Küresel dijital platformlar, Türkiye'de elde ettikleri 158 milyar lirayı aşan gelire rağmen, yerel haberciliği desteklemek yerine ülkenin imajını zedeleyen yapımlara imza atıyor. Son olarak Netflix'te yayınlanan ve Esenboğa Havalimanı'nı konu alan kurgusal bir dizi, sosyal medyada büyük tepki topladı. Avustralya'nın dijital platformları yerel gazeteciliğe fon sağlamaya zorlayan yasası küresel bir emsal teşkil ederken, Türkiye'de benzer bir düzenleme hâlâ gündemde değil.
Rakamlar Konuşuyor: 158 Milyar Liralık Pastadan Küresel Pay
Dijital medya ve eğlence sektöründe faaliyet gösteren uluslararası şirketler, Türkiye pazarından reklam, abonelik ve lisans gelirleriyle her yıl milyarlarca dolar kazanıyor. 2023 verilerine göre Türkiye'deki dijital medya ekonomisi 158 milyar lirayı aştı. Bu pastanın en büyük dilimini Netflix, Amazon Prime Video, Disney+, YouTube ve Spotify gibi küresel oyuncular alıyor. Bu şirketler, içerik üretimi için ciddi bütçeler ayırıyor ancak yerli yapımlarda bile Türkiye'yi olumsuz gösteren senaryolara imza atmaktan çekinmiyor.
Netflix'in Esenboğa Kurgusu: Sanal Gerçeklik mi, Manipülasyon mu?
Netflix'in son dönemde yayınladığı bir dizide, Ankara'daki Esenboğa Havalimanı'nın kurgusal bir terör saldırısına sahne olması, izleyicilerin ve yetkililerin tepkisini çekti. Dizide Türk güvenlik güçlerinin yetersiz gösterilmesi ve ülke imajının zedelenmesi, sosyal medyada geniş yankı buldu. Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri, yapımın gerçekle ilgisi olmadığını belirtirken, vatandaşlar bu tür içeriklerin bilinçli olarak üretildiğini savunuyor. Netflix Türkiye kanadı ise henüz konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı.
Türkiye Neden Adım Atmıyor?
Avustralya, 2021 yılında kabul ettiği yasayla Google ve Meta gibi devleri yerel haber kuruluşlarına telif ödemeye zorladı. Bu düzenleme, küresel platformların yerel içerik üreticilerine katkı sağlamasını garanti altına aldı. Benzer yasalar Kanada ve bazı Avrupa ülkelerinde de hayata geçirildi. Türkiye'de ise bu konudaki yasal düzenleme çalışmaları uzun süredir gündemde olmasına rağmen bir türlü sonuçlandırılamadı. TBMM'de bekleyen dijital medya yasası tasarısı, platformların Türkiye'deki kazançlarından vergi alınmasını ve bazı yükümlülükler getirilmesini öngörüyor. Ancak sivil toplum kuruluşları, bu yasanın içerik denetimiyle ilgili endişeleri nedeniyle eleştiriyor.
“Düşmanlık Üretimi” İçerikler Yerel Gazeteciliği Vuruyor
Uzmanlar, küresel platformların Türkiye'ye yönelik içeriklerde “bilinçli bir çarpıtma” yaptığı görüşünde. İletişim uzmanı Dr. Selin Akman, “Bu platformlar, algoritmaları sayesinde hangi içeriğin Türkiye'de daha çok tıklandığını biliyor ve buna göre senaryolar üretiyor. Ancak bu, yerel halkın kendi kültürüne yabancılaşmasına ve ülkeye güvenin azalmasına neden oluyor” diyor. Ayrıca yerel haber kuruluşları, bu devler karşısında reklam gelirlerini kaybederken, platformların içerik üretimindeki tekeli giderek artıyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti de, platformların yerel medyayla ortak projeler geliştirmesi gerektiğini savunuyor.
Yerli Alternatifler ve Çözüm Önerileri
Türkiye'de TRT'nin dijital platformu Tabii ve yerli dizi platformu BluTV gibi alternatifler, kendi içeriklerini üretiyor. Ancak bu girişimlerin bütçeleri uluslararası rakiplerle kıyaslandığında oldukça kısıtlı kalıyor. Uzmanlar, devlet teşvikleri ve vergi indirimleriyle yerli yapımların desteklenmesi gerektiğini kaydediyor. Ayrıca, bu platformların Türkiye'deki kazançlarının bir kısmının yerel medyaya aktarılması için yasal alt yapının oluşturulması önem taşıyor. Vatandaşlar ise bilinçli bir şekilde yerel yapımları tercih etme çağrısında bulunuyor.
Sonuç olarak, küresel dijital platformların Türkiye pazarındaki hâkimiyeti, sadece ekonomik değil aynı zamanda kültürel bir meydan okuma olarak görülüyor. Bu platformların ülke imajını zedeleyen içerikler üretmesi, Ticaret Bakanlığı ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) gündemine taşınmış durumda. Ancak etkili bir çözüm için uluslararası hukuk normlarına uygun, kültürel çeşitliliği koruyan, ifade özgürlüğünü kısıtlamayan düzenlemelerin hayata geçirilmesi kritik. Türk medyasının ayakta kalabilmesi ve ülke imajının doğru yansıtılması için hem devletin hem de özel sektörün iş birliği yapması şart. Bu mücadele, sadece bir içerik meselesi değil; aynı zamanda ulusal güvenlik ve kültür emperyalizmine karşı bir direnç noktası olarak değerlendiriliyor.