte doğrudan çatışmaya girmekten kaçınıyor. Rusya ve Çin, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana tavır alıyor. İran ise Husilere verdiği desteği sürdürerek paktın karşısında konumlanıyor. Türkiye'nin öncülüğündeki Mekke Paktı'nın başarısı, İslam dünyasında yeni bir güvenlik işbirliği modeli yaratabilir. Ancak başarısızlık, bölgede daha derin bir istikrarsızlığa yol açabilir. Önümüzdeki günlerde yapılacak üçlü zirveler ve olası ortak tatbikatlar, paktın geleceğine dair ipuçları verecek. Yemen halkı ise yıllardır süren savaşın sona ermesi için her türlü çabayı destekliyor; ancak yeni bir askeri müdahalenin sivil kayıpları artırmasından endişe ediyor.
Mekke Paktı'nın Yemen sahasındaki etkinliği, bölgesel güç dengesi açısından kritik bir eşik olarak görülüyor. Suudi Arabistan'ın güvenlik ihtiyaçları ile Türkiye'nin savunma sanayi ihracat hedefleri örtüşürken, Pakistan'ın askeri kapasitesi paktın caydırıcılığını artırıyor. Ancak unutulmamalıdır ki, askeri çözümler Yemen krizinin kökenindeki siyasi ve ekonomik sorunları ortadan kaldırmaz. Kalıcı barış için kapsayıcı bir siyasi süreç ve bölgesel diyalog şart. Mekke Paktı, askeri caydırıcılığın yanı sıra diplomatik girişimlere de ağırlık verirse, Yemen'de sürdürülebilir bir çözüme katkı sağlayabilir. Aksi halde, bölge yeni bir çatışma sarmalına sürüklenebilir.