Marmara Denizi'nde meydana gelen 3.6 büyüklüğündeki deprem, bölgedeki sismik hareketliliği yeniden gündeme taşıdı. Depremin ardından değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi'nin altında 1935'ten beri kırılmayı bekleyen bir fay hattının varlığına işaret etti. Bektaş, bu fay hattının büyük bir deprem üretme potansiyeli taşıdığını ve İstanbul başta olmak üzere çevre iller için ciddi bir risk oluşturduğunu belirtti.
Deprem nerede oldu?
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre, 4 Ocak 2025 tarihinde saat 14.23'te Marmara Denizi'nde 3.6 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi. Depremin merkez üssü, İstanbul'un Silivri ilçesi açıkları olarak belirlendi. Yerin yaklaşık 10 kilometre derinliğinde meydana gelen sarsıntı, İstanbul ve çevre illerde hissedildi. Herhangi bir can veya mal kaybının yaşanmadığı deprem, kısa süreli paniğe neden oldu.
1935'ten beri süren sismik boşluk
Prof. Dr. Osman Bektaş, yaptığı açıklamada Marmara Denizi'nin altındaki fay hattının 1935 yılında kırılmayı bıraktığını ve o tarihten bu yana bir sismik boşluk oluştuğunu ifade etti. Bektaş, '1935'te meydana gelen depremin ardından bu fay hattı sustu. Ancak bu sessizlik, enerji birikiminin devam ettiği anlamına geliyor. Bugünkü 3.6'lık deprem, bu birikimin bir işareti olabilir' dedi. Uzmanlar, sismik boşluk bölgelerinde uzun süredir deprem olmamasının, büyük bir depremin habercisi olabileceğini belirtiyor.
Büyük deprem ne zaman?
Bektaş, büyük depremin ne zaman olacağına dair net bir tarih vermenin mümkün olmadığını ancak bu fay hattının her an kırılabilecek bir noktada olduğunu vurguladı. 'Marmara Bölgesi, tarihsel olarak büyük depremler üreten bir bölge. 1999 Gölcük depremi bu gerçeği acı bir şekilde hatırlattı. Şimdi de İstanbul'a çok yakın bir noktada bekleyen bir tehlike var' diye konuştu. Uzmanlar, İstanbul'da 7'nin üzerinde bir depremin olması durumunda büyük bir yıkım yaşanabileceğini sık sık dile getiriyor.
Ne yapılmalı?
Deprem uzmanları, özellikle İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi'nde yapı stokunun depreme dayanıklı hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Bektaş, 'Kentsel dönüşüm projelerinin hızlandırılması şart. Ayrıca vatandaşların deprem bilinci konusunda eğitilmesi ve acil durum planlarının hazır olması hayati önem taşıyor' ifadelerini kullandı. Yerel yönetimlerin de deprem risk haritalarını güncellemesi ve yapı denetimlerini sıkılaştırması gerekiyor.
Bilimsel uyarılar
Marmara Denizi'ndeki sismik boşluk, bilim dünyasında uzun süredir tartışılan bir konu. Birçok jeofizikçi, bu bölgede 7,2 ila 7,6 büyüklüğünde bir depremin beklenebileceğini söylüyor. 1999'daki depremden bu yana İstanbul'da yüzlerce artçı sarsıntı kaydedilirken, asıl büyük depremin beklenenden daha büyük bir enerjiyle kendini gösterebileceği ifade ediliyor.
Marmara Denizi'ndeki 3.6'lık deprem, uzmanların yıllardır dillendirdiği 'büyük deprem' uyarılarını yeniden hatırlattı. 1935'ten beri kırılmayı bekleyen fay hattı, bölge için bir tehdit olarak duruyor. Deprem bilincinin artırılması ve yapısal önlemlerin alınması, bu tehlikenin etkilerini en aza indirmek için kritik önemde. Türkiye'nin deprem kuşağında yer aldığı unutulmamalı ve her an hazırlıklı olunmalıdır.