Ağrı'da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir'in ölümüne ilişkin yeniden görülen davada, tutuklu sanık amca Yusuf Aydemir, 'kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Karar, Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada açıklandı.
Dava süreci ve yeniden yargılama
Leyla Aydemir, 2018 yılının Ağustos ayında Ağrı'nın merkeze bağlı Alpaslan Mahallesi'nde ailesiyle yaşarken kayboldu. Küçük kızın kaybolmasının ardından geniş çaplı arama çalışmaları başlatıldı. 18 gün sonra, Ağrı'nın Eleşkirt ilçesi yakınlarında bir sulama kanalında Leyla'nın cansız bedeni bulundu. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında amca Yusuf Aydemir gözaltına alındı ve tutuklandı. İlk yargılamada Yusuf Aydemir, 'çocuğun cinsel istismarı sonucu ölüme sebebiyet verme' suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak Yargıtay, dosyadaki eksiklikler ve usul hataları nedeniyle kararı bozdu. Yeniden görülen davada mahkeme, delilleri ve bilirkişi raporlarını titizlikle değerlendirdi.
Mahkeme kararı ve gerekçesi
Mahkeme heyeti, sanık Yusuf Aydemir'in 'kasten öldürme' suçunu işlediğine hükmederek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Kararın gerekçesinde, Leyla'nın ölümüne neden olan eylemlerin bilinçli ve kasıtlı olduğu vurgulandı. Mahkeme ayrıca, sanığın olay anında akıl sağlığının yerinde olduğuna dair psikiyatri raporunu da dikkate aldı. Duruşmada hazır bulunan Leyla'nın ailesi, karar sonrası adaletin tecelli ettiğini belirterek gözyaşlarına hakim olamadı. Aile avukatı, 'Bu karar Leyla'nın hatırasını yaşatacak ve benzer olayların önüne geçilmesi için bir ders niteliği taşıyacak' dedi.
Toplumsal yankılar ve çocuk güvenliği
Leyla Aydemir cinayeti, Türkiye'de çocuk güvenliği ve aile içi şiddet konularını yeniden gündeme taşıdı. Olayın ardından birçok sivil toplum kuruluşu, çocukların korunması için daha etkin yasal düzenlemeler yapılması çağrısında bulundu. Uzmanlar, özellikle küçük yaştaki çocukların aile içinde dahi güvende olmadığına dikkat çekerek, toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurguluyor. Ağrı'da yaşayan vatandaşlar da kararın ardından adaletin yerini bulduğunu ifade etti.
Leyla Aydemir davası, Türkiye'de kamuoyunun yakından takip ettiği çocuk cinayetlerinden biri olarak hafızalara kazındı. Yargı sürecinin titizlikle yürütülmesi ve Yargıtay'ın bozma kararının ardından hukuki sürecin doğru işlemesi, adalet mekanizmasının işleyişine dair önemli bir örnek teşkil etti. Ancak bu tür olayların önlenmesi için sadece cezai yaptırımların yeterli olmadığı, toplumsal bilinçlenme ve erken uyarı sistemlerinin önemi bir kez daha ortaya çıktı.