Uluslararası Para Fonu (IMF), 2026 yılına ilişkin küresel büyüme tahminini yüzde 3.1 seviyesinde koruduğunu açıkladı. Bu karar, dünya ekonomisinin kırılgan bir denge üzerinde ilerlediğini gösteriyor. IMF yetkilileri, büyümenin “pamuk ipliğine bağlı” olduğunu vurgularken, risklerin yalnızca savaşlardan kaynaklanmadığını, ticaret kısıtlamaları, yüksek borçluluk ve jeopolitik gerilimlerin de tabloyu olumsuz etkilediğini belirtti. Küresel ekonominin istikrarı için önlem alınması gerektiği ifade ediliyor.
Büyüme Tahmininde Diretme
IMF’nin son raporuna göre, 2026 için öngörülen yüzde 3.1’lik büyüme oranı, önceki tahminlerle uyumlu. Ancak bu oran, son yılların ortalamasının altında seyrediyor. Kurum, küresel ekonominin potansiyel büyüme hızının yavaşladığına işaret ediyor. Gelişmiş ekonomilerde beklenen ılımlı toparlanma, gelişmekte olan ülkelerdeki dalgalanmalarla sınırlanıyor. Raporda, “Büyüme ivmesi zayıf ve kırılgan” ifadesi kullanılıyor. IMF, para politikalarının sıkı kalmasının enflasyonla mücadelede etkili olduğunu ancak talebi baskıladığını da ekliyor.
Uzmanlar, bu tahminin korunmasının arkasında yatan nedenleri şöyle sıralıyor:
- ABD ve Avrupa’da faiz indirimlerinin gecikmesi,
- Çin’deki yavaşlama ve emlak krizi,
- Rusya-Ukrayna savaşının enerji ve gıda fiyatları üzerindeki etkisi,
- Orta Doğu’daki çatışmaların ticaret yollarını tehdit etmesi.
IMF Başekonomisti, “Belirsizliklerin çok yönlü olması, öngörülebilirliği azaltıyor” dedi.
Savaş Dışı Riskler de Var
IMF’nin vurguladığı en önemli nokta, küresel büyümenin sadece savaşlardan değil, aynı zamanda yapısal sorunlardan da etkilendiği. Ticaret gerilimleri, özellikle ABD ile Çin arasındaki teknoloji ve tarife savaşları, küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendiriyor. Bu durum, maliyetleri artırarak enflasyonu körüklüyor. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerin borç yükü rekor seviyelerde. Doların güçlü seyri, bu ülkelerin borç ödeme kapasitesini zorluyor. IMF, borç yeniden yapılandırması çağrısında bulunuyor.
İklim değişikliği de bir diğer risk faktörü. Aşırı hava olayları, tarımsal üretimi ve altyapıyı tehdit ederek büyümeyi sınırlıyor. Raporda, “Doğal afetlerin sıklığı artıyor ve ekonomik kayıplar büyüyor” deniliyor.
Arka Plan: Küresel Ekonomi Zorlu Bir Dönemeçte
Küresel büyüme, 2020’de yaşanan pandemi şokunun ardından toparlanma sinyalleri vermişti. Ancak 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, enerji fiyatlarını fırlatarak enflasyonu tetikledi. Merkez bankaları faiz oranlarını agresif şekilde artırdı. Bu sıkılaşma döngüsü, talebi frenledi. 2024 ve 2025’te büyüme oranları düşük seyretti. IMF, 2026 için öngördüğü yüzde 3.1’lik oranı, “ılımlı ama kırılgan” olarak nitelendiriyor. Ayrıca, jeopolitik parçalanma, ülkelerin ticaret ortaklarını değiştirmesine neden oluyor. Bu durum, verimlilik kayıplarına yol açıyor.
IMF Başkanı, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Çok taraflı işbirliği olmadan bu zorlukların üstesinden gelinemez” uyarısında bulundu. Kurum, ülkelere mali disiplini korumaları ve yapısal reformları hızlandırmaları çağrısını yineliyor.
Bağımsız Değerlendirme: Kırılgan Denge
IMF’nin tahminini sabit tutması, aslında bir iyimserlik değil, mevcut belirsizliklerin netleşmemesinden kaynaklanıyor. Küresel büyümenin pamuk ipliğine bağlı olması, herhangi bir şokun -bir ticaret savaşı, bir salgın veya bir çatışma- ekonomileri resesyona sürükleyebileceği anlamına geliyor. Savaşlar kadar, artan korumacılık, borç krizi ve iklim riskleri de masada. Bu nedenle, politika yapıcıların temkinli olması ve uluslararası işbirliğini güçlendirmesi kritik. Önümüzdeki dönemde, küresel ekonominin yönü büyük ölçüde jeopolitik gelişmelere ve merkez bankalarının kararlarına bağlı görünüyor.