Kuzey Ormanları'nı bölecek 127 kilometrelik demir yolu projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci hız kazanırken, İnceleme Değerlendirme Komisyonu'nun 17 Eylül'de toplanacağı açıklandı. Proje kapsamında 44 bin ağacın kesilmesi ve bölgedeki kritik su havzalarının tehdit altına girmesi bekleniyor. Çevre örgütleri ve yerel halk, projenin ekosisteme geri dönüşü olmayan zararlar vereceğini belirterek acil iptal çağrısı yapıyor.
Projenin Detayları ve ÇED Süreci
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından planlanan demir yolu hattı, İstanbul'un kuzeyindeki ormanlık alanlardan geçerek trafiği rahatlatmayı hedefliyor. Ancak proje güzergahı üzerinde yer alan 44 bin ağacın kesileceği, ayrıca Ömerli ve Darlık Barajı gibi İstanbul'un içme suyunu sağlayan havzalara yakın bölgelerde inşaat yapılacağı için su kaynaklarının kirlenme riski bulunduğu ifade ediliyor. ÇED raporu henüz nihai halini almazken, 17 Eylül'de yapılacak toplantının ardından raporun kamuoyuna sunulması bekleniyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın koordine edeceği komisyon toplantısına ilgili kurumlar ve proje sahibi firma katılacak.
Uzmanlardan ve Yaşam Savunucularından Tepkiler
Çevre mühendisleri ve şehir plancıları, projenin sadece ağaç kesimiyle sınırlı kalmayacağını, orman ekosisteminin parçalanacağını, yaban hayatının göç yollarının engelleneceğini ve iklim değişikliğiyle mücadelede kritik öneme sahip karbon yutaklarının azalacağını vurguluyor. Kuzey Ormanları Savunması gibi platformlar, projeye karşı hukuki mücadele başlatırken, sosyal medyada #KuzeyOrmanlarıKesilmesin etiketiyle kampanyalar düzenleniyor. Yaşam savunucuları, 2019'da yapılan ve mahkeme kararıyla iptal edilen Kuzey Marmara Otoyolu'nun (KMO) ardından şimdi de demir yolu projesinin aynı hatayı tekrarlayacağını belirtiyor.
Alternatif Güzergahlar ve Bilimsel Gerçekler
Uzmanlar, demir yolu hattının mevcut otoyol koridoruna veya yer altına alınarak ormanların korunabileceğini savunuyor. İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Neslihan Aydın, "Kuzey Ormanları, kentin akciğeri. Bu proje, İstanbul'un su güvenliğini ve biyolojik çeşitliliğini tehdit ediyor. Alternatif güzergahlar mühendislik açısından mümkünken, bu denli yıkıcı bir planın neden tercih edildiğini anlamak güç" diyor. Ayrıca, projenin maliyetinin orman ekosistemine vereceği zararlar düşünüldüğünde telafisinin imkansız olduğu ifade ediliyor.
Yerel Halkın Endişeleri ve Geçmiş Deneyimler
Bölge halkı, yıllardır süren madencilik ve inşaat faaliyetleri nedeniyle doğal kaynaklarının tükenmesinden şikayetçi. Köy sakinleri, demir yolu projesinin tarım arazilerini ve su kuyularını olumsuz etkileyeceğini düşünüyor. Daha önce KMO projesinde yaşanan orman yangınları ve heyelanlar, halkın projeye olan güvenini sarsmış durumda. Bir köy muhtarı, "Yetkililer bize söz verdi, ormanı koruyacaklar dediler. Ama şimdi yine ağaçlar kesilecek. Bizim sesimizi duysunlar" ifadelerini kullandı.
Uluslararası Sözleşmeler ve Yasal Yükümlülükler
Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa Peyzaj Sözleşmesi ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalar, doğal alanların korunmasını zorunlu kılıyor. ÇED raporunun bu yükümlülükleri göz ardı etmesi durumunda projenin yargıdan dönebileceği belirtiliyor. Çevre avukatları, raporun bilimsel verilere dayanmadığını ve halkın katılımına açık olmadığını iddia ederek, sürecin iptali için dava açacaklarını duyurdu.
Sonuç: Sürdürülebilirlik mi, Kalkınma mı?
Kuzey Ormanları'ndaki demir yolu projesi, Türkiye'nin kalkınma anlayışı ile doğa koruma arasındaki çelişkiyi bir kez daha gündeme getiriyor. Hükümet, projenin ekonomik faydalarına vurgu yaparken, çevre savunucuları uzun vadede ekolojik yıkımın maliyetinin çok daha ağır olacağını hatırlatıyor. 17 Eylül'deki toplantı, bu çelişkinin nasıl çözüleceğine dair önemli bir gösterge olacak. Ormanların geleceği, sadece bir komisyon kararına değil, toplumun doğaya bakış açısına bağlı. Bu projenin onaylanması, gelecek nesillere bırakılacak en büyük mirasın beton ve demir mi, yoksa yeşil ve yaşam mı olduğu sorusunun cevabını da belirleyecek.