İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Tolga Akış’ın savcılık ifadesi, Takvim.com.tr tarafından gün yüzüne çıkarıldı. İfadeye göre, Manifest grubunda yurt dışından gelen para trafiği, üyelere uygulanan sosyal medya kısıtlamaları ve tartışmalı Netflix projesi gibi pek çok iddia yer alıyor. Akış, hakkındaki suçlamaları reddederken, grubun iç işleyişine dair dikkat çeken ayrıntılar da ifadeye yansıdı.
Para trafiği ve sosyal medya kısıtlamaları
Soruşturma dosyasında yer alan ifadeye göre, Tolga Akış, gruba yurt dışından gönderilen paraların nasıl kullanıldığını anlattı. Akış, paraların bir kısmının yatırım olarak değerlendirildiğini, ancak büyük bir bölümünün grubun tanıtım ve prodüksiyon harcamalarına aktarıldığını belirtti. İfadede ayrıca, grup üyelerinin sosyal medya hesaplarının yönetiminin merkezi bir ekip tarafından kontrol edildiği ve üyelerin izinsiz paylaşım yapmasının engellendiği öne sürüldü. Akış, bu iddiaların doğru olmadığını savunarak, her üyenin kendi hesabını yönettiğini ve yalnızca profesyonel içerik üretiminde ortak kararlar alındığını ifade etti.
Özellikle bazı üyelerin "zorla sahneye çıkarıldığı" yönündeki iddialar, soruşturmanın odak noktalarından biri. Akış, bu iddialara ilişkin yaptığı açıklamada, tüm üyelerin gönüllü olarak projelere katıldığını ve herhangi bir baskı veya zorlamanın söz konusu olmadığını dile getirdi. Sözleşmelerdeki hükümlere göre, üyelerin belirli etkinliklere katılımının zorunlu tutulduğu, ancak bunun yasal çerçevede olduğunu savundu.
Netflix projesi ve mesajlaşma tartışmaları
Manifest grubu ile ilgili bir diğer tartışma konusu, geçtiğimiz yıl duyurulan Netflix projesi oldu. Proje kapsamında grup üyelerinin hayatını konu alacağı iddia edilen bir belgesel veya dizi çekileceği konuşulmuştu. Akış, ifadesinde bu projenin henüz taslak aşamasında olduğunu ve anlaşmanın kesinleşmediğini söyledi. Ancak, projeyle ilgili yapılan mesajlaşmalarda bazı üyelerin istek dışı içeriklerde yer almak istemediklerini dile getirdikleri öne sürüldü. Akış, bu mesajların kişisel görüşler olduğunu ve grup içinde demokratik bir karar alma sürecinin işletildiğini öne sürdü.
Soruşturmada ele geçirildiği iddia edilen WhatsApp yazışmalarında, grup yöneticilerinin üyeleri "kontrol altında tutmak" için çeşitli yöntemler uyguladığı iddialarına da yer verildi. Yazışmalarda, bir üyenin "Bu işi bırakmak istiyorum, ama elimden alacaklarından korkuyorum" şeklinde bir not düştüğü öne sürüldü. Ancak Akış, bu tür yazışmaların bağlamından koparılarak gündeme getirildiğini ve bu tarz bir endişenin söz konusu olmadığını dile getirdi.
Sözleşme ihlalleri ve hukuki süreç
Tutuklanan diğer isimlerle birlikte, Tolga Akış'ın ifadesinde, grubun sözleşmelerindeki bazı maddelerin üyelerin özgürlüklerini kısıtladığı yönündeki eleştirilere yanıt verdi. Akış, tüm sözleşmelerin hukuk bürosu tarafından hazırlandığını ve üyelerin avukatları eşliğinde imzaladığını belirtti. Ayrıca, "zorla sahneye çıkarıldı" iddialarının, konser ve turneler gibi zorunlu katılım gerektiren durumlarla karıştırıldığını ifade etti.
İddianameye yansıyan başka bir ayrıntı ise grubun yurt dışındaki yatırımlarıyla ilgili. Akış, bazı grup üyelerinin yurtdışında şirket kurarak para transferi yaptığını, ancak bu işlemlerin yasal danışmanlar tarafından yürütüldüğünü ve herhangi bir kara para aklama faaliyetinin olmadığını sözlerine ekledi. Soruşturma kapsamında şu ana kadar 7 kişi tutuklanırken, grubun ana şirketi üzerindeki incelemeler sürüyor.
Manifest grubunun düşüşü ve müzik endüstrisinin yansımaları
Türkiye’de özellikle gençler arasında popüler olan Manifest grubu, son dönemde yasal sorunlarla gündemden düşmüyor. Grubun sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımlar, hayranları tarafından endişeyle takip ediliyor. Bazı üyelerin avukatları ise müvekkillerinin suçsuz olduğunu ve adli sürecin adil şekilde ilerlemesini beklediklerini açıkladı. Bu soruşturma, müzik endüstrisinde menajerlik ve ajans sözleşmelerinin yeniden gözden geçirilmesine yol açabilir. Birçok bağımsız sanatçı, benzer baskılarla karşı karşıya kaldıklarını sosyal medya üzerinden dile getirerek dayanışma mesajları yayınladı. Bu durum, sektörde işçi hakları ve sanatçı özgürlüğü tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Tüm bu gelişmeler ışığında, müzik endüstrisinin geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olabilecek bu dava, aynı zamanda yetenek ile yönetim arasındaki güç dengelerinin de sorgulanmasına neden oluyor.