Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta meydana gelen Madımak Oteli yangınında yaşamını yitiren 33 kişiye ilişkin olarak yaşam hakkının usul yönünden ihlal edildiğine hükmetmesi ve manevi tazminat ödenmesine karar vermesi, katliamda yakınlarını kaybeden ailelerde büyük hayal kırıklığı yarattı. Yangında iki çocuğunu kaybeden Hüsne Kaya, kararı "sus payı" olarak nitelendirirken, ailelerin asıl talebinin adalet olduğunu vurguladı.
AYM'nin Kararı ve Ailenin Tepkisi
AYM, geçtiğimiz günlerde açıkladığı kararla, Madımak katliamı başvurusunda yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine hükmetti ve başvuruculara 12 bin ila 25 bin TL arasında manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Ancak bu karar, katliamda yakınlarını yitiren aileler tarafından yetersiz bulundu. Hüsne Kaya, Cumhuriyet'e yaptığı açıklamada, "Bu karar, yaşadığımız acıyı asla karşılamaz. 33 canın yanması, bizim evlatlarımızın alınması... Para bizi ne teselli eder ne de adaleti sağlar. Bu bir 'sus payı'dır" ifadelerini kullandı.
Kaya, sürecin takipçisi olacaklarını belirterek, "Bizler sadece tazminat değil, bu katliamın faillerinin yargı önüne çıkarılmasını ve gerçek adaletin tecelli etmesini istiyoruz. Aradan 30 yıl geçti ama acımız hala taze. AYM'nin kararı, adalet arayışımızda yalnızca bir adım olabilir; ancak asıl mücadelemiz devam edecek" dedi.
Avukattan Açıklama
Mağdur ailelerin avukatı Şenal Sarıhan ise AYM'nin kararını değerlendirdi. Sarıhan, kararın yaşam hakkının usul yönünden ihlalini tespit ettiğini ancak "etkili soruşturma" yükümlülüğünün gereğinin yerine getirilmediğini savundu. Sarıhan, "AYM, başvuruculara tazminat ödenmesine hükmetti, ancak bu, soruşturmanın yetersizliğini ve zaman aşımıyla sonuçlanmasını ortadan kaldırmıyor. Asıl olan, katliamın aydınlatılması ve sorumluların cezalandırılmasıdır" şeklinde konuştu.
Madımak Katliamı: 30 Yıllık Acı
2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında, Madımak Oteli'nde konaklayan aydın, sanatçı ve Alevi vatandaşlara yönelik saldırıda 33 kişi yaşamını yitirmişti. Olaylar, bir grubun oteli ateşe vermesi sonucu meydana gelmişti. Katliamda yaşamını yitirenler arasında şair ve yazar Metin Altıok, Asım Bezirci, Behçet Aysan gibi isimler de yer alıyordu.
Dönemin Sivas Belediye Başkanı ve bazı kamu görevlileri de dahil olmak üzere 33 kişi yargılanmış, ancak çoğu beraat etmişti. Davada 8 sanığa 16'şar yıl, 3 sanığa 15'er yıl ağır hapis cezası verilmişti. Ancak Yargıtay'ın bazı kararları bozması ve zaman aşımı nedeniyle dosyaların büyük bir kısmı düşmüştü.
Ailelerin Adalet Arayışı
Madımak katliamı mağdurları, yıllardır Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve ulusal yargı organları nezdinde adalet arayışını sürdürüyor. AİHM, 2014 yılında verdiği kararda Türkiye'yi, Madımak olayında etkili bir soruşturma yürütmediği gerekçesiyle haklı bulmuş ve tazminat ödenmesine hükmetmişti. Ancak aileler, AİHM kararının da yeterli olmadığını, asıl hedefin sorumluların yargı önüne çıkarılması olduğunu belirtiyor.
Hüsne Kaya, "Bizim için 33 canın hesabı sorulmadan hiçbir şey biter. AİHM'ye de gittik, AYM'ye de. Ama hala ortada bir ceza yok. Katliamın üzerinden 30 yıl geçti, ne yazık ki faillerden hiçbiri ceza almadı. Bu kararlar bize göre adaletin ta kendisi değil" dedi.
Hukuki Süreç ve Bağlam
Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru üzerine verdiği bu karar, Türkiye'de yaşam hakkı ihlallerinde "etkili soruşturma" yapılmamasının tespiti açısından önem taşıyor. Ancak hukukçular, verilen tazminatların sembolik kaldığını, asıl olanın soruşturmanın yeniden açılması olduğunu ifade ediyor. Madımak katliamı davasında zaman aşımı nedeniyle kapanan dosyaların yeniden açılması için yürütülen hukuki mücadele, aileler ve hukuk örgütleri tarafından destekleniyor.
Bu karar, Türkiye'de geçmiş insan hakları ihlallerinin tazmini ve yargısal mekanizmaların etkinliği bağlamında tartışmaları da beraberinde getirdi. Uzmanlar, AYM'nin kararının bir umut ışığı olabileceğini, ancak gerçek adaletin sağlanması için yasama ve yürütme organlarına da görev düştüğünü vurguluyor. Aileler ise mücadeleden vazgeçmeyeceklerini, "Madımak'ta yanan canların hesabı sorulana kadar adalet arayışının süreceğini" dile getiriyor.