ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve Orta Doğu danışmanı Jared Kushner ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve heyetleri, Gazze'de ateşkesin ikinci aşamasına geçişi görüşmek üzere dört saat boyunca bir araya geldi. Görüşmede iki çalışma grubu kurulması konusunda mutabakata varılırken, İsrail tarafının Gazze'den çekilme konusunda geri adım atmaması dikkat çekti. Görüşme sonrası yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına devam edeceği bildirildi.
Kushner ve Netanyahu Arasında Kritik Masa
Kudüs'te gerçekleşen görüşme, bölgede barış umutlarını yeniden gündeme taşıdı. Kushner, Trump yönetiminin Orta Doğu barış planının ana mimarı olarak biliniyor. Görüşmede, Gazze'de kalıcı ateşkesin koşulları, esir takası, insani yardım koridorlarının açılması ve yeniden imar sürecinin finansmanı gibi konular ele alındı. Ancak İsrail'in güvenlik endişeleri ve Hamas'ın silahsızlandırılması talebi, masadaki en büyük anlaşmazlık noktalarını oluşturdu.
İsrail Başbakanlık Ofisi'nden yapılan yazılı açıklamada, görüşmenin 'yapıcı ve samimi' geçtiği belirtilirken, 'İsrail'in güvenlik gereksinimleri doğrultusunda Gazze'deki operasyonlarını sürdürme kararlılığı' vurgulandı. Açıklamada ayrıca, ateşkesin ikinci aşamasının ancak Hamas'ın silahlarını bırakması ve tüm rehinelerin serbest bırakılmasıyla mümkün olacağı ifade edildi.
Çalışma Grupları ve Beklentiler
Görüşmede, teknik düzeyde iki ayrı çalışma grubu kurulması kararlaştırıldı. Birinci grup, Gazze'de insani durumun iyileştirilmesi ve yardımların ulaştırılması; ikinci grup ise siyasi çözüm ve İsrail'in güvenliğinin sağlanması konularında çalışacak. Bu grupların önümüzdeki günlerde toplanması bekleniyor. Ancak uzmanlar, bu tür mekanizmaların daha önce de oluşturulduğunu ancak kalıcı bir sonuç elde edilemediğini hatırlatıyor.
Bölgedeki analistlere göre, Kushner'ın ziyareti, Trump'ın görev süresinin sona ermesinden önce bölgede bir dış politika başarısı elde etme çabası olarak değerlendiriliyor. Ancak İsrail'in mevcut tutumu, ateşkesin ikinci aşamasına geçişin zor olduğunu gösteriyor. Hamas ise daha önce yaptığı açıklamalarda, İsrail güçlerinin Gazze'den tamamen çekilmesi ve kalıcı ateşkes sağlanmadan müzakereye yanaşmayacaklarını duyurmuştu.
Görüşme, bölgede tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde gerçekleşti. İsrail ordusu, Gazze sınırında yığınak yaparken, zaman zaman hava saldırıları düzenliyor. Öte yandan Gazze'deki sağlık yetkilileri, son saldırılarda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini bildiriyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşlar, bölgede insani krizin derinleştiği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Tepkiler
Kushner-Netanyahu görüşmesi, Mısır ve Katar'ın arabuluculuk çabalarıyla paralel yürütülüyor. Mısır, ateşkesin sağlanması için taraflara yakın temasını sürdürürken, Katar'ın da insani yardımların Gazze'ye ulaştırılması için destek verdiği biliniyor. Ancak bu ülkelerin çabalarına rağmen, İsrail'in saldırılarını sürdürme kararı, bölgede barışa yönelik güveni azaltıyor.
Uluslararası toplumdan ise İsrail'e yönelik artan bir baskı söz konusu. Avrupa Birliği, ateşkesin derhal sağlanması çağrısında bulunurken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, sivillerin korunması ve insani ateşkesin sağlanması için taraflara çağrıda bulundu. ABD ise başta olmak üzere Kushner'ın aktif diplomasisi, İsrail'in uluslararası alandaki yalnızlığını bir ölçüde hafifletiyor.
Bu gelişmeler, Orta Doğu'daki dengeleri yeniden şekillendiriyor. İsrail'in Gazze politikasında uzlaşmaz tavrı, hem Filistin yönetimiyle ilişkileri geriyor hem de bölgesel güvenlik vizyonunu tehdit ediyor. Arap ülkelerinin normalleşme adımlarına rağmen, Gazze'deki krizin derinleşmesi, bölgesel istikrarı olumsuz etkiliyor.
Sonuç olarak, Kushner'ın diplomasisi, görüşme masasını canlı tutsa da, taraflar arasındaki temel güvensizlik ve güvenlik endişeleri çözümsüz kaldıkça, Gazze'de sükunetin sağlanması zor görünüyor. İsrail'in saldırılarına devam kararı, uluslararası toplumun çabalarını boşa çıkarabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki dönemde tarafların ne kadar esneyebileceği ve bölgeyi yeniden şekillendirecek diplomatik süreçlerin ne yönde ilerleyeceği merak konusu.