Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını onayladı. Bu karar, Doğu Akdeniz'deki dengeleri yeniden gündeme taşırken, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı anlaşmanın uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğunu savunarak tepki gösterdi. Atina yönetimi, Libya'nın bu adımının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini öne sürdü.
Yunanistan'dan Sert Tepki
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Libya Temsilciler Meclisi'nin onay kararının ardından yazılı bir açıklama yaparak, söz konusu mutabakat muhtırasının geçersiz ve hukuka aykırı olduğunu belirtti. Bakanlık, anlaşmanın uluslararası deniz hukuku çerçevesinde hiçbir bağlayıcılığı olmadığını ve Yunanistan'ın egemenlik haklarını ihlal ettiğini ileri sürdü. Atina, Libya'yı anlaşmayı iptal etmeye ve uluslararası hukuka uygun davranmaya çağırdı.
Yunan hükümeti ayrıca, söz konusu muhtıranın bölgede istikrarsızlık yaratacağını ve Doğu Akdeniz'deki işbirliği ortamına zarar vereceğini savundu. Yunanistan'ın pozisyonu, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarına ilişkin attığı adımlara karşı çıkan uzun süreli politikasıyla uyumlu.
Muhtıranın İçeriği ve Hukuki Durumu
Türkiye ve Libya arasında 27 Kasım 2019'da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırası, iki ülkenin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını belirliyor. Anlaşma, her iki ülkenin de kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgelerinde haklarını korumayı amaçlıyor. Libya Temsilciler Meclisi'nin onayı, muhtıranın Libya iç hukukunda yürürlüğe girmesi için atılan önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, muhtıranın geçerliliği konusunda farklı görüşler dile getiriyor. Kimi uzmanlar, anlaşmanın BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne uygun olduğunu savunurken, Yunanistan ve bazı AB ülkeleri anlaşmanın bölgesel dengeleri göz ardı ettiğini öne sürüyor. Türkiye, muhtıranın uluslararası hukuka uygun olduğunu ve iki ülkenin egemen haklarını yansıttığını vurguluyor.
Doğu Akdeniz'de Dengeler
Doğu Akdeniz, son yıllarda hidrokarbon kaynaklarının keşfiyle birlikte bölgesel ve küresel aktörlerin ilgi odağı haline geldi. Türkiye, KKTC ve Libya ile imzaladığı anlaşmalarla bölgedeki haklarını korumaya çalışırken, Yunanistan, Mısır, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de kendi aralarında ikili anlaşmalar yaparak karşı hamlelerde bulunuyor. Libya'daki siyasi istikrarsızlık, bu denklemde belirsizlik yaratıyordu; ancak Temsilciler Meclisi'nin onayı, Türkiye'nin elini güçlendirebilir.
Yunanistan, daha önce de benzer şekilde Türkiye-Libya muhtırasını tanımadığını açıklamış ve konuyu AB ile BM gündemine taşımıştı. Atina, anlaşmanın Libya'nın iç savaş döneminde imzalandığını ve meşruiyetinin sorgulanabilir olduğunu savunuyordu. Şimdi ise Libya meclisinin onayı, Yunanistan'ın tezini zayıflatıyor.
AB ve Bölgesel Aktörlerin Tutumu
Avrupa Birliği, 2019'daki mutabakat muhtırasına ilişkin olarak Türkiye'ye yönelik eleştirilerini sürdürmüştü. AB, anlaşmanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve üye ülkelerin haklarını ihlal ettiğini savunmuştu. Ancak Libya Temsilciler Meclisi'nin onayı, AB'nin tutumunu yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. Bölgesel aktörlerden Mısır ve Suudi Arabistan'ın yanı sıra İsrail de Doğu Akdeniz'deki gelişmeleri yakından takip ediyor.
Türkiye, muhtıranın onaylanmasını memnuniyetle karşıladığını açıklarken, Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın iki ülkenin egemen eşitliği ve karşılıklı çıkarları temelinde imzalandığını hatırlattı. Ankara, Yunanistan'ın tepkisinin siyasi olduğunu ve hukuki dayanağının bulunmadığını savunuyor.
Sonuç ve Beklentiler
Libya Temsilciler Meclisi'nin onayı, Doğu Akdeniz'deki güç dengesini Türkiye lehine değiştirebilir. Yunanistan'ın bir sonraki adımı muhtemelen anlaşmayı uluslararası platformlarda sorgulamak olacak. Ancak Libya'daki siyasi bölünmüşlük ve rakip hükümetin tutumu, anlaşmanın tam anlamıyla uygulanmasını zorlaştırabilir. Bölgede tansiyonun yükselmesi, enerji projelerini ve işbirliği çabalarını olumsuz etkileyebilir. Önümüzdeki dönemde Türkiye ve Yunanistan arasındaki diplomatik trafik ile AB'nin pozisyonu belirleyici olacak.