TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin yeniden ibadete açılışının 6'ncı yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Kurtulmuş, mesajında Ayasofya'nın ibadete açılmasının "tarihimize ve medeniyetimize sahip çıkışın güçlü bir ifadesi" olduğunu belirtti. 24 Temmuz 2020'de ibadete açılan Ayasofya, o günden bu yana milyonlarca ziyaretçi ve ibadet edeni ağırladı.
Ayasofya'nın Tarihi ve Yeniden İbadete Açılması
Ayasofya, 537 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından kilise olarak inşa edildi. 1453 yılında İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürüldü. 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrilen Ayasofya, 2020 yılında Danıştay kararıyla tekrar cami statüsü kazandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzası ile yayımlanan kararnameyle Ayasofya, Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredildi ve 24 Temmuz 2020'de kılınan ilk cuma namazıyla yeniden ibadete açıldı.
Kurtulmuş'un Mesajı
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi: "Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin yeniden ibadete açılışının 6'ncı yıl dönümünü idrak ediyoruz. Bu, tarihimize ve medeniyetimize sahip çıkışın güçlü bir ifadesidir. Ayasofya, sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda milletimizin bağımsızlık ve egemenlik sembolüdür. Bu vesileyle, başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere tüm ecdadımızı rahmetle anıyorum." Kurtulmuş, Ayasofya'nın tüm insanlığın ortak mirası olduğunu ve hoşgörüyü simgelediğini de vurguladı.
Tepkiler ve Tartışmalar
Ayasofya'nın yeniden cami statüsüne dönüştürülmesi, ulusal ve uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Bazı ülkeler ve kuruluşlar kararı eleştirirken, Türkiye, Ayasofya'nın Müslümanlar için önemli bir mabet olduğunu ve herkesin ibadet özgürlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini savundu. Ayasofya, günümüzde hem müze hem de cami olarak hizmet vermeye devam ediyor; ziyaretçiler, cami ziyaret saatleri dışında Ayasofya'yı gezebiliyor.
Sonuç
Ayasofya, tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, kültürel ve dini bir sembol olarak varlığını sürdürmüştür. Yeniden ibadete açılması, Türkiye'nin kültürel mirasa sahip çıkma konusundaki kararlılığını göstermektedir. Bu adım, aynı zamanda İslam dünyasında da memnuniyetle karşılanmıştır.