Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan liderlerinin Mekke'de bir araya gelerek imzaladığı iş birliği anlaşması, bölgesel güvenlik dengelerinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in katılımıyla gerçekleşen zirvede, üç ülke arasında savunma, enerji ve ekonomi alanlarında kapsamlı bir ortaklık tesis edildi. Ancak bu gelişme, özellikle Yunanistan'da muhalefet partilerinin sert tepkisine yol açtı. Atina yönetimi, anlaşmanın ardından bölgesel güç dengesinin Türkiye lehine değiştiğini savunarak, Yunanistan'ın Suudi Arabistan'da konuşlu Patriot hava savunma sistemlerinin derhal geri çekilmesini talep etti.
Mekke Anlaşması'nın Kapsamı ve Etkileri
Mekke'de gerçekleşen üçlü zirvede, ortak tehditlere karşı dayanışma vurgusu ön plana çıktı. Anlaşma metninde, İslam dünyasının istikrarı ve güvenliğinin korunması, terörle mücadelede iş birliği, savunma sanayii alanında ortak projeler geliştirilmesi ve enerji hatlarının güvenliği gibi başlıklar yer aldı. Uzmanlar, bu anlaşmanın özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve Ege'deki gerilimler bağlamında yeni bir denge unsuru oluşturduğunu belirtiyor. Zirve sonrası yayımlanan ortak bildiride, 'bölgesel sorunların çözümünde diyalog ve iş birliğinin önemi' vurgulanırken, üç ülkenin 'bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı' ilkesi çerçevesinde hareket edeceği ifade edildi.
Yunanistan'da Patriot Krizi
Yunanistan'da ana muhalefet partisi SYRIZA ve diğer muhalif gruplar, hükümete yönelik eleştirilerini artırdı. Yunan muhalefeti, Suudi Arabistan'ın Türkiye ile yakınlaşmasının, Yunanistan'ın savunma stratejisini olumsuz etkilediğini savunuyor. Özellikle, Yunanistan'ın 2021'de Suudi Arabistan'a konuşlandırdığı Patriot füze savunma sistemlerinin, artık Türkiye'ye karşı bir koz olarak kullanılamayacağını öne sürüyorlar. Yunanistan'ın eski Savunma Bakanı ve SYRIZA milletvekili Panos Kammenos, yaptığı açıklamada, 'Mekke Anlaşması, Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'deki jeopolitik konumunu zayıflatmıştır. Patriotları derhal geri çekin ve bu anlaşmaya karşı uluslararası hukuk zemininde mücadele edin' dedi. Yunan hükümeti ise, Patriotların NATO çerçevesindeki görevini sürdürdüğünü ve bölgesel güvenliğe katkı sağladığını belirterek, muhalefetin bu talebinin gerçekçi olmadığını savunuyor.
Bölgesel Güç Dengeleri ve Türkiye'nin Yükselen Profili
Mekke Anlaşması, son yıllarda Türkiye'nin bölgesel politikalarında izlediği aktif diplomasinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Türkiye'nin Suudi Arabistan ile ilişkileri, 2018'deki Kaşıkçı cinayeti sonrası yaşanan krizin ardından yeniden normalleşme sürecine girmişti. Bu anlaşma, normalleşmenin savunma ve güvenlik alanlarına taşındığını gösteriyor. Suudi Arabistan'ın, Türkiye'nin insansız hava aracı (İHA) teknolojilerine ilgisi ve ortak üretim projeleri, iki ülkeyi daha da yakınlaştırıyor. Pakistan'ın da dahil olduğu bu üçlü mekanizma, İslam dünyasında yeni bir ittifak hattı oluşturuyor. Bu durum, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde endişe yaratırken, İsrail ve Mısır gibi ülkelerin de denklemi yeniden hesaplamasına neden oluyor.
Uluslararası Tepkiler ve Gelecek Perspektifi
Mekke Anlaşması'na uluslararası toplumdan ilk tepkiler karışık oldu. ABD, anlaşmayı 'bölgesel istikrara katkı sağlayacak bir gelişme' olarak nitelendirirken, Avrupa Birliği ise ihtiyatlı bir dil kullandı. AB Dış İlişkiler Sözcüsü, 'bölgesel iş birliklerinin şeffaflık ve uluslararası hukuka uygunluk çerçevesinde olması gerektiğini' vurguladı. Bu arada Yunanistan'ın Avrupa Parlamentosu'ndaki milletvekilleri, konuyu gündeme taşımaya hazırlanıyor. Uzmanlar, önümüzdeki dönemde bu yeni ittifakın özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji arama faaliyetleri ve Ege'deki hava sahası ihlalleri üzerinden yeni gerilimlere yol açabileceğini, ancak diyalog kanallarının açık tutulmasının önemli olacağını belirtiyor.
Türkiye'nin bölgesel ağırlığını artıran bu anlaşma, Yunanistan'ın uzun süredir Batı ittifakı içinde sahip olduğu dengeyi sarsıyor. Atina'nın patriotları geri çekme talebi, aslında sembolik bir anlam taşıyor; zira esas mesele, Türkiye'nin İslam dünyasındaki etkinliğinin artması ve Yunanistan'ın bunu dengeleyecek stratejik araçlardan yoksun kalması. Önümüzdeki süreçte Yunanistan'ın hem NATO içindeki konumunu hem de doğrudan Türkiye ile ilişkilerini gözden geçirmesi kaçınılmaz görünüyor.