Türkiye'de maden kazalarının önüne geçmek amacıyla hazırlanan yeni bir denetim taslağı, maden sahalarını risk durumuna göre yeniden şekillendiriyor. Taslağa göre, artık sahalarda kapsamlı bir risk analizi yapılacak ve denetimler bu risk düzeyine göre planlanacak. Böylece yüksek riskli sahalar daha sık ve yoğun denetime tabi tutulurken, düşük riskli sahalarda ise işletmelerin üzerindeki bürokratik yükün azaltılması hedefleniyor.
Dört mekanizmalı denetim modeli
Yeni sistem, mevcut denetim anlayışından farklı olarak dört ayrı mekanizmayı eş zamanlı çalıştıracak. Bunlar; önleyici denetimler, periyodik kontroller, ani denetimler ve risk bazlı özel denetimler olarak sıralanıyor. Önleyici denetimler, işletmelerin faaliyete başlamadan önce risklere karşı hazır olup olmadığını değerlendirirken, periyodik kontroller belirli aralıklarla gerçekleştirilecek. Ani denetimler ise herhangi bir ihbar veya risk sinyali üzerine habersiz yapılacak. Risk bazlı özel denetimler ise geçmişte kaza yaşamış veya risk puanı yüksek çıkan sahalara odaklanacak.
Bu dörtlü mekanizmanın en önemli özelliği, tüm denetim adımlarının dijital olarak kayıt altına alınması. Denetim ekipleri, alanda yaptıkları tespitleri anlık olarak merkezi sisteme işleyecek ve süreç şeffaf şekilde izlenebilecek. Böylece hem işletmelerin denetim süreçlerine itirazlarının önüne geçilmesi hem de denetimlerin etkinliğinin artırılması amaçlanıyor.
Risk analizi ve puanlama
Yeni sistemin omurgasını oluşturan risk analizi, her maden sahası için ayrıntılı bir puanlama yapacak. Bu puanlamada; işletmenin türü (yeraltı, açık ocak), üretim kapasitesi, kullanılan ekipmanlar, havalandırma sistemleri, yangın güvenliği, çalışan sayısı ve geçmişteki iş güvenliği kayıtları gibi birçok faktör değerlendirilecek. Ayrıca madenin bulunduğu bölgenin jeolojik yapısı, su baskını riski, gaz emisyonu gibi doğal koşullar da risk skoruna dahil edilecek.
Taslağa göre, her saha yılda en az bir kez olmak üzere düzenli olarak risk değerlendirmesinden geçecek. Ancak büyük kazaların yaşandığı sahalarda veya risk puanı yüksek çıkan işletmelerde bu değerlendirme daha sık yapılabilecek. Elde edilen risk skorları, denetim takviminin oluşturulmasında temel belirleyici olacak. Örneğin; kırmızı kategorideki sahalar ayda en az bir kez, sarı kategoridekiler üç ayda bir, yeşil kategoridekiler ise yılda bir denetlenecek.
Maden işçileri ve sendikalardan destek
Uzun süredir maden kazalarının önlenmesi için daha sıkı denetim çağrısı yapan maden işçileri ve sendikalar, yeni taslağa temkinli bir destek veriyor. Türkiye Maden-İş Sendikası yetkilileri, "Denetimlerin artırılması ve risk bazlı hale getirilmesi önemli bir adım. Ancak asıl önemli olan bu denetimlerin kağıt üzerinde kalmaması, sahada gerçekten uygulanması ve denetim elemanlarının yeterli donanıma sahip olmasıdır. dedi. Sendikalar ayrıca, işçi sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin de bu süreçte ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.
İşveren tarafında ise bazı maden işletmecileri, yeni sistemin sadece denetim değil, aynı zamanda işletmelere teknik destek sağlaması gerektiğini savunuyor. Bir maden işletmecisi, "Risk analizi yaparken uzman ekiplerden destek almalıyız. Özellikle küçük ölçekli işletmeler için bu maliyetli olabilir. Devletin bu noktada teşvik edici olması önemli. şeklinde konuştu.
Kazaların geçmişi ve yeni döneme etkileri
Türkiye, geçmişte Soma, Ermenek ve Amasra gibi yaşanan büyük maden facialarıyla hafızalara kazınan acı tecrübelere sahip. Bu kazalarda yüzlerce işçi hayatını kaybetti ve iş güvenliği önlemlerinin ne kadar kritik olduğu bir kez daha görüldü. Örneğin, 2014 yılında Soma'daki maden kazasında 301 işçi hayatını kaybetmişti. Bu olaydan sonra mevzuatta bazı değişiklikler yapılmıştı ancak denetimlerin yetersizliği tartışılmaya devam etmişti.
Yeni taslak, bu acı deneyimlerden alınan derslerle hazırlanmış görünüyor. Risk odaklı denetim modeli, dünyada ve Avrupa Birliği'nde de giderek yaygınlaşan bir yaklaşım. Bu model sayesinde denetim kaynakları en yüksek risk taşıyan alanlara yönlendirilerek daha verimli bir denetim sağlanması hedefleniyor.
Uzmanlar, yeni sistemin başarılı olabilmesi için denetçilerin teknik kapasitesinin artırılması, bağımsız kuruluşlarla iş birliği yapılması ve sonuçların şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca, işletmelere risk yönetimi konusunda danışmanlık verecek bir mekanizmanın da kurulması öneriliyor.
Sonuç olarak, maden ocaklarında risk analizi ve çoklu denetim mekanizmalarını içeren bu yeni düzenleme, iş sağlığı ve güvenliği açısından önemli bir kilometre taşı olabilir. Ancak asıl sınav, bu düzenlemelerin etkin bir şekilde uygulanması ve işçilerin can güvenliğinin olmazsa olmaz bir öncelik olarak korunmasıdır.