Uluslararası Nükleer Silahları Kaldırma Girişimi (ICAN) tarafından yayımlanan son rapora göre, dünyadaki dokuz nükleer silah sahibi ülkenin bu alandaki toplam harcaması 2024 yılında 119 milyar dolara ulaşarak tüm zamanların rekorunu kırdı. Bu rakam, bir önceki yıla göre %15'lik bir artışı temsil ediyor ve küresel güvenlik dengeleri için endişe verici bir tablo çiziyor. Raporda, nükleer silah stoklarının modernizasyonu ve yeni nesil silah sistemlerine yapılan yatırımların harcamaları yukarı çektiği vurgulanıyor.
ABD ve Çin başı çekiyor
ICAN raporuna göre, nükleer silahlara en fazla harcama yapan ülke 67 milyar dolarla ABD olurken, onu 32 milyar dolarla Çin ve 11 milyar dolarla Rusya izledi. Bu üç ülke, toplam harcamaların yaklaşık %92'sini oluşturuyor. ABD'nin bütçesi, nükleer üçlüyü (kara, deniz, hava) modernize etme programı kapsamındaki büyük ölçekli yatırımlar nedeniyle son 10 yılda neredeyse iki katına çıktı. Çin ise nükleer cephaneliğini hızla genişletiyor; 2023'te 500 savaş başlığına sahip olduğu tahmin edilirken bu sayının 2030'a kadar 1000'i aşması bekleniyor.
Diğer nükleer güçler ve harcamalar
İngiltere (8.5 milyar dolar), Fransa (7.2 milyar dolar), Hindistan (3.1 milyar dolar), Pakistan (2.4 milyar dolar), İsrail (1.5 milyar dolar) ve Kuzey Kore (0.8 milyar dolar) listede yer alan diğer ülkeler. Raporda özellikle İngiltere ve Fransa'nın Avrupa güvenliği çerçevesinde nükleer caydırıcılığa daha fazla kaynak ayırdığı belirtiliyor. Kuzey Kore'nin harcaması diğerlerine göre düşük olsa da, nükleer programının ekonomik büyüklüğüne oranla çok yüksek olduğu vurgulanıyor.
Harcamaların küresel etkisi
ICAN, bu harcamaların nükleer silahların azaltılması veya ortadan kaldırılması yönündeki uluslararası çabaları baltaladığını savunuyor. Raporda, 119 milyar doların küresel açlıkla mücadele, iklim değişikliği ile savaş veya temel sağlık hizmetleri gibi alanlarda kullanılabileceği örneklerle anlatılıyor. Örneğin, bu miktar Dünya Gıda Programı'nın yıllık bütçesinin 8 katına, küresel iklim finansmanının ise dörtte birine denk geliyor.
Bağımsız değerlendirme
Nükleer silahlanma yarışındaki bu rekor artış, uluslararası güvenlik mimarisinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ve Çin-ABD rekabetinin derinleşmesi, nükleer caydırıcılığa verilen önemi artırıyor. ICAN gibi sivil toplum kuruluşları silahsızlanma çağrılarını sürdürürken, büyük güçlerin nükleer cephaneliklerini modernize etmekten vazgeçmemesi, küresel barış için uzun vadeli bir tehdit oluşturuyor.