TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un Tunus'ta cezaevinde bulunan Nahda Hareketi lideri Raşid el Gannuşi'nin serbest bırakılması yönündeki çağrısı, Türkiye'de tutuklu bulunan Hatay Milletvekili Can Atalay'ın durumunu yeniden gündeme taşıdı. Kurtulmuş'un açıklamaları, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanmaması ve yargı bağımsızlığı konusundaki tartışmaları alevlendirdi. Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, konuya ilişkin değerlendirmelerinde, Türkiye'de AYM kararlarının üst mahkemelerce tanınmamasının hukuk devleti ilkesini zedelediğini vurguladı.
Kurtulmuş'un Gannuşi Çağrısı ve Çifte Standart Tartışması
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, geçtiğimiz günlerde Tunus'taki siyasi tutuklulara ilişkin yaptığı açıklamada, Nahda Hareketi lideri Raşid el Gannuşi'nin de aralarında bulunduğu tüm tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulundu. Kurtulmuş, "Tunus'ta demokrasinin güçlenmesi için siyasi tutukluların özgürlüğü elzemdir" ifadelerini kullandı. Ancak bu çağrı, Türkiye'de kendi yargı kararlarının uygulanmadığı bir ortamda yapılması nedeniyle kısa sürede çifte standart eleştirilerini beraberinde getirdi.
Sosyal medyada ve siyasi çevrelerde, Kurtulmuş'un Gannuşi için özgürlük talep ederken, Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararı verdiği Can Atalay'ın hâlâ cezaevinde tutulmasının tutarsızlık yarattığı ifade edildi. Adalet Bakanlığı'ndan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmazken, muhalefet partileri konuyu meclis gündemine taşımayı planladıklarını duyurdu.
Can Atalay'ın Hukuki Süreci ve AYM Kararı
Can Atalay, Gezi Parkı davası kapsamında "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırılmış, ardından 14 Mayıs 2023 seçimlerinde Hatay'dan milletvekili seçilmesi üzerine tahliye talebi gündeme gelmişti. Anayasa Mahkemesi, 25 Ekim 2023 tarihinde Atalay'ın 'seçilme hakkı' ve 'kişi hürriyeti ve güvenliği' ihlal edildiğine hükmederek yeniden yargılama kararı vermişti.
Ancak AYM kararına rağmen, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, kararı tanımayarak Atalay'ın tahliyesine yönelik talebi reddetmişti. Bu durum, Türkiye'de yargı organları arasındaki yetki çatışmasını ve AYM kararlarının bağlayıcılığı konusundaki tartışmaları derinleştirmişti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin AYM kararına uyulmaması yönündeki tutumu, hukukçular arasında büyük yankı uyandırmıştı.
Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu'ndan Kritik Değerlendirme
Hukukçu Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'de AYM kararlarının uygulanmamasının "hukuk devleti" ilkesini ağır şekilde yaraladığını belirtti. Kanadoğlu, "Anayasa Mahkemesi kararları herkesi bağlar. Bu kararların yerel mahkemelerce uygulanmaması, anayasal düzeni işlevsiz hale getirir" dedi. Ayrıca, Can Atalay'ın durumunun sadece bir milletvekili meselesi olmadığını, aynı zamanda yargısal denetim ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin sınandığı bir örnek olduğunu vurguladı.
Prof. Kanadoğlu, "TBMM Başkanı'nın Tunus'taki siyasi tutuklular için özgürlük çağrısı yapması takdire şayan, ancak aynı duyarlılığı Türkiye'deki siyasi tutuklular için de göstermesi gerekir. Can Atalay'ın durumu, hukukun üstünlüğü açısından bir turnusol testidir" ifadelerini kullandı. Kanadoğlu, AYM kararlarının uygulanması için TBMM'ye ve Adalet Bakanlığı'na önemli görevler düştüğünü sözlerine ekledi.
Meclis Gündeminde Can Atalay
Öte yandan, CHP ve diğer muhalefet partileri, Can Atalay'ın tahliyesi için TBMM'de yeni bir girişim başlatacaklarını açıkladı. CHP Grup Başkanvekili, konunun Genel Kurul'da görüşülmesi için önerge vereceklerini duyurdu. HDP ve TİP de Atalay'ın serbest bırakılması için uluslararası insan hakları örgütlerine başvuru yapılacağını bildirdi.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun da konuyu gündemine alması bekleniyor. Komisyon Başkanı, Atalay'ın dosyasını inceleyerek bir rapor hazırlanması talimatını verdi. Raporun önümüzdeki haftalarda açıklanması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi planlanıyor.
Uluslararası Boyut ve Gannuşi Karşılaştırması
Kurtulmuş'un Gannuşi için yaptığı açıklama, uluslararası basında da yankı buldu. Bazı Batılı yayın organları, Türkiye'nin Tunus'taki siyasi tutuklulara duyarlılık gösterirken kendi ülkesindeki tutuklu milletvekilleri konusunda sessiz kalmasını eleştiren yorumlara yer verdi. Bu durum, Türkiye'nin dış politikada demokrasi söylemini güçlendirme çabalarıyla içerideki hukuk uygulamaları arasındaki çelişkiyi gözler önüne serdi.
Raşid el Gannuşi, 2011 Arap Baharı sonrası Tunus'ta demokratik geçiş sürecinde önemli bir figür olarak öne çıkmış, ancak 2021'de Cumhurbaşkanı Kays Said'in yetkilerini genişletmesinin ardından başlatılan operasyonlarla birlikte tutuklanmıştı. Gannuşi'nin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu belirtiliyor.
Sonuç: Hukuk Devleti ve Tutarlılık Sınavı
Türkiye'nin önündeki mesele, yalnızca Can Atalay'ın kaderi değil; aynı zamanda anayasal düzenin işleyip işlemediği ve Türkiye'nin demokrasi iddiasının ne kadar samimi olduğudur. Bir yandan dışarıda siyasi tutukluların özgürlüğü için çağrı yapmak, diğer yandan kendi yargı kararlarını uygulamamak, ülkenin uluslararası alandaki güvenilirliğini zedeler. Hukukun üstünlüğü, sadece seçilmiş kişilerin değil, tüm vatandaşların güvencesidir. Bu nedenle, yetkili organların AYM kararlarını bir an önce uygulayarak hem Can Atalay'ın mağduriyetini gidermesi hem de hukuk devleti ilkesine olan inancı pekiştirmesi beklenir. Bu adım atılmadığı sürece, çifte standart eleştirileri haklılığını koruyacak ve Türkiye'nin demokrasi karnesinde yeni kara lekeler oluşacaktır.