Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), mesleki eğitimi güncel teknolojiyle buluşturmak ve mezunların iş gücü piyasasında daha hızlı yer bulmasını sağlamak amacıyla "sektör içi okul" ve "sektöre entegre okul" modellerini hayata geçiriyor. Yeni işbirliği modelleri kapsamında, öğrenciler eğitim sürecinde doğrudan sektörün içinde yer alacak, teorik bilgilerini pratikle birleştirecek. Bakanlık, bu sayede mesleki eğitimin kalitesini artırmayı ve genç işsizliğini azaltmayı hedefliyor.
Sektör içi okul modeli nedir?
"Sektör içi okul" modelinde, eğitim kurumları doğrudan işletmelerin bünyesinde veya yakınında konumlandırılacak. Öğrenciler, haftanın belirli günlerinde okulda teorik ders alırken, kalan günlerde fabrika, atölye veya ofislerde uygulamalı eğitime katılacak. Bu model, özellikle imalat sanayi, bilişim teknolojileri ve sağlık hizmetleri gibi sektörlerde uygulanacak. MEB, pilot okulların bu yıl içinde belirleneceğini ve 2025-2026 eğitim öğretim yılında faaliyete geçeceğini duyurdu.
Sektöre entegre okul modeli
"Sektöre entegre okul" modelinde ise mevcut mesleki eğitim merkezleri, sektör temsilcilerinin aktif katılımıyla müfredatını güncelleyecek. Sektörün ihtiyaç duyduğu beceriler doğrultusunda ders içerikleri yenilenecek, staj ve işbaşı eğitim süreleri artırılacak. Öğrenciler, mezuniyet öncesinde sektördeki mentorlar eşliğinde projeler geliştirecek. MEB, bu model sayesinde işverenlerin nitelikli eleman bulma sorununun çözüleceğini ve gençlerin istihdamının kolaylaşacağını belirtiyor.
Hedef: Yüzde 90 istihdam başarısı
Bakanlık yetkilileri, yeni modellerle mesleki eğitim mezunlarının istihdam oranının yüzde 90'a çıkarılmasını hedeflediklerini ifade etti. Şu an mesleki eğitim mezunlarının istihdam oranı yüzde 60 civarında bulunuyor. Pilot uygulamalar, otomotiv, makine, elektrik-elektronik, yazılım ve lojistik gibi sektörlerde başlatılacak. Ayrıca, sektör içi okularda eğitim gören öğrencilere, işletmeler tarafından asgari ücretin yarısı kadar burs verilmesi planlanıyor.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) gibi kuruluşlar da projeye destek veriyor. Sektör temsilcileri, mesleki eğitimin kalitesinin artmasının sanayinin rekabet gücüne katkı sağlayacağını vurguluyor. Türkiye'de genç işsizlik oranının yüzde 18 seviyesinde olduğu düşünülürse, bu adımın ekonomik kalkınma için kritik öneme sahip olduğu görülüyor. MEB'in attığı bu adım, mesleki eğitimi toplum nezdinde daha cazip hale getirme potansiyeli taşıyor. Ancak uygulamanın başarılı olması için sektörün sürece aktif katılımı ve bölgesel ihtiyaçların doğru tespit edilmesi gerekiyor. Aksi halde yapısal dönüşüm kağıt üzerinde kalabilir.