Türkiye Maarif Vakfı'na Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesinden aktarılacak kaynak, 2026 yılı için 7 milyar 513 milyon 889 bin liraya yükseldi. Bu artış, eğitim camiasında geniş yankı uyandırdı. Eğitimciler, devlet okullarında temel ihtiyaçların bile karşılanamadığı bir dönemde, Maarif Vakfı gibi bir kuruma bu denli büyük bir kaynak aktarılmasını eleştiriyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan eğitim sendikaları, kaynakların öncelikle kamusal eğitime ve öğrencilere ayrılması gerektiğini vurguluyor.
Maarif Vakfı'na Ayrılan Kaynak Her Yıl Artıyor
Türkiye Maarif Vakfı, 2016 yılında kuruldu ve yurt dışında Türk eğitim sistemini temsil etmek, uluslararası alanda eğitim faaliyetleri yürütmek amacıyla görev yapıyor. Vakıf, özellikle yurt dışındaki okullarıyla biliniyor ve bu okulların işletilmesi için devlet bütçesinden kaynak ayrılıyor. Ancak bu kaynak aktarımının boyutu, son yıllarda sürekli artış gösteriyor.
Resmi verilere göre, 2024 yılında Maarif Vakfı'na MEB bütçesinden 3 milyar 700 milyon lira aktarılması öngörülürken, bu rakam 2025'te 5 milyar 200 milyon liraya, 2026'da ise 7 milyar 500 milyon liraya yükselmiş durumda. Bu artış oranı, enflasyonun üzerinde bir seyir izliyor ve eğitim bütçesinin önemli bir kısmının vakfa aktarılması, kamuoyunda tartışmalara neden oluyor.
Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kemal Irmak, yaptığı yazılı açıklamada, "Türkiye'de eğitimde fırsat eşitsizliği giderek derinleşiyor. Okullarımızda öğretmen açığı var, derslikler yetersiz, temizlik ve kırtasiye gibi temel ihtiyaçlar karşılanamıyor. Bu koşullarda Maarif Vakfı'na milyarlarca lira aktarılması, eğitim hakkını ihlal etmek anlamına gelir. Kaynaklar öncelikle kamusal eğitime ayrılmalıdır" ifadelerini kullandı.
Tepkiler ve Eleştiriler
Eğitimciler ve sendikalar, bu aktarımın kabul edilemez olduğunu belirterek, hükümetin eğitim politikalarını eleştiriyor. Eğitim Sen Genel Başkanı Müjdat Sancar ise konuya ilişkin şunları söyledi: "Devlet okullarında öğrenciler kalabalık sınıflarda eğitim görmeye çalışıyor, bazı okullarda tuvalet kağıdı bulunamıyor. Bu tablo ortadayken, yurt dışındaki bazı okullar için milyarlarca lira harcamak, öğrencilerimizin ve velilerimizin emeğini yok saymaktır."
Uzmanlar, Maarif Vakfı'nın uluslararası alanda Türkiye'yi temsil etme misyonunun önemli olduğunu ancak bu misyonun, kamusal eğitimin bütçesi kısılarak değil, diğer kaynaklarla finanse edilmesi gerektiğini savunuyor. Eğitim Bilimleri Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Yılmaz, "Maarif Vakfı'nın yurt dışındaki faaliyetleri ülkemizin tanıtımı açısından değerlidir. Ancak bu faaliyetlerin finanse edilmesi için öğrencilerimizin haklarından vazgeçilemez. Devlet, vakıflara kaynak aktarırken öncelik sıralamasını iyi yapmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.
Eğitim Bütçesinden Yapılan Diğer Kesintiler
Bu yıl eğitim bütçesinden yapılan kesintiler ve aktarmalar, eğitim camiasının gündeminden düşmüyor. MEB bütçesinin büyük bir kısmı, personel giderlerine ayrılırken, yatırım ve donanım için ayrılan pay oldukça düşük. Okullarda hijyen malzemeleri ve kırtasiye alımları için bile kaynak bulunamazken, vakıflara yapılan milyarlarca liralık aktarım, eğitimde yaşanan sorunların daha da derinleşmesine yol açıyor.
Eğitim emekçileri, bu durumun eğitimde kaliteyi düşürdüğünü, öğrencilerin çağdaş eğitim imkanlarından yoksun kaldığını ifade ediyor. Özellikle deprem bölgesinde eğitimin yeniden inşası için kaynak aranan bir dönemde, devletin vakfa öncelik vermesi büyük tepki çekiyor.
Sonuç
Türkiye Maarif Vakfı'nın yurt dışındaki faaliyetleri, ülkenin uluslararası alandaki etkinliği açısından önem taşıyor. Ancak bu faaliyetlerin finansmanı, kamusal eğitimin aleyhine bir şekilde yapılamaz. Devletin öncelikli görevi, imkanları kısıtlı milyonlarca öğrenciye eşit ve kaliteli eğitim sunmaktır. Kaynak aktarımında öncelik sırası belirlenirken, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin sesine kulak verilmesi şarttır. Eğitimle ilgili kararlar, toplumsal mutabakatla alınmalıdır; aksi halde her geçen gün derinleşen eğitim uçurumu, ülkenin geleceğini tehdit edecektir.