Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Halk TV'ye kayyım atanmasına sert tepki gösterdi. Yavaş, Anayasa'nın basın özgürlüğüne ilişkin hükmünü hatırlatarak, "Bir tek sulh ceza hâkiminin kararıyla basının sesi susturuluyor" ifadelerini kullandı. Demokrasi ve hukukta eşitlik çağrısı yapan Yavaş, "Ülkemiz rövanş hukuku anlayışıyla yönetilemez" diye konuştu.
"Anayasa'nın 28. maddesi açık"
Mansur Yavaş, yaptığı yazılı açıklamada, Halk TV'ye kayyım atanması kararını eleştirerek, Anayasa'nın basın özgürlüğünü düzenleyen 28. maddesine atıfta bulundu. Yavaş, "Anayasa'nın 28. maddesi, basının özgürce yayın yapmasını ve devletin basın özgürlüğünü korumasını emreder. Ancak bugün bir tek sulh ceza hâkiminin kararıyla basının sesi susturuluyor. Bu, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz" dedi.
Yavaş, kayyım atanmasının demokratik rejimde kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, "Basın özgürlüğü, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Halkın haber alma hakkı engellenemez. Bu tür uygulamalar, toplumda hukuka olan güveni zedeler" şeklinde konuştu.
"Rövanş hukuku değil, eşitlik hukuku"
Mansur Yavaş, iktidarın muhalefete yönelik tutumunu "rövanş hukuku" olarak nitelendirdi. Yavaş, "Ülkemiz rövanş hukuku anlayışıyla yönetilemez. Hukukta eşitlik esastır. Herkes aynı kurallara tabidir. İktidar, muhalefeti susturmak için yargıyı araçsallaştırmamalıdır" ifadelerini kullandı.
Yavaş, demokrasinin temel ilkelerinden biri olan kuvvetler ayrılığına da dikkat çekerek, yargının bağımsız olması gerektiğini savundu. "Yargı kararları siyasi baskı altında alınıyorsa, orada adaletten söz edilemez. Bu karar, basın özgürlüğüne vurulmuş bir darbedir" dedi.
Halk TV'ye kayyım atanması süreci
Halk TV'ye kayyım atanması kararı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında alındı. Soruşturma, kanalın yayınlarında "terör örgütü propagandası" yapıldığı iddiasıyla başlatıldı. Sulh ceza hâkimliği, kanalın yönetimine kayyım atanmasına karar verdi. Karar, muhalefet ve basın kuruluşları tarafından tepkiyle karşılandı.
Halk TV, kararın ardından yayınlarına devam edeceğini açıkladı. Kanal yönetimi, kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, itiraz sürecini başlatacaklarını duyurdu. Olay, Türkiye'de basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Basın özgürlüğü endişeleri
Türkiye'de son yıllarda basın özgürlüğüne yönelik müdahaleler uluslararası kuruluşların da gündeminde. Avrupa Birliği ve uluslararası basın örgütleri, Türkiye'deki basın özgürlüğü ihlallerini sık sık dile getiriyor. Mansur Yavaş'ın açıklamaları, bu endişeleri bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
Yavaş, "Basın özgürlüğü sadece gazeteciler için değil, tüm toplum için hayati önem taşır. Halkın doğru bilgiye ulaşması engellenirse, demokrasi zarar görür. Bu nedenle herkesin basın özgürlüğüne sahip çıkması gerekir" dedi.
Siyasi tepkiler ve destek
Mansur Yavaş'ın açıklamalarına muhalefet partilerinden destek geldi. CHP, İYİ Parti ve HDP, kayyım kararını kınayarak, basın özgürlüğünün korunması çağrısı yaptı. İktidar kanadından ise henüz bir açıklama gelmedi.
Yavaş, açıklamasında tüm siyasi partilere birlik çağrısı yaparak, "Basın özgürlüğü konusunda partiler üstü bir duruş sergilenmeli. Bu, sadece muhalefetin değil, iktidarın da sorumluluğudur" ifadelerini kullandı.
Değerlendirme: Hukuk devleti ve basın özgürlüğü
Mansur Yavaş'ın Halk TV'ye kayyım atanmasına yönelik tepkisi, Türkiye'de basın özgürlüğü ve hukuk devleti tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Anayasa'nın 28. maddesi, basın özgürlüğünü güvence altına alırken, kayyım uygulamaları bu ilkeyle çelişiyor. Yavaş'ın "rövanş hukuku" eleştirisi, iktidarın muhalefeti baskılama aracı olarak yargıyı kullandığı iddialarını yansıtıyor. Bu tür müdahaleler, sadece basın özgürlüğünü değil, aynı zamanda demokratik kurumlara olan güveni de sarsıyor. Olayın uluslararası yansımaları ve muhalefetin birleşik tepkisi, konunun yakın zamanda gündemde kalacağını gösteriyor. Hukuk devleti ilkesinin korunması için yargının bağımsızlığı ve basın özgürlüğüne saygı, olmazsa olmaz koşullar olarak öne çıkıyor.