Liselere Geçiş Sistemi (LGS) yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, Türkiye'deki eğitim sisteminin derin yapısal sorunları bir kez daha gün yüzüne çıktı. Sonuçlar, özellikle büyükşehirlerdeki prestijli okullar ile kırsal bölgelerdeki imkânları kısıtlı okullar arasındaki makasın giderek açıldığını ortaya koydu. Eğitim uzmanları, mevcut sistemin öğrencilerin yeteneklerini eşit şekilde ölçmekten uzak olduğunu ve başarının büyük ölçüde ailenin sosyo-ekonomik durumuna bağlı olduğunu belirtiyor.
Okullar Arası Uçurum Büyüyor
LGS sonuçlarına göre, Türkiye genelinde ilk yüzde 5'lik dilime giren öğrencilerin neredeyse tamamı, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerdeki özel okullar veya nitelikli devlet okullarından çıkıyor. Bu durum, eğitimde fırsat eşitliği ilkesinin ne kadar zedelendiğini gösteriyor. Özellikle doğu ve güneydoğu illerindeki öğrencilerin, sınavda yüksek puan alsalar bile, yaşadıkları şehirlerdeki okul seçeneklerinin sınırlı olması nedeniyle hayal kırıklığı yaşadığı ifade ediliyor. Veliler, çocuklarının iyi bir eğitim alabilmesi için onları yüzlerce kilometre uzağa göndermek zorunda kaldıklarını dile getiriyor.
Eğitim uzmanı Alaattin Dinçer, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, LGS'nin adil bir yarış olmaktan çıktığını belirterek, "Bu sistem, öğrencileri değil, ailelerin imkânlarını ölçüyor. Özel okullara veya dershanelere para yetiştirebilen ailelerin çocukları avantajlı konumda. Kırsal kesimdeki öğrenciler ise aynı kaynaklara erişemediği için daha en baştan yarışı kaybediyor" dedi. Dinçer, on binlerce öğrencinin, kendi ilçesinde veya ilinde nitelikli bir lise bulunmadığı için evinden uzakta, pansiyonlu okullara gitmek zorunda kalacağına dikkat çekti. Bu durumun, hem öğrencilerin psikolojik gelişimini olumsuz etkilediğini hem de aile bütçelerine ek yük getirdiğini vurguladı.
Seçenek Sorunu ve Çözüm Arayışları
LGS yerleştirme sonuçları, sadece eşitsizlikleri değil, aynı zamanda öğrencilerin karşılaştığı seçenek sorununu da gündeme getirdi. Tercih döneminde öğrenciler, sınav puanlarına göre en iyi okulu seçmeye çalışırken, kontenjan yetersizliği ve okul türlerindeki çeşitliliğin azlığı nedeniyle zorlu bir karar sürecinden geçiyor. Özellikle meslek liseleri ve imam hatip liseleri gibi seçeneklerin, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre yeterince çeşitlendirilememesi, öğrencileri tek tip bir başarı algısına mahkûm ediyor. Uzmanlar, eğitim sisteminin bireysel farklılıkları gözeten bir yapıya kavuşturulması gerektiğini, aksi takdirde her yıl yüz binlerce öğrencinin hayal kırıklığına uğrayacağını savunuyor.
Türkiye genelinde milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren LGS'nin sonuçları, eğitim politikalarının yeniden gözden geçirilmesi için bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Millî Eğitim Bakanlığı'nın, okullar arasındaki imkân farklılıklarını azaltmaya yönelik adımlar atması bekleniyor. Ancak uzmanlar, köklü bir çözüm için yalnızca sınav sisteminin değiştirilmesinin yeterli olmayacağını, eğitime ayrılan kaynakların artırılması ve bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde, her yıl düzenlenen bu sınavın, toplumsal fayda yerine toplumsal ayrışmayı körükleyeceği ifade ediliyor.
Öte yandan, LGS sonuçlarının açıklanmasının ardından bazı illerde veliler ve öğrenciler, okul kontenjanları nedeniyle yaşanan mağduriyetleri protesto etmeye başladı. Bu protestoların eğitimde yaşanan sorunların ne kadar büyük olduğunun bir göstergesi olduğu yorumları yapılıyor. Eğitim sendikaları da hükümeti, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak ve her çocuğun nitelikli eğitime erişimini güvence altına almak için somut adımlar atmaya çağırıyor.