17 Ağustos 1999'da meydana gelen ve Türkiye'yi yasa boğan Marmara Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti. Depremden en çok etkilenen bölgelerden biri olan Düzce'nin Gölyaka ilçesinde, yakınlarını kaybedenlerin acısı hala ilk günkü tazeliğini koruyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da deprem şehitleri için dualar edildi, mezarlar ziyaret edildi, gözyaşları döküldü.
Gölyaka'da Depremin İzleri ve Acılar
Gölcük merkezli deprem, 17 Ağustos 1999 saat 03:02'de meydana geldi ve yaklaşık 45 saniye sürdü. Marmara Bölgesi'nin yanı sıra Düzce, Bolu ve çevre illerde de büyük yıkıma neden oldu. Gölyaka ilçesi de depremden en ağır yaralardan birini aldı. Resmi rakamlara göre ilçede 347 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı, birçok bina yerle bir oldu. O geceyi yaşayanlar, o anın dehşetini hala unutamıyor. 68 yaşındaki emekli öğretmen Hasan Yılmaz, o geceyi şöyle anlatıyor: "Saatlerce sarsıldık, her yer toz duman. Sabah olduğunda enkazların arasında tanıdık yüzler aradık. Komşumuzun iki çocuğu, arkadaşımın ailesi... Hepsi göçük altında kalmıştı. O gün bu gündür her 17 Ağustos'ta yüreğimiz yanıyor."
Deprem sonrası bölgede yaralar sarılmaya çalışıldı. Devlet ve sivil toplum kuruluşları seferber oldu. Ancak insan kayıplarının acısı hiçbir zaman dinmedi. Gölyaka'da her yıl deprem anma etkinlikleri düzenleniyor, şehitler anılıyor. Bu yıl da 27. yıl dönümünde ilçe meydanında bir araya gelen vatandaşlar, depremde hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulundu, dualar etti.
Deprem Gerçeği ve Alınması Gereken Dersler
Türkiye, deprem kuşağında yer alan bir ülke. Uzmanlar, büyük depremlerin kaçınılmaz olduğunu ancak alınacak önlemlerle can kayıplarının en aza indirilebileceğini vurguluyor. 1999 Marmara Depremi, bu konuda önemli bir dönüm noktası oldu. Deprem sonrası bina yönetmelikleri güncellendi, kentsel dönüşüm çalışmaları hız kazandı. Ancak hala riskli yapı stoku bulunuyor. Jeoloji Mühendisi Dr. Ayşe Demir, "Marmara Bölgesi'nde beklenen büyük deprem için hazırlıkların artırılması gerekiyor. Binaların güçlendirilmesi, acil durum planlarının yapılması ve toplumun bilinçlendirilmesi hayati önem taşıyor" diyor.
Gölyaka'da da deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde modern binalar inşa edildi. Ancak deprem gerçeğiyle yaşamaya alışan halk, artık her an depreme hazır olmanın önemini biliyor. İlçe sakinlerinden 45 yaşındaki Fatma Kaya, "Depremi yaşadıktan sonra hayatımız değişti. Artık evlerimizde deprem çantası hazır tutuyoruz, her sarsıntıda tedirgin oluyoruz. Ama en büyük acı, kaybettiklerimizin yerinin dolmaması" ifadelerini kullandı.
Deprem kuşağında yer alan Türkiye için geçmişten ders çıkarmak ve yapı stokunu güvenli hale getirmek büyük önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle İstanbul başta olmak üzere riskli bölgelerde kentsel dönüşüm projelerinin hızlandırılması çağrısında bulunuyor. 17 Ağustos'un acısı taze, ama bu acı, gelecekte daha güvenli bir Türkiye için umut olmalı.