Madımak Oteli yangınında hayatını kaybeden aydınların çocukları, 33 yıldır karara bağlanmayan dava dosyasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdı. Metin Altıok'ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan'ın kızı Eren Aysan ve Nesimi Çimen'in oğlu Mazlum Çimen tarafından yapılan başvuruda, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) dosyayı karara bağlamaktan imtina ettiği belirtildi. 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta yaşanan katliamda 33 aydın ve 2 otel çalışanı hayatını kaybetmişti.
Ailelerin AİHM başvurusu
Zeynep Altıok, Eren Aysan ve Mazlum Çimen tarafından yapılan ortak başvuruda, Türkiye'deki iç hukuk yollarının tüketildiği ancak adalete erişimin sağlanamadığı vurgulandı. Açıklamada, "Davamız 33 yıldır sürüncemede bırakıldı. Anayasa Mahkemesi, uzun süredir dosyayı karara bağlamaktan imtina ediyor. Bu durum, insan hakları ihlali teşkil etmektedir" ifadelerine yer verildi. Aileler, AİHM'den davanın bir an önce sonuçlandırılmasını ve adaletin tesis edilmesini talep ediyor.
Katliamın arka planı
2 Temmuz 1993'te Sivas'ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında, aralarında şair Metin Altıok, yazar Behçet Aysan ve ozan Nesimi Çimen'in de bulunduğu 33 aydın, Madımak Oteli'ne sığınmıştı. Otel, bir grup tarafından ateşe verilmiş ve çoğu aydın olmak üzere toplam 37 kişi hayatını kaybetmişti. Olayların ardından açılan davada bazı sanıklar yargılansa da süreç yıllara yayılmış, dosya halen kapanmamıştır. Aileler, katliamın faillerinin tam anlamıyla cezalandırılmadığını ve adaletin sağlanmadığını defalarca dile getirmiştir.
Hukuki süreç ve beklentiler
Aileler, Türkiye'deki yargı organlarının gerekli hassasiyeti göstermediğini belirterek, AİHM'den adil yargılanma hakkı ve etkili başvuru hakkı kapsamında ihlal kararı vermesini istiyor. Başvuruda, "Davalının iç hukukta etkili bir yargı denetimi sağlamaması, mağdurların hak arama özgürlüğünü engellemektedir" denildi. AİHM'nin önümüzdeki aylarda başvuruyu değerlendirmeye alması bekleniyor. Bu gelişme, Madımak davasının uluslararası boyuta taşınması açısından kritik önem taşıyor.
Madımak Katliamı, Türkiye'nin yakın tarihindeki en karanlık olaylardan biri olarak hafızalarda yer ederken, ailelerin 33 yıldır süren adalet arayışı, hem ulusal hem de uluslararası kamuoyunun dikkatini çekiyor. AİHM başvurusu, yalnızca mağdurların değil, aynı zamanda ülkede ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü konusunda bir sınav niteliği taşıyor. Adaletin gecikmesi, mağduriyeti derinleştirirken, bu başvuru umut ışığı olarak değerlendiriliyor.