Küresel tahıl tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar, Türkiye'yi stratejik bir konuma taşıdı. Karadeniz'deki jeopolitik gerilimler ve Avrupa'da etkili olan kuraklık, gıda güvenliğini tehdit ederken, Türkiye'nin güçlü stokları ve coğrafi avantajı ön plana çıkıyor. Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçılar Birliği (IAOM) Avrasya Başkanı Eren Günhan Ulusoy, bu süreçte Türkiye'nin oynadığı kritik rolü değerlendirdi.
Tahıl Koridorunda Artan Riskler
Karadeniz tahıl koridoru, Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte kesintilere uğramış, tahıl sevkiyatlarında ciddi darboğazlar yaşanmıştı. Ukrayna'nın liman kentlerine yönelik saldırılar ve Moskova'nın anlaşmalardan çekilme tehditleri, küresel buğday fiyatlarında dalgalanmalara yol açtı. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, buğday ithalatında büyük sorunlarla karşı karşıya kalırken, uluslararası kuruluşlar gıda krizi uyarıları yapıyor.
Avrupa'da yaşanan kuraklık ise tahıl üretimini olumsuz etkiliyor. İspanya, İtalya ve Fransa gibi önemli üretici ülkelerde rekolte beklentileri düşüyor. Bu durum, Avrupa'nın tahıl ihtiyacını dış alımla karşılama zorunluluğunu artırıyor. Uzmanlar, Avrupa'daki kuraklığın etkilerinin önümüzdeki yıllarda da sürebileceğini belirtiyor.
Türkiye'nin Lojistik Üstünlüğü
Türkiye, boğazların kontrolü sayesinde Karadeniz'den Akdeniz'e uzanan tahıl rotasının kilit noktasında yer alıyor. İstanbul'daki tahıl anlaşması müzakerelerinde arabulucu rolü üstlenen Türkiye, taraflar arasında diyalog kurulmasını sağlamıştı. Ağustos 2023'teki Rusya'nın anlaşmadan çekilmesinin ardından Türkiye, alternatif güzergahlar ve yeni ticaret modelleri geliştirilmesine öncülük etti.
Ulusoy, "Türkiye, jeopolitik konumu sayesinde tahıl ticaretinde doğal bir aktör. Gelişmiş liman altyapısı ve son yıllarda artan depolama kapasitesiyle bölgesel bir tahıl merkezi haline geldi" dedi. Ayrıca Türkiye'nin topraklarının verimli olması ve tarımsal üretimdeki çeşitliliği, stoklarını güçlü tutmasını sağlıyor. Devletin Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) stokları, olası krizlere karşı önemli bir güvence oluşturuyor.
Stoklar ve Üretim Kapasitesi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2023 yılında buğday üretimi 21,5 milyon ton olarak gerçekleşti. Üretimin yanı sıra TMO tarafından yürütülen stoklama politikaları, iç piyasada fiyat istikrarını sağlıyor. Türkiye, aynı zamanda dünyanın en büyük un ihracatçılarından biri. 2023'te 4,5 milyar dolarlık un ihracatı yapan Türkiye, bu alandaki liderliğini sürdürüyor.
Jeopolitik Krizde Arabulucu
Türkiye'nin arabuluculuk rolü, yalnızca ekonomik değil siyasi anlamda da önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hem Rusya hem Ukrayna ile yürüttüğü diyalog, tarafların bir araya gelmesini sağladı. Karadeniz Tahıl Girişimi'nin uygulanmasında Türkiye'nin çabaları, uluslararası toplum tarafından takdirle karşılanıyor. Uzmanlar, Türkiye'nin bu rolünün önümüzdeki dönemde daha da önem kazanacağını ifade ediyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Soçi görüşmesi, tahıl koridorunun yeniden canlandırılması için kritik bir adım oldu. Bu görüşme sonrasında yapılan açıklamalar, Türkiye'nin arabuluculuk misyonunu sürdüreceğinin sinyalini verdi. Rusya'nın talepleri doğrultusunda bazı yaptırımların hafifletilmesi için Batılı ülkelerle müzakere yürüten Türkiye, küresel gıda güvenliğinde kilit ülke olarak öne çıkıyor.
Global Piyasalara Etkisi
Küresel buğday fiyatları son iki yılda yüzde 30'un üzerinde arttı. Uluslararası Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü (IFPRI) verilerine göre, küresel gıda fiyat endeksi tarihi zirvelere ulaştı. Türkiye'nin bu süreçte uyguladığı politikalar, hem iç piyasada hem de ihracatta istikrarı sağlıyor. Yeni tip koronavirüs salgını ve iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele eden dünya, Türkiye'nin deneyiminden faydalanabilir.
Değerlendirme
Türkiye'nin tahıldaki güçlü konumu, yalnızca mevcut krizlerin yönetiminde değil, geleceğin tarım politikalarının şekillenmesinde de belirleyici olacak. Artan nüfus ve iklim değişikliği nedeniyle küresel gıda talebi sürekli artarken, Türkiye'nin sürdürülebilir üretim ve lojistik altyapısı, bu talebi karşılamada önemli bir avantaj sağlıyor. Ancak bölgesel çatışmaların uzun vadede gıda güvenliğini tehdit edebileceği unutulmamalı. Türkiye'nin arabuluculuk misyonu, sadece ticari çıkarlar için değil, küresel barışın tesisi için de atılmış önemli bir adım olarak tarihteki yerini alacaktır.