Yapay zekâ teknolojileri, Türk mahkemelerinde artık sadece dilekçelerde değil, delillerin analizi ve bilirkişi incelemelerinde de aktif rol oynamaya başladı. İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, bir ticari uyuşmazlıkta yapay zekâ destekli delil analizini esas alarak davayı reddetti. Bu karar, Türk yargı tarihinde bir ilk olma özelliği taşıyor.
Dava süreci ve yapay zekâ kullanımı
Davacı şirket, sözleşmeden doğan alacağının tahsili için icra takibi başlatmış, davalı ise borcun bulunmadığını ileri sürmüştü. Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair binlerce sayfa belge ve elektronik yazışma bulunuyordu. Mahkeme, bilirkişi incelemesi yerine, belgelerin analizi için bir yapay zekâ yazılımı kullanılmasına karar verdi. Yapay zekâ, yazışmalardaki tutarsızlıkları ve sahtecilik belirtilerini tespit ederek davacının iddialarını desteklemediği yönünde rapor sundu. Mahkeme heyeti, yapay zekâ raporunu yeterli bularak davanın reddine hükmetti.
Tepkiler ve hukuki boyut
Karar, hukuk çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Bazı hukukçular, yapay zekâ raporunun bağlayıcı olmaması gerektiğini savunurken, diğerleri teknolojinin yargıya hız kazandıracağını belirtiyor. Mahkeme kararında, yapay zekâ yazılımının ulusal ve uluslararası standartlara uygun olduğu, raporun denetime elverişli bulunduğu ifade edildi. Ayrıca, tarafların itiraz hakkı saklı tutuldu. Uzmanlar, bu tür uygulamaların yaygınlaşması halinde adli bilişim uzmanlarına olan ihtiyacın artacağını ve yasal düzenlemelerin güncellenmesi gerektiğini vurguluyor.
Gelecek perspektifi
Türkiye'de yapay zekânın hukuk alanında kullanımı giderek artıyor. Adalet Bakanlığı'nın pilot projeleri ve özel sektörün geliştirdiği yazılımlar sayesinde, özellikle büyük veri içeren davalarda yapay zekâdan yararlanılması bekleniyor. Ancak, etik kurallar, veri güvenliği ve yapay zekâ kararlarının şeffaflığı konularındaki tartışmalar sürüyor. Bu karar, yapay zekânın yargıda bir araç olarak kabul edilmesi yolunda önemli bir adım olarak değerlendirilmekle birlikte, insan yargıcın nihai karar verici rolünün korunması gerektiği de unutulmamalıdır. Bağımsız gözlemciler, teknolojinin adalet dağıtımını hızlandırabileceğini ancak bunun insan faktörünü tamamen devre dışı bırakmaması gerektiğini belirtiyor.