17 Ağustos 1999'da meydana gelen Marmara Depremi'nde yıkılan evinin enkazı altında 17 saat kalan sualtı hekimi Dr. Yavuz Aslan, bugün depremde yaralanan birçok hastayı hiperbarik oksijen tedavisiyle hayata bağlıyor. Aslan, kendi yaşadığı travmayı tedavi sürecine taşıyarak acılı ailelere umut oluyor.
Enkaza 17 Saat Dayanmak
1999 yılında Gölcük'te yaşayan Dr. Yavuz Aslan, deprem gecesi uyurken yakalandı. Binanın çökmesi sonucu beton yığınlarının arasında kalan Aslan, arama kurtarma ekiplerinin yoğun çalışması sonucu 17 saat sonra enkazdan çıkarıldı. O anı anlatan Aslan, "Enkaz altında geçen her saat, hayatımın en zorlu anlarıydı. Su altı doktoru olarak basınca ve oksijensizliğe aşinaydım ama o an bambaşkaydı. Nefes almak için her dakika mücadele ettim." ifadelerini kullandı.
Hiperbarik Oksijen Tedavisiyle Depremzedelere Şifa
Depremin ardından profesyonel hayatına devam eden Aslan, özellikle deprem sonrası yaralanmaların tedavisinde etkili olan hiperbarik oksijen tedavisine yöneldi. Bu tedavi, yüksek basınçlı ortamda saf oksijen solutularak dokuların oksijenlenmesini artırmayı amaçlıyor. Depremde ezilme sonucu doku hasarı oluşan, yanık ve kronik yaraları olan hastalara uygulanan bu tedavi, iyileşme sürecini hızlandırıyor. Aslan, "Depremden sağ kurtulan bir hekim olarak, benzer acılar yaşayan insanlara faydalı olabilmek en büyük tesellim. Hiperbarik oksijen tedavisi sayesinde birçok depremzede, uzuvlarını kaybetmekten kurtuldu veya yaraları daha hızlı iyileşti" dedi.
Deprem Travmasını Tedaviyle Aşmak
Aslan, enkazda yaşadığı deneyimin kendisine hastaları için bir avantaj sağladığını belirtiyor: "Enkaz altında kalan kişilerde görülen psikolojik travmayı ben de yaşadım. Bu nedenle hastalarıma sadece fiziksel olarak değil, duygusal olarak da destek olmaya çalışıyorum. Onlarla aynı dili konuşuyorum." İzmit'te kurduğu merkezde bugüne kadar yüzlerce depremzedeyi tedavi eden Aslan, özellikle 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından bölgeye de destek verdi.
Uzmanlık Alanı Su Altı ve Hiperbarik Tıp
Hiperbarik oksijen tedavisinin sadece deprem yaralarında değil; karbonmonoksit zehirlenmesi, diyabetik ayak, radyasyon hasarı ve doku nekrozu gibi birçok hastalıkta da etkili olduğunu vurgulayan Aslan, Türkiye'de bu alandaki uzman sayısının az olduğuna dikkat çekiyor. "Deprem gibi afetlerde bu tedavinin önemi daha da artıyor. Sağlık sistemimizin bu konuda hazırlıklı olması gerekiyor" şeklinde konuştu.
Geçmişten Geleceğe Bir Umut Hikayesi
Dr. Yavuz Aslan'ın hikayesi, felaketlerin ardından hayatın devam ettiğinin ve yaşanan acıların başkalarının iyileşmesine katkı sağlayabileceğinin bir göstergesi. Kendisi, "Deprem beni yıkmadı, aksine daha güçlü bir hekim yaptı. Şimdi görevim, o gün alacağım dersleri gelecek nesillere aktarmak" diyerek mesajını veriyor. Onun çalışmaları, sadece bireysel bir başarı hikayesi olmaktan öte, Türkiye'nin afet yönetimi ve sağlık alanındaki deneyimlerine ışık tutuyor.