Marmara Denizi'nde, İstanbul Adalar açıklarında dün öğle saatlerinde başlayan sismik hareketlilik bugün de devam ediyor. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre, son iki gün içinde bölgede büyüklükleri 1.5 ile 3.8 arasında değişen onlarca sarsıntı kaydedildi. Art arda yaşanan bu depremler, uzun süredir beklenen 'Büyük İstanbul Depremi' senaryosunu yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar, sismik hareketliliğin olağan olduğunu ancak dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Deprem Fırtınası Mı? Büyük Depremin Habercisi Mi?
Sismologlar, bir bölgede belirli bir zaman diliminde normalden fazla sayıda küçük depremin meydana gelmesini 'deprem fırtınası' veya 'deprem sürüsü' olarak adlandırıyor. Bu tür aktiviteler, ana kırılmanın öncesinde ya da sonrasında oluşabileceği gibi, başlı başına enerji boşalımı da olabiliyor. Deprem fırtınasının büyük bir depremin habercisi olup olmadığını net olarak söylemek bugünkü bilimsel verilerle mümkün değil. Prof. Dr. Ahmet Ercan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Marmara'da küçük depremler bir süredir devam ediyor. Bu bir enerji boşalmasıdır. Ancak bu enerjinin tamamını boşaltabilmiş değil. Marmara'daki fay hattının birikmiş enerjisi, bu küçük depremlerle ancak yüzde 2-3 oranında azalabilir. Dolayısıyla büyük deprem tehlikesi hala mevcut" ifadelerini kullandı.
Tarihten Gelen Uyarı: Marmara'daki Sismik Gerilim
Marmara Denizi, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın (KAF) en kritik segmentlerinden birini oluşturuyor. 1999 Gölcük depreminden bu yana Marmara'nın altında sismik gerilim giderek artıyor. Son büyük deprem 1766 yılında İstanbul'da meydana gelmiş ve kentin tamamında büyük yıkıma yol açmıştı. Bilim insanları, 250 yıldan fazla süredir enerji biriktiren fayın bu durumunun, 7.5 büyüklüğe kadar ulaşabilecek bir deprem üretebileceği konusunda hemfikir. Deprem fırtınaları, bu tarz fay hatlarında sıkça gözlemlenir ve bazı durumlarda ana depremin öncüsü olarak kabul edilir. Ancak her deprem fırtınası büyük depremle sonuçlanmaz. Prof. Dr. Naci Görür, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bu depremler, fayın kilitli bölümlerinde gerilim artışını gösteriyor. Bu bir uyarıdır. Marmara'da her an 7 ve üzeri bir deprem olabilir. Gerekli hazırlıkları yapmak zorundayız" dedi.
Uzmanlardan Kapsamlı Değerlendirme ve Öneriler
Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi de konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, "İstanbul Adalar açıklarındaki son deprem aktivitesi, beklenen büyük depremin öncüsü olarak yorumlanabilir. Ancak bu her zaman için geçerli değildir. Halkımızın paniğe kapılmaması, ancak ciddiye alması gerekiyor. Depreme hazırlık, bu tür doğal sismik hareketliliklerin en önemli savunma hattıdır" denildi. Uzmanların ortak görüşü, Marmara Denizi'ndeki bu depremlerin olağan bir doğa olayı olduğu, fakat kentsel dönüşüm başta olmak üzere yapısal ve sosyal hazırlık süreçlerinin bir an önce tamamlanması gerektiği yönünde. AFAD, deprem hareketliliğini yakından takip ettiğini ve herhangi bir olumsuz durumda gerekli uyarıları yapacağını duyurdu. Depremleri hisseden vatandaşların 112 acil hatlarını meşgul etmemesi, 'AFAD Gönüllüsü' olarak eğitimlere katılmaları da hatırlatılanlar arasında. Kent genelinde birçok ilçede deprem toplanma alanları belirlenirken, vatandaşların bu alanların yerini öğrenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Sonuç olarak, Marmara Denizi'ndeki bu sismik hareketlilik, bölgenin kaderi haline gelmiş deprem gerçeğini bir kez daha hafızalara kazıdı. Bilim insanlarının uyarıları, toplumsal bilinçlenmenin ve hazırlığın önemini ortaya koyuyor. Deprem dün gerçekleşti, bugün yaşanıyor, yarın da yaşanabilir; ancak asıl afet, doğa olayının kendisinden ziyade, ona ne kadar hazırlıklı olduğumuzdur. Bu coğrafyanın bir gerçeği olan depremlerle yaşamayı öğrenmek, afet kültürünü benimsemek ve yapılaşmayı buna göre düzenlemek, en büyük temennimizdir.