17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti. O gece binlerce kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi derinden etkilendi. Depremin en derin yaralarından birini de Sabriye Çap yaşıyor. Çap, enkaz altında oğlunu ve gelinini kaybetti; acısını ilk günkü gibi yüreğinde taşıyor.
Sabriye Çap Kimdir?
Sabriye Çap, Marmara Depremi'nde İzmit'te yaşayan bir anne. Depremin yaşandığı gece, oğlu ve gelini evlerinin enkazında kalarak hayatlarını kaybetti. Çap, o geceyi ve sonrasını anlatırken gözyaşlarını tutamıyor. “27 yıl geçti ama bir gün bile gözümden düşmediler. Her sabah uyandığımda aynı acıyla kalkıyorum” diyor. Onun hikayesi, deprem gerçeğinin asla unutulamayacağını hatırlatıyor.
Depremin Ardından Yaşam Mücadelesi
Sabriye Çap, depremin ardından zorlu bir yaşam mücadelesi verdi. Eşi de depremde çeşitli sağlık sorunlarıyla mücadele etti; kısa bir süre sonra hayatını kaybetti. Çap, oğlundan ve gelininden kalan torunlarını tek başına yetiştirdi. Torunlarına olan sevgisi ve bağlılığı, yaşamını idame ettirmesinde büyük rol oynadı. “Torunlarım sayesinde ayakta kaldım. Onlar, oğlumun ve gelinimin bir parçası” ifadelerini kullanıyor.
Marmara Depremi'nin Yıkıcılığı ve Hala Taze Olan Acılar
Marmara Depremi, Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçti. 7,4 büyüklüğündeki deprem, Kocaeli, Sakarya, Yalova, İstanbul ve Bursa başta olmak üzere birçok şehirde büyük yıkımlara yol açtı. Resmi rakamlara göre 17.000'den fazla insan hayatını kaybetti, 50.000'e yakın insan yaralandı. Ancak bu sayılar, depremin gerçek yüzünü tam olarak yansıtmıyor. Kaybedilen her can, geride kalan aileler için tarifsiz bir acıya dönüşüyor. Sabriye Çap da bu acıyı her gün yüreğinde hisseden isimlerden biri.
Sabriye Hanım'ın Anlatımıyla O Gece
Sabriye Çap, o geceyi “Saat gece 3:03'tü. Büyük bir gürültüyle sarsıldık. Her şey birkaç saniye içinde yıkıldı. Oğlum Mehmet'in evi bize yakındı. Bağırarak koştum ama enkazı görünce çığlık atamadım. Komşular ve görevlilerle birlikte saatlerce kazı yaptık. Sabah olduğunda iki cesedi çıkardılar. Dünyam yıkıldı. 'Ölüm daha mı merhametli?' dedim kendime.” sözleriyle anlatıyor. Oğlu Mehmet 28 yaşında, gelini Ayşe ise 26 yaşındaydı. Çift yeni evlenmişler ve ilk bebeklerini bekliyorlardı. “Torunum oğlumdan yetim kaldı” diyor.
Deprem Gerçeği ve Afet Bilinci
Marmara Depremi'nin üzerinden çeyrek asırdan fazla zaman geçmesine rağmen, deprem gerçeği Türkiye'de hala gündemde. Uzmanlar, Marmara Bölgesi'nde büyük bir deprem beklendiğini sürekli dile getiriyor. Ancak Sabriye Çap gibi yaşayan acılar, deprem bilincinin önemini her dönem hatırlatıyor. Çap, yetkililere ve vatandaşlara sürekli şu çağrıda bulunuyor: “Deprem gerçeğini unutmayın. Evlerinizi sağlam yapın, eşyalarınızı sabitleyin, mutlaka deprem çantanız olsun. Kimsenin bu acıyı yaşamasını istemem.”
Toplum Hafızası ve Yeni Nesillere Etkisi
Marmara Depremi'nden ders çıkarılması gerektiğini belirten Sabriye Çap, özellikle gençlerin ve çocukların afet bilinciyle yetişmesi gerektiğini vurguluyor. Okullarda deprem tatbikatlarının yapılması, çocuklara deprem anında nasıl davranacaklarının öğretilmesi gerektiğini ifade ediyor. “Benim yaşadıklarım bir ibret vesikası gibi önümde duruyor. Torunlarıma da hep anlatıyorum. Onlar da kendi çocuklarına anlatsınlar istiyorum” diyor.
Türkiye'nin Deprem Gerçeği
Türkiye, son yıllarda birçok deprem felaketiyle karşı karşıya kaldı. 6 Şubat 2023 depremleri de bu acıların tazeliğini gözler önüne serdi. Depremler, sadece fiziksel yıkım değil, psikolojik olarak da toplumları derinden etkiliyor. Sabriye Çap gibi bireylerin hikayeleri, kayıpların ve acıların asla unutulmadığını gösteriyor.
Marmara Depremi'nin yıl dönümünde, hayatını kaybeden tüm vatandaşları saygıyla anıyor; ailelerinin acısını paylaşıyoruz. Sabriye Çap'ın da belirttiği gibi, “acı zamanla geçmiyor, sadece alışıyorsunuz.” Onun hikayesi, bir kez daha deprem gerçeğinin Türkiye için kaçınılmaz olduğunu ve her an hazırlıklı olunması gerektiğini hatırlatması bakımından önemli.