Sosyal medya paylaşımları nedeniyle 16 Temmuz'da tutuklanan eski AKUT Başkanı ve dağcı Nasuh Mahruki'nin tutukluluğuna yapılan itiraz, mahkeme tarafından reddedildi. Karar, Mahruki'nin avukatları tarafından yapılan yazılı itirazın ardından açıklandı. Mahruki, 'Kullanılmayan kelimeden tutuklu' diyerek sürecin hukuka aykırı olduğunu savundu ve ifade özgürlüğü vurgusu yaptı. Gelişme, siyasi çevrelerde geniş yankı bulurken, muhalefet partileri kararı eleştirdi.
İtiraz Süreci ve Kararın Detayları
Nasuh Mahruki, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım nedeniyle 16 Temmuz 2023'te gözaltına alınmış, ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Tutukluluk halinin devamına itiraz eden avukatlar, Mahruki'nin suç işleme niyetinin olmadığını, paylaşımın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Ancak nöbetçi sulh ceza hakimliği, itirazı değerlendirerek reddetti. Kararda, kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı gerekçesi gösterildi. Mahruki'nin avukatı Deniz Çelik, kararın gerekçeli halini henüz almadıklarını, yasal süreçte itirazı bir üst mahkemeye taşıyacaklarını açıkladı.
Mahruki'nin Açıklamaları ve Tepkiler
Tutukluluk itirazının reddedilmesinin ardından Mahruki, cezaevinden yaptığı yazılı açıklamada, 'Kullanılmayan kelimeden tutuklu' ifadesini kullandı. Sosyal medya paylaşımında yer alan ifadelerin suç unsuru taşımadığını savunan Mahruki, 'Bir dağcı olarak zirvelerde özgürlüğü aradım, şimdi dar bir hücrede. Benim suçum, düşüncelerimi ifade etmek' dedi. Açıklamada, hukuki sürecin takipçisi olacağını ve adalete güvendiğini belirtti. Muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, kararı kınayarak ifade özgürlüğü vurgusu yaptı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, 'Bir tweet için bu kadar ağır bir yaptırım olamaz. Hukuk, siyasallaştığında adalet olmaktan çıkar' şeklinde konuştu. İnsan Hakları Derneği (İHD) ise sürecin uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu belirten bir açıklama yayınladı.
Bağlam: Son Dönemde Artan Sosyal Medya Davaları
Mahruki'nin tutuklanması, son dönemde sosyal medya paylaşımlarına yönelik artan yargısal süreçlerin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Türkiye'de ifade özgürlüğü konusunda uluslararası raporlarda sıklıkla eleştiriler yer alırken, sosyal medya kullanıcıları benzer gerekçelerle yargılanabiliyor. Bu tür davalarda 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' veya 'terör örgütü propagandası' gibi suçlamalar yöneltilebiliyor. Mahruki'nin avukatları, müvekkillerinin paylaşımının eleştirel bir yorum olduğunu ve suç unsuru içermediğini savunuyor. Ancak mahkemenin tutukluluk kararında, paylaşımların bir bütün olarak değerlendirildiği ve toplumsal infial yaratabileceği gerekçesi öne çıkıyor.
Bu gelişme, hukuk devleti ilkesi ve ifade özgürlüğü arasındaki dengenin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Toplumsal muhalefetin sesi kısılmak istenirken, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı kritik bir rol oynuyor. Mahruki'nin durumu, yalnızca bir bireyin değil, düşünce özgürlüğünün sınırlarına dair toplumsal bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Cezaevinde geçen her gün, bu tartışmanın daha da derinleşeceğini gösteriyor.