Küresel piyasalarda geçen hafta, ABD'de açıklanan istihdam verilerinin beklentilerin altında kalması, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırım hızını yavaşlatabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi ve risk iştahını artırdı. Bu hafta ise yatırımcıların odağı, enflasyon üzerindeki etkisi ve Fed'in para politikası kararlarına yön verecek kritik ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine çevrildi. Piyasalarda, enflasyonun ne yönde seyredeceği, hem dolar endeksi hem de gelişmekte olan ülke para birimleri açısından belirleyici olacak.
Zayıf İstihdam Verileri ve Fed Beklentileri
Geçen hafta açıklanan ABD tarım dışı istihdam verisi, ekonomistlerin tahminlerinin oldukça altında kalarak 150 bin kişilik artış beklenirken yalnızca 120 bin kişilik artış kaydetti. İşsizlik oranı ise %3.7'de sabit kalırken, saatlik kazançlardaki artış da yavaşladı. Bu veriler, Fed'in agresif faiz artırımlarının iş gücü piyasasında soğumaya işaret ettiği şeklinde yorumlandı. Para piyasaları, Fed'in Aralık ayında yapacağı toplantıda 25 baz puanlık bir artırım olasılığını %70'in üzerinde fiyatlıyor.
Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic'in yaptığı açıklamalarda, birçok göstergeye göre ekonominin yavaşladığını ve faiz artırımlarında temkinli olunması gerektiğini belirtmesi de bu beklentileri güçlendirdi. Diğer Fed yetkilileri ise enflasyonla mücadelede kararlılıklarını vurgularken, verilere bağlı hareket edeceklerinin sinyalini verdi.
Enflasyon Verileri Neden Bu Kadar Önemli?
Bu hafta Salı günü açıklanacak olan Ekim ayı TÜFE verileri, Fed'in bir sonraki adımını belirlemede kritik bir rol oynayacak. Piyasa beklentisi, manşet enflasyonun yıllık bazda %7.9'dan %8.0'e hafif bir artış göstereceği yönünde. Çekirdek enflasyonun ise %6.6'da sabit kalması bekleniyor. Ancak, baz etkisi ve enerji fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle enflasyonun tepe noktasını gördüğü ve önümüzdeki aylarda kademeli olarak gerileyeceği öngörülüyor.
Enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi durumunda, Fed'in faiz artırımlarına daha uzun süre devam edebileceği endişesiyle riskli varlıklarda satış baskısı oluşabilir. Öte yandan, enflasyonun yavaşladığına dair bir sinyal, doların değer kaybetmesine ve gelişmekte olan ülke piyasalarına para girişini hızlandırabilir. Bu nedenle, verinin açıklanacağı an itibarıyla piyasalarda hareketlilik yaşanması bekleniyor.
Küresel Piyasalara Yansımalar
Küresel hisse senedi piyasaları, geçen haftaki iyimser havanın etkisiyle haftaya yükselişle başladı. Asya borsalarında özellikle Hong Kong Hang Seng Endeksi, %2'nin üzerinde değer kazandı. Avrupa borsalarının da güne pozitif başlaması bekleniyor. Ancak, ABD enflasyon verisi öncesi yatırımcıların temkinli davrandığı ve kâr satışlarının yaşanabileceği ifade ediliyor.
Dolar endeksi, zayıf veriler sonrası 110 seviyesinin altına gerileyerek son altı haftanın en düşük seviyesine indi. Gelişmekte olan ülke para birimleri de dolardaki bu zayıflamadan olumlu etkilendi. Türk lirası, dolar karşısında 18.60 civarında yatay bir seyir izlerken, borsa tarafında BIST 100 endeksi, bankacılık hisselerinin öncülüğünde yeni rekor seviyeye yaklaştı.
Uzmanlar, enflasyon verisinin ardından piyasalarda yön belirlemenin daha net olacağını ve yıl sonuna kadar Fed'in politika faizinin %4.50 civarında tamamlanabileceğini öngörüyor. Bu senaryoda, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin para birimleri ve hisse senedi piyasaları için pozitif bir görünüm oluşabilir.
Öte yandan, Avrupa Merkez Bankası'nın da enflasyonla mücadele kapsamında faiz artırımlarına devam edebileceği beklentisi, euro bölgesi tahvil getirilerini baskılamaya devam ediyor. Almanya 10 yıllık tahvil getirisi, %2.20 civarında yatay seyrederken, İtalya ile Almanya arasındaki getiri farkı da istikrarlı bir görünüm sergiliyor.