Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, İsrail ordusunun ülkesine yönelik benzeri görülmemiş tehlikeli saldırılarıyla karşı karşıya olduklarını söyledi. Selam, başkent Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında, İsrail'in saldırılarının sadece askeri hedefleri değil, sivil altyapıyı ve ekonomik tesisleri de vurduğunu belirtti. Saldırıların Lübnan'ın güney bölgelerinde yoğunlaştığını ve birçok sivilin hayatını kaybettiğini ifade eden Selam, uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu.
Saldırıların Ekonomik Etkileri
Lübnan Başbakanı, İsrail saldırılarının ülke ekonomisine ağır darbe vurduğunu açıkladı. Özellikle tarım ve turizm sektörlerinde büyük kayıplar yaşandığını belirten Selam, Beyrut Limanı ve bazı sanayi bölgelerinin de hedef alındığını söyledi. Saldırılar nedeniyle birçok işletmenin faaliyetlerine ara vermek zorunda kaldığını ifade eden Başbakan, işsizlik oranlarının hızla yükseldiğini ve halkın temel ihtiyaçlara erişimde zorluk çektiğini vurguladı. Lübnan'ın zaten krizi olan elektrik ve sağlık sistemlerinin de saldırılardan olumsuz etkilendiğini dile getirdi.
Sivillerin Durumu ve İnsani Kriz
İsrail bombardımanında şu ana kadar yüzlerce sivilin hayatını kaybettiği, binlerce kişinin yaralandığı bildiriliyor. Saldırılar nedeniyle on binlerce Lübnanlı evlerini terk etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert, saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiğine dikkat çekti. Hennis-Plasschaert, sivillerin korunması ve insani yardımın ulaştırılması için derhal ateşkes sağlanması gerektiğini söyledi. Lübnan Kızılhaçı, yaralılara müdahalede yetersiz kaldıklarını ve tıbbi malzeme sıkıntısı çektiklerini duyurdu. Su kaynaklarının kirlenme riski ve sanitasyon sorunları da salgın hastalık tehdidini beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve Uluslararası Tepkiler
İsrail saldırılarına Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Avrupa Birliği'nden tepkiler geldi. Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, saldırıların 'vahşice' olduğunu belirterek derhal durdurulmasını istedi. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, taraflara itidal çağrısı yaptı ve diplomatik çözüm için çaba sarf ettiklerini açıkladı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı da bir açıklama yaparak, Lübnan'ın egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. ABD ise İsrail'in kendini savunma hakkını tanıdığını ancak sivil kayıpların önlenmesi için azami çaba gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
Geçmişten Bugüne Lübnan-İsrail Gerginliği
Lübnan ile İsrail arasında 1948'den bu yana süregelen bir çatışma geçmişi bulunuyor. 2006 yılında 34 gün süren savaşta binlerce kişi hayatını kaybetmiş, altyapı büyük hasar görmüştü. Son olarak 2020'de imzalanan deniz yetki alanları anlaşması, ilişkilerde kısmi bir yumuşama sağlamıştı. Ancak son haftalarda tırmanan gerginlik, iki ülkeyi yeniden savaşın eşiğine getirdi. Lübnan'da faaliyet gösteren Hizbullah örgütünün İsrail'e yönelik roket saldırıları da tansiyonu yükselten faktörler arasında. Başbakan Selam, ülkesinin barıştan yana olduğunu ancak topraklarını savunma hakkını saklı tuttuğunu belirtti.
Uluslararası toplumun acil ateşkes çağrılarına rağmen çatışmaların sürmesi, bölgede kalıcı bir barışın tesis edilmesinin zorluğunu ortaya koyuyor. Ekonomik krizlerle boğuşan Lübnan'ın bu yeni yıkımın altından kalkması, uluslararası yardım olmaksızın neredeyse imkansız görünüyor. Başbakan Selam'ın 'benzeri görülmemiş saldırı' tanımı, sadece askeri değil, ekonomik ve insani bir felaketin de habercisi. Tüm bu gelişmeler, Ortadoğu'daki hassas dengenin bir kez daha sarsıldığını ve diplomatik çabaların hızlandırılması gerektiğini gösteriyor.