Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, Hatay İl Seçim Kurulu kararlarına ilişkin açtığı 'mutlak butlan' davasının temyiz sürecinde Yargıtay'a dilekçe sundu. Savaş, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in avukatının da aynı gün içinde Yargıtay'a başvurduğunu belirterek, iki taraf arasında uzlaşı olup olmayacağını gözlemlediklerini ifade etti. Savaş, CHP'nin önceki yönetim döneminde alınan kararların hukuki süreçte belirleyici olduğunu vurguladı.
Dilekçenin detayları
Savaş'ın Yargıtay'a verdiği dilekçede, Hatay İl Seçim Kurulu'nun seçim güvenliğine ilişkin kararlarının hukuka aykırı olduğu ve bu kararların seçim sonuçlarını etkilediği iddia edildi. Dilekçede, 'mutlak butlan' talebinin yerel mahkeme tarafından reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu savunuldu. Savaş, sürecin takipçisi olduklarını ve Yargıtay'ın kararının beklediklerini dile getirdi.
Sürecin arka planı
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin ardından Lütfü Savaş, bazı oyların usulsüz olduğu gerekçesiyle 'mutlak butlan' davası açmıştı. Yerel mahkeme, talebi reddederken, Savaş ve avukatları kararı temyiz etmişti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in avukatının da aynı yönde Yargıtay'a başvurması, parti içinde farklı seslerin olduğu yorumlarına neden oldu. Savaş, bu başvurunun ardından CHP'nin önceki yönetiminin tutumunun önemli olduğunu belirtti.
Hukuki boyut ve beklentiler
'Mutlak butlan' davaları, seçim sonuçlarının tümüyle iptalini öngören nadir başvuru yollarından biri olarak biliniyor. Hukukçular, Yargıtay'ın dosyayı esastan incelemesi halinde sürecin aylarca sürebileceğini ifade ediyor. Savaş'ın bu hamlesi, Hatay'da seçim tartışmalarını yeniden alevlendirirken, yerel siyasetteki kutuplaşmayı da gözler önüne seriyor.
Değerlendirme
Lütfü Savaş'ın Yargıtay başvurusu, seçim sonuçlarına yönelik hukuki mücadelesinin devam ettiğini gösteriyor. Öte yandan, CHP içinde aynı konuda iki farklı başvurunun olması, partideki koordinasyon eksikliğini ortaya koyuyor. Yargıtay'ın vereceği karar, sadece Hatay özelinde değil, genel seçim hukuku açısından da emsal teşkil edebilir. Bu nedenle sürecin yakından takip edilmesi, Türkiye'deki seçim güvenliği tartışmalarına ışık tutacaktır.