Marmara Denizi’nde meydana gelen gemi çarpışması, denizcilik güvenliği açısından yeni soru işaretlerini gündeme getirdi. İki Türk bayraklı geminin çarpışması sonucu TUĞBERK İMAMOĞLU isimli gemi battı. Kazanın ardından gözler, gemilerin birbirini neden fark etmediğine ve bu tür olayların önlenip önlenemeyeceğine çevrildi. Trabzon Limanı Kılavuz Kaptanı Öğr. Gör. Şenol Çalışan, konuya ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Çalışan, “Kazanın Marmara’da olması beni şaşırttı” diyerek, bu bölgedeki trafik yoğunluğu ve denizcilik altyapısına dikkat çekti.
Çarpışma nasıl meydana geldi?
Olay, Marmara Denizi’nin en işlek deniz yollarından birinde gerçekleşti. İlk belirlemelere göre, iki gemi seyir halindeyken aynı rotada ilerliyordu. TUĞBERK İMAMOĞLU isimli gemi, çarpışmanın etkisiyle kısa sürede sulara gömüldü. Mürettebatın tahliyesi ve kurtarma çalışmaları ise zamanında yapıldı. Ancak kazanın nedeni henüz tam olarak aydınlatılamadı. Uzmanlar, çarpışmanın yaşandığı bölgedeki görüş mesafesi, radar kullanımı ve gemilerin hızlarının araştırılması gerektiğini belirtiyor.
Kılavuz Kaptan Çalışan’dan dikkat çeken değerlendirme
Kılavuz Kaptan Şenol Çalışan, kazanın ardından Hürriyet.com.tr’ye yaptığı açıklamada, olayın Marmara Denizi’nde gerçekleşmesini şaşkınlıkla karşıladığını ifade etti. Çalışan, “Marmara Denizi, Türkiye’nin en yoğun deniz trafiğine sahip bölgelerinden biridir. Burada seyir halindeki gemilerin birbirini fark etmemesi, sıradan bir durum değil. Normal şartlarda bu tür kazaların önlenmesi için gelişmiş radar sistemleri, otomatik tanımlama sistemleri (AIS) ve kılavuz kaptan desteği bulunuyor. Ancak bu kazada bu sistemlerin yetersiz kaldığı ya da ihmal edildiği izlenimi doğuyor” dedi.
Çalışan, kazanın meydana geldiği bölgedeki deniz trafiğinin yoğunluğuna dikkat çekerek, “İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı arasında kalan Marmara Denizi, transit geçişlerin yanı sıra yerel feribot seferlerinin de yoğun olduğu bir alan. Bu kadar hareketli bir su yolunda iki geminin çarpışması, ciddi bir güvenlik zaafiyetine işaret ediyor” ifadelerini kullandı.
Gemiler neden birbirini fark etmedi?
Kazanın en kritik sorularından biri, gemilerin neden birbirini zamanında fark edemediği. Kılavuz Kaptan Çalışan, bu durumun birden fazla nedeni olabileceğini belirtti. “Öncelikle görüş mesafesi önemli. Sis veya yağış gibi meteorolojik koşullar, radarların etkinliğini azaltabilir. Ayrıca gemilerin hızları da kritik. Yüksek hızda seyreden gemilerin manevra kabiliyeti düşer. Bunun yanında, mürettebatın yorgunluğu veya dikkatsizliği de kazaya zemin hazırlamış olabilir. Ancak şu an için bunlar birer ihtimal; kesin neden, kaza raporuyla ortaya çıkacaktır” dedi.
Çalışan, otomatik tanımlama sistemlerinin (AIS) önemine vurgu yaparak, “Gemilerin birbirlerini görmesi için AIS cihazları zorunlu. Bu sistem sayesinde gemiler, konumlarını ve rotalarını paylaşır. Eğer her iki gemide de AIS aktif çalışıyorsa, çarpışma riski minimuma iner. Ama bu kazada, sistemlerin devre dışı kalmış olma ihtimali üzerinde durulmalı” şeklinde konuştu.
Bölgedeki deniz trafiği riskleri
Marmara Denizi, sahip olduğu stratejik konum nedeniyle her yıl binlerce gemiye ev sahipliği yapıyor. Bu durum, bölgedeki kaza riskini de artırıyor. Kılavuz Kaptan Çalışan, yaşanan kazanın bir uyarı niteliği taşıdığını söyleyerek, “Bu tür kazaların önüne geçmek için sadece teknolojik altyapıyı güçlendirmek yetmez. Mürettebatın eğitimi, deniz trafik yönetim sistemlerinin etkin kullanımı ve kılavuz kaptan zorunluluğunun yaygınlaştırılması gerekiyor. Özellikle dar su yollarında ve yoğun bölgelerde kılavuz kaptan alınması zorunlu hale getirilmeli” dedi.
Çalışan, kazanın yaşandığı bölgenin özellikle İstanbul bağlantılı olduğunu hatırlatarak, “Marmara Denizi’nde seyir güvenliği, sadece Türkiye’nin değil, uluslararası denizciliğin de önemli bir konusu. Bu nedenle, bölgedeki güvenlik önlemlerinin gözden geçirilmesi ve aksaklıkların giderilmesi şart” ifadelerini kullandı.
Benzer kazalar ve alınacak dersler
Türk boğazları ve Marmara Denizi, tarih boyunca birçok deniz kazasına sahne oldu. Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu kazaların sayısında azalma yaşandı. Yine de son yıllarda yaşanan bazı olaylar, denizcilik sektöründe hâlâ ciddi risklerin bulunduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bu tür kazaların önlenmesi için uluslararası denizcilik kurallarına tam uyumun sağlanması ve yerel yönetimlerin denetimlerini sıklaştırması gerektiğini belirtiyor.
Kılavuz Kaptan Şenol Çalışan, kazanın ardından yetkililere ve gemi sahiplerine çağrıda bulunarak, “Kazaların birçoğu insan hatasından kaynaklanıyor. Bu hatayı en aza indirmek için simülasyon eğitimlerinin artırılması ve mürettebatın dinlendirilmesi büyük önem taşıyor. Şimdi bu kazadan ders çıkararak, benzer olayların yaşanmaması için hep birlikte çalışmalıyız” dedi.
Kaza ile ilgili soruşturma ise devam ediyor. Yetkililer, gemilerin kayıtlarını inceleyerek ve mürettebatı dinleyerek kazanın çıkış nedenini belirlemeye çalışıyor. Bu süreçte, hem batan gemi hem de diğer geminin kaptanları ifade verdi. Deniz ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşları da kazanın takipçisi olduklarını duyurdu.
Marmara Denizi’nin bu gibi olaylarla bir kez daha gündeme gelmesi, Türkiye’nin denizcilik politikalarının gözden geçirilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün ve Deniz Ticaret Odası’nın konuya hızlı bir şekilde el atması ve raporların şeffaf bir şekilde paylaşılması çağrısında bulunuyor. Bu kazanın, geçmişte yaşanan benzer olaylardan daha fazla ders çıkarılmasına vesile olması temenni ediliyor.