Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Resmi Gazete'de yayımlanan yeni bir yönetmelik değişikliğiyle merkezi sınav puanıyla öğrenci kabul edecek okulların belirlenmesine yönelik kriterleri ve takvimi netleştirdi. 2025-2026 eğitim öğretim yılından itibaren geçerli olacak düzenleme, okulların akademik başarılarının yanı sıra proje çalışmaları, sosyal faaliyetleri ve ulusal/uluslararası düzeydeki başarılarını da değerlendirme sürecine dahil ediyor.
Yeni kriterler neler?
Düzenlemeye göre, bir okulun merkezi sınavla öğrenci alabilmesi için belirli bir akademik başarı puanına sahip olmasının yanında, en az iki ulusal veya bir uluslararası projede yer alması, düzenli olarak sosyal etkinlikler düzenlemesi ve öğrencilerinin ulusal/uluslararası yarışmalarda derece alması gerekecek. Ayrıca okulun fiziki altyapısı, laboratuvar ve kütüphane olanakları da değerlendirmeye tabi tutulacak. Başvurular her yıl ocak ayında alınacak, sonuçlar ise nisan ayında açıklanacak.
Değerlendirme süreci ve takvim
Okulların başvuruları, MEB bünyesinde oluşturulacak bir komisyon tarafından incelenecek. Komisyon, her okul için 100 üzerinden puanlama yapacak. Akademik başarı yüzde 40, proje ve sosyal faaliyetler yüzde 30, ulusal/uluslararası başarılar yüzde 20, fiziki altyapı ise yüzde 10 ağırlığa sahip olacak. Toplamda 70 ve üzeri puan alan okullar, merkezi sınavla öğrenci almaya hak kazanacak. Bu okullar, her yıl mayıs ayında Bakanlık tarafından ilan edilecek.
Hedef: Nitelikli okul sayısını artırmak
MEB yetkilileri, düzenlemenin amacının sadece sınav başarısını değil, okulların bütüncül gelişimini teşvik etmek olduğunu belirtti. Yeni kriterlerle birlikte fen liseleri, sosyal bilimler liseleri ve proje okulları gibi kurumların yanı sıra bu potansiyele sahip diğer okulların da sistem içine çekilmesi hedefleniyor. Özellikle Anadolu liseleri arasında proje odaklı eğitim verenlerin öne çıkması bekleniyor.
Uygulamanın ilk yılında mevcut merkezi sınavla öğrenci alan okulların yeniden değerlendirilmeye alınmayacağı, ancak 2026'dan itibaren tüm okulların bu kriterlere tabi olacağı ifade edildi. Bu durum, bazı köklü okulların statü kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabileceği anlamına geliyor. Eğitim uzmanları, okulların sosyal ve proje faaliyetlerine daha fazla kaynak ayırması gerektiğini vurguluyor. Düzenleme, eğitimde fırsat eşitliği tartışmalarını da beraberinde getirirken, özellikle kırsal bölgelerdeki okulların bu kriterleri karşılamakta zorlanabileceği belirtiliyor.