Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi'nin altındaki sıcak "termal dom" yapısının ana fay hattını zayıflatarak sürünmeyi kolaylaştırabileceğini ve bölgede çoğunlukla 6 ve üzeri büyüklükte depremlerin oluşmasına katkı sağlıyor olabileceğini belirtti. Bektaş, Marmara'nın "röntgeni" olarak tanımladığı bu yapının, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Marmara segmentindeki deprem potansiyelini artırdığını ifade etti.
Termal dom nedir ve neden tehlikeli?
Prof. Dr. Bektaş, termal domun yer kabuğunun derinliklerinden gelen yüksek sıcaklıktaki magma veya akışkan birikintisi olduğunu açıkladı. Bu yapı, üzerindeki kayaçları ısıtarak zayıflatmakta ve fay hattının iki tarafı arasındaki sürtünmeyi azaltmaktadır. Normalde sürtünme sayesinde enerji biriktiren fay, termal domun etkisiyle daha kolay kaymakta ve küçük depremler üretebilmektedir. Ancak bu durum, büyük bir deprem için gereken gerilimin tamamen boşalmasını engelleyerek, asıl enerjinin daha büyük bir kırılmayla açığa çıkmasına neden olabilmektedir.
Marmara Denizi'ndeki deprem tehlikesi
Bektaş, Marmara Denizi'nin altında bulunan bu termal domun, 1999 Gölcük depreminden bu yana bölgede sıkça gözlemlenen küçük depremlerin kaynağı olduğunu belirtti. "Marmara'da sürekli 1-3 büyüklüğünde depremler oluyor. Bunlar termal domun fayı süründürmesinden kaynaklanıyor. Ama bu sürünme, büyük bir depremin oluşabileceği potansiyeli ortadan kaldırmıyor, aksine fayın daha kırılgan hale gelmesine yol açıyor" dedi.
Bilim insanları ne diyor?
Prof. Dr. Bektaş'ın bu uyarıları, İstanbul ve çevresinde yaşayanlar için bir deprem hazırlığı çağrısı niteliği taşıyor. Jeofizik mühendisleri ve deprem uzmanları, termal domun varlığının daha önce başka bölgelerde de deprem tetiklediğini belirtiyor. Örneğin, ABD'nin Yellowstone Milli Parkı altındaki termal dom, bölgede sismik aktiviteyi artırmıştır. Bektaş, Marmara'daki benzer yapının daha küçük çapta olduğunu ancak yine de dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Ne gibi önlemler alınmalı?
Uzmanlar, Marmara Bölgesi'nde özellikle İstanbul'da yapı stokunun güçlendirilmesi, deprem konusunda toplumsal bilincin artırılması ve afet yönetim planlarının güncellenmesi gerektiğini hatırlatıyor. Bektaş, "Termal domun varlığı kesin bir tahmin yapmamıza izin vermiyor, ancak büyük bir depremin olasılığını artırdığını söyleyebiliriz. Bu nedenle Marmara'da yaşayan herkesin depreme hazır olması hayati önem taşıyor" şeklinde konuştu.
Geçmiş depremler ve Marmara
Marmara Denizi ve çevresi tarih boyunca büyük depremlere sahne olmuştur. 1509 depremi İstanbul'u yerle bir etmiş, 1766 depremi ise büyük hasara yol açmıştır. 1999 Gölcük depreminden sonra bilim insanları, İstanbul'un 2030 yılına kadar yüzde 65 olasılıkla 7 büyüklüğünde bir deprem yaşayacağını tahmin ediyor. Termal dom hipotezi, bu tahminleri daha da ciddiye almamız gerektiğini gösteriyor.
Sonuç olarak, Prof. Dr. Osman Bektaş'ın uyarıları, Marmara Bölgesi'ndeki deprem tehlikesine dair yeni bir perspektif sunuyor. Termal domların fay hatları üzerindeki etkisi, jeolojik araştırmaların ve deprem hazırlıklarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Marmara'da yaşayan herkesin depreme karşı bilinçli olması ve gerekli önlemleri alması, olası bir felaketin etkilerini azaltacaktır.