Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında, dönemin popüler televizyon dizisi “Kurtlar Vadisi Pusu” hakkında örgütsel propaganda iddiasıyla inceleme başlattı. Karar, Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesiyle ilgili yürütülen dosyada yer alan ifadeler üzerine alındı. Başsavcılık, dizinin belirli bölümlerinde FETÖ’nün propagandasının yapıldığı iddialarını araştıracak.
İncelemenin Odağında Hangi İddialar Var?
Edinilen bilgilere göre, soruşturma dosyasına giren bazı tanık beyanlarında, “Kurtlar Vadisi Pusu”nun 2010-2011 yılları arasında yayınlanan bölümlerinde örgütün medya yapılanmasına hizmet eden mesajlar verildiği öne sürüldü. Bu iddialar arasında, dizideki kurgusal bir karakter üzerinden FETÖ’nün “altın nesil” söylemine gönderme yapıldığı, örgütün “dershaneler” ve “himmet” gibi kavramlarının övüldüğü iddiaları bulunuyor. Başsavcılık, söz konusu bölümlerin senaryo metinlerini ve yayın kayıtlarını inceleyerek, bu içeriklerin örgütsel propaganda suçu kapsamına girip girmediğini değerlendirecek.
İnceleme, yalnızca diziyle sınırlı değil. Aynı soruşturma kapsamında, dönemin yapımcı şirketi ve senaristleri hakkında da ifade alınabileceği belirtiliyor. Ancak henüz resmi bir gözaltı veya tutuklama kararı bulunmuyor. Başsavcılık, delillerin toplanmasının ardından kamu davası açılıp açılmayacağına karar verecek.
Kaşif Kozinoğlu Soruşturması ve Dizinin Bağlantısı
Kaşif Kozinoğlu, 2011 yılında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmişti. Ölüm nedeni başlangıçta intihar olarak açıklanmış, ancak ailesi ve avukatları olayın aydınlatılması için yıllardır mücadele ediyor. Soruşturma dosyasında, Kozinoğlu’nun ölümünden önce cezaevinde bazı kişilerle görüştüğü ve bu görüşmelerde “Kurtlar Vadisi Pusu” dizisinin bazı bölümlerinden söz edildiği iddia edilmişti. Savcılık, bu iddiaları ciddiye alarak dizinin içeriğini mercek altına aldı.
Dönemin siyasi atmosferinde, “Kurtlar Vadisi Pusu” sık sık gündem olmuş, özellikle derin devlet, paralel yapılanma ve medya-iktidar ilişkileri gibi konulara yaptığı göndermelerle tartışılmıştı. Dizi, 2007-2016 yılları arasında yayınlanmış ve geniş bir izleyici kitlesine ulaşmıştı. Şimdi ise dizi, bu kez bir ceza soruşturmasının konusu olarak gündemde.
FETÖ Propagandası Suçlaması Hukuken Ne Anlama Geliyor?
Türk Ceza Kanunu’nun 220/7 maddesi, “örgüt propagandası yapmak” suçunu düzenliyor. Bu suç, terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermek veya övmek şeklinde işlenebiliyor. Bir dizi veya filmde bu tür içeriklerin yer alması halinde, yapımcı, senarist ve yayıncı kuruluş hakkında soruşturma açılabiliyor. Ancak sanat eserlerinde bu suçun oluşup oluşmadığı, her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu. Yargıtay içtihatlarına göre, sanat kaygısı taşıyan yapımlarda örgüt propagandası suçunun oluşabilmesi için içeriğin açık ve doğrudan örgütü övücü nitelikte olması gerekiyor.
Başsavcılığın incelemesi, bu hukuki çerçevede yürütülecek. Eğer dizi bölümlerinde FETÖ’nün ideolojik mesajlarını yücelten sahneler tespit edilirse, sorumlular hakkında dava açılabilir. Aksi halde takipsizlik kararı verilebilir. Kararın, kamuoyunda geniş yankı uyandırması bekleniyor.
Sanat ve Siyaset Arasındaki İnce Çizgi
Bu soruşturma, Türkiye’de sanat özgürlüğü ile terör propagandası arasındaki sınırın yeniden tartışılmasına neden oldu. Bir yandan, terör örgütlerinin propagandasının engellenmesi devletin güvenliği açısından hayati önem taşırken, diğer yandan sanat eserlerinin bu kapsamda değerlendirilmesi, ifade özgürlüğü endişelerini beraberinde getiriyor. “Kurtlar Vadisi Pusu” gibi geniş kitlelere hitap etmiş bir yapımın mercek altına alınması, benzer diziler için de emsal teşkil edebilir.
Öte yandan, FETÖ’nün medya yapılanmasına yönelik soruşturmalar, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından artarak devam ediyor. Dizi, film, gazete ve televizyon kanalları üzerinden örgüt propagandası yapıldığı iddiaları, yargıya sık sık taşınıyor. Bu dosya da o sürecin bir parçası olarak görülüyor.
Başsavcılığın incelemesi sonucunda nasıl bir karar çıkacağı belirsizliğini korurken, dosyanın kamuoyu tarafından yakından takip edileceği kesin. Zira hem Kozinoğlu’nun ölümü hem de dizinin FETÖ ile ilişkilendirilmesi, yıllardır tartışılan konular arasında. Soruşturmanın seyri, sadece dizi dünyasını değil, aynı zamanda siyasi ve hukuki çevreleri de yakından ilgilendiriyor.