Dünya genelinde siyasi ve askeri gerginliklerin kasıtlı olarak tırmandırıldığı, bu durumun demokrasileri gerilettiği, askeri harcamaları artırdığı, otoriter rejimleri güçlendirdiği ve savaş şirketlerinin rekor kâr elde etmesine yol açarken halkın yoksullaştığı belirtiliyor. Uzmanlar, bu sürecin küresel ölçekte planlı bir şekilde ilerlediğini ve toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiğini vurguluyor.
Savaş ekonomisi ve askeri harcamalar
Son yıllarda NATO ülkeleri başta olmak üzere pek çok devlet, savunma bütçelerini önemli ölçüde artırdı. 2023 yılında küresel askeri harcamalar 2.44 trilyon dolara ulaşarak tarihi bir rekor kırdı. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, bu artış özellikle Ukrayna-Rusya savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmalarla hız kazandı. Askeri harcamalardaki bu yükseliş, eğitim, sağlık ve altyapı gibi temel kamu hizmetlerine ayrılan kaynakların azalmasına neden oluyor. Öte yandan savunma sanayii şirketleri, savaş bölgelerine yapılan silah satışlarından milyarlarca dolar kâr elde ediyor.
Otoriterleşme ve demokrasi gerilemesi
Artan güvenlik tehditleri, birçok hükümetin olağanüstü hal yetkilerini genişletmesine, ifade özgürlüğünü kısıtlamasına ve muhalefeti baskı altına almasına gerekçe oluşturuyor. Democracy Index 2023 raporuna göre, dünya nüfusunun yalnızca %8'i tam demokrasiyle yönetiliyor. Son beş yılda 35 ülkede demokratik standartlar gerilerken, otoriter rejimler güç kazandı. Özellikle Macaristan, Türkiye ve Rusya gibi ülkelerde yürütme erki güçlenirken yargı bağımsızlığı zayıfladı. Bu durum, krizleri fırsata çeviren liderlerin elini güçlendiriyor.
Yoksulluk ve eşitsizlik derinleşiyor
Askeri harcamalar ve enflasyonist baskılar, özellikle düşük gelirli haneleri olumsuz etkiliyor. Dünya Bankası verilerine göre, 2023'te küresel yoksulluk oranı 2019 öncesi seviyelere geri döndü ve 700 milyon insan aşırı yoksulluk içinde yaşıyor. Gıda ve enerji fiyatlarındaki artış, savaş bölgelerinde daha da şiddetli hissediliyor. Aynı zamanda silah şirketlerinin hisse senetleri yatırımcılara yüksek getiri sağlarken, bu durum gelir dağılımındaki uçurumu büyütüyor. Oxfam raporuna göre, dünyanın en zengin 10 kişisinin serveti, 2020'den bu yana iki katına çıktı.
Küresel barış için alternatif arayışlar
Uzmanlar, bu kısır döngünün kırılması için uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi, silahsızlanma anlaşmalarının hayata geçirilmesi ve sosyal harcamaların artırılması gerektiğini savunuyor. Ancak mevcut jeopolitik ortamda bu adımların atılması zor görünüyor. Gerginliğin tırmanmasından beslenen çıkar grupları, statükonun devamını sağlamak için lobi faaliyetlerini sürdürüyor. Toplumsal muhalefetin ve sivil toplum örgütlerinin barış çağrıları ise artan otoriterleşme karşısında yankı bulmakta zorlanıyor. Bağımsız gözlemciler, bu sürecin uzun vadede küresel istikrarı daha da kırılgan hale getirebileceği uyarısında bulunuyor.