Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Geomatik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Marmara Denizi'nde meydana gelen depremlerin batıdan doğuya doğru ilerlediğini belirterek, bölgedeki deprem riskine dikkat çekti. Uzmanların tarih konusunda tartıştığı Marmara depreminin asıl tehlikesinin bu yönlü ilerleyiş olduğunu vurgulayan Kutoğlu, yaptığı açıklamalarla kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı.
Depremlerin Batıdan Doğuya İlerlemesi Ne Anlama Geliyor?
Prof. Dr. Kutoğlu, Marmara Denizi'ndeki sismik hareketliliğin doğu-batı doğrultusunda değil, batıdan doğuya doğru bir seyir izlediğini ifade etti. Bu durumun, depremlerin kaynağının Marmara Denizi'nin batısında olduğunu ve zamanla doğuya doğru kaydığını gösterdiğini söyledi. Kutoğlu, “Marmara Denizi'nde 1999 Gölcük depreminden bu yana yaşanan sismik aktivite, batıdan doğuya doğru bir yayılım gösteriyor. Bu, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Marmara Denizi altındaki segmentlerinin kademeli olarak kırıldığına işaret ediyor” dedi.
Uzman, bu ilerleyişin İstanbul gibi yoğun nüfuslu bölgeler için daha büyük bir risk oluşturduğunu vurguladı. “Depremlerin batıdan doğuya ilerlemesi, enerjinin biriktiği alanların da doğuya kaydığını gösteriyor. Bu da İstanbul açıklarında büyük bir depremin olabileceğini işaret ediyor” diye konuştu.
Tarih Tartışmasına Yeni Bir Boyut
Bilim dünyasında Marmara depreminin ne zaman olacağına dair farklı görüşler bulunuyor. Kimi uzmanlar önümüzdeki 30 yıl içinde büyük bir deprem beklerken, kimileri bu sürenin daha kısa olabileceğini savunuyor. Prof. Dr. Kutoğlu ise tarih tartışmasından ziyade, depremin batıdan doğuya ilerleme karakteristiğine odaklanılması gerektiğini belirtti. “Depremin tam tarihini vermek mümkün değil. Ancak sismik boşlukların yer değiştirdiğini ve tehlikenin batıdan doğuya kaydığını söyleyebiliriz. Bu bilgi, yapısal önlemler ve afet yönetimi açısından kritik öneme sahip” ifadelerini kullandı.
Kutoğlu, Marmara Denizi'ndeki fay hatlarının hareketliliğini izlemek için GNSS (Küresel Navigasyon Uydu Sistemi) ve InSAR (Yapay Açıklıklı Radar İnterferometrisi) gibi teknolojiler kullanıldığını, bu verilerin deprem tahmin modellerine katkı sağladığını aktardı.
Uzmanlar Ne Diyor?
Marmara depremi konusunda farklı görüşler mevcut. İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Haluk Özener, depremin büyüklüğü ve zamanına dair belirsizlikler olduğunu ancak riskin her geçen gün arttığını söylüyor. Özener, “Marmara Denizi'nde 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem bekliyoruz. Ancak ne zaman olacağına dair kesin bir tahmin yapmak zor. Bu nedenle her an hazırlıklı olmalıyız” derken, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden Dr. Doğan Kalafat ise sismik boşlukların doğuya kaydığına dair veriler olduğunu doğruluyor.
Bağımsız Değerlendirme
Marmara Denizi’ndeki deprem tehlikesi, bilimsel tartışmaların ötesinde toplumsal bir sorumluluk gerektiriyor. Prof. Dr. Kutoğlu'nun batıdan doğuya ilerleme tespiti, deprem hazırlıklarının İstanbul'un batı ilçelerine de yoğunlaştırılması gerektiğini gösteriyor. Siyasi iradenin ve yerel yönetimlerin, bu bilimsel veriler ışığında kentsel dönüşüm ve afet yönetimi politikalarını güncellemesi hayati önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki depremler tarih vermez, ancak bilim bize nereye bakmamız gerektiğini söyler.