Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1 Eylül'de Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenecek Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi kapsamında kritik bir görüşme gerçekleştirecek. Görüşmenin ana gündem maddesini, Rusya-Ukrayna savaşının seyri, tahıl koridoru anlaşmasının geleceği ve enerji iş birliği oluştururken, iki liderin bölgesel ve küresel gelişmeleri de değerlendirmesi bekleniyor. Zirve, Türkiye'nin son dönemde hem Batı hem Doğu ile yürüttüğü çok yönlü diplomasi açısından da ayrı bir önem taşıyor.
Erdoğan-Putin Görüşmesinin Gündemi
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Erdoğan ve Putin'in Bişkek'teki görüşmesinde öncelikli konu, Ukrayna'daki savaşın son durumu ve insani krizin derinleşmesini önlemeye yönelik atılabilecek adımlar olacak. İki liderin, tahıl koridoru anlaşmasının yeniden canlandırılması için atılabilecek yeni adımları ele alması ve bu kapsamda Birleşmiş Milletler'in (BM) arabuluculuğunda yürütülen müzakerelere ivme kazandırılması bekleniyor. Ayrıca, savaşın enerji piyasalarına etkisi ve Türkiye'nin doğal gazda üs olma hedefi doğrultusunda Rusya ile yapılabilecek yeni anlaşmalar da masada olacak. Türkiye'nin, Rusya ile Ukrayna arasında arabuluculuk rolünü sürdürme isteği ve bu yöndeki somut önerileri de görüşmenin önemli başlıkları arasında gösteriliyor.
Zirve kapsamında ayrıca, Suriye'deki durum, Karabağ sorununun kalıcı çözümü, Libya'daki gelişmeler ve Orta Asya'daki son durum gibi bölgesel konuların da ele alınması bekleniyor. İki liderin, özellikle Suriye'de İdlib'deki son durum ve Türkiye'nin sınır güvenliğine yönelik tehditlerin bertaraf edilmesi konularında görüş alışverişinde bulunacağı ifade ediliyor. Görüşmede ayrıca, savunma sanayii alanındaki iş birliğinin de gözden geçirilmesi ve S-400 hava savunma sistemi tedariki sonrasında yaşanan gerginliklerin aşılmasına yönelik adımların ele alınması bekleniyor.
ŞİÖ Zirvesi ve Türkiye'nin Rolü
Şanghay İşbirliği Örgütü, Çin ve Rusya öncülüğünde kurulan ve Asya'nın güvenlik ile ekonomik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan uluslararası bir örgüt olarak dikkat çekiyor. Türkiye, ŞİÖ ile 2012 yılından bu yana diyalog ortağı statüsünde yer alıyor. Ancak son yıllarda Türkiye'nin örgütle ilişkilerini derinleştirme arayışı, Batılı müttefikleri tarafından da yakından izleniyor. Erdoğan'ın Bişkek'teki zirveye katılımı, Türkiye'nin çok kutuplu dünya düzeninde alternatif ittifaklara açık olduğu mesajını verirken, aynı zamanda NATO üyesi bir ülkenin ŞİÖ ile ilişkilerini geliştirmesi açısından da sembolik bir önem taşıyor.
Türkiye'nin ŞİÖ üyeleriyle ticaret hacmi, özellikle enerji ithalatı göz önüne alındığında hayati bir seviyede. Bu bağlamda Bişkek Zirvesi, Türkiye'nin Rusya ve Çin ile enerji, ticaret ve yatırım alanlarındaki iş birliğini artırma fırsatı olarak da değerlendiriliyor. Zirve kapsamında Erdoğan'ın, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve diğer üye ülke liderleriyle de ikili görüşmeler yapması planlanıyor. Bu görüşmelerde, Türkiye'nin Çin ile ekonomik iş birliğini artırma, Kuşak ve Yol projesinde daha aktif rol alma ve turizm alanında karşılıklı adımlar atılması gibi konuların ele alınması bekleniyor.
Uzman Değerlendirmesi
Sonuç olarak, Bişkek zirvesi, Türkiye'nin dış politikasında denge odaklı bir yaklaşım benimsediğinin bir kez daha altını çiziyor. Erdoğan ve Putin arasındaki görüşme, Ukrayna savaşının seyrini etkileme potansiyeli taşıyan gelişmelerden biri olarak kayıtlara geçecektir. Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını sürdürmesi, hem insani krizin hafifletilmesine hem de bölgesel istikrara katkı sağlayabilir. Ancak, Rusya ile yakın ilişkilerin Batı ile yaşanan gerginlikleri derinleştirme riski de bulunuyor. Bu nedenle, Ankara'nın Bişkek'te atacağı adımlar, hem Batılı müttefikleri hem de Doğulu ortakları nezdinde dikkatle izlenecektir. Türkiye'nin çok yönlü dış politikası, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bu dönemde belirleyici bir faktör olmayı sürdürüyor.