Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde yalnız yaşayan 72 yaşındaki Kandil Yener, Kurban Bayramı'nın birinci gününde kapısının çalınmasını ve kendisine et payı getirilmesini bekledi ancak gün boyu kimse gelmedi. Yener, "Bayram gelmiş benim neyime?" sözleriyle yaşadığı hayal kırıklığını dile getirdi. Kurban etinin paylaşılması gereken gerçek ihtiyaç sahiplerinin unutulduğu bir bayram yaşandığına dikkat çekildi.
Yalnız yaşayan Kandil Yener'in bekleyişi
Kadirli ilçesine bağlı Yukarı Mahalle'de yalnız başına yaşayan Kandil Yener, Kurban Bayramı sabahı erkenden kalktı. Namazını kıldıktan sonra bayramlaşmak için gelen olur mu diye bir süre bekledi. Ancak saatler ilerledikçe kapısı çalınmadı. Yener, komşularının bayram ziyaretine gelmediğini, tanıdıklarının kendisine kurban eti getirmediğini anlattı. "Kurbanlar kesildi, etler dağıtıldı ama bana sıra gelmedi. Bekledim, umut ettim ama kimse getirmedi" dedi.
Yener'in evi, ilçe merkezine 3 kilometre uzaklıkta, tek katlı bir yapı. Sosyal destekten yoksun olan Yener, eşini yıllar önce kaybettiğini, çocuklarının da farklı şehirlerde yaşadığını söyledi. "Mutlu bir bayram geçiremedim. Herkes elinde et dağıtıyordu ama ben yoktum. Zaten canım da istemiyordu, bir lokma ekmek yeter" ifadelerini kullandı.
Kurban etinin adil dağıtılamaması
Yener'in durumu, kurban etinin gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmasıyla ilgili bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Her yıl binlerce kurban kesilmesine rağmen, etin dağıtımında adaletsizlik yaşandığına dair benzer haberler bayram dönemlerinde sıkça gündeme geliyor. Vatandaşların kurbanlarını tanıdıkları, akrabaları veya komşularıyla paylaşması, yalnız ve yardıma muhtaç kişilerin göz ardı edilmesine yol açabiliyor.
Osmaniye'deki vakıf ve dernekler kurban bağışlarını sistemli bir şekilde dağıtmaya çalışsa da kırsal bölgelerde yaşayan yaşlılar bu hizmetlere erişmekte zorlanıyor. Kandil Yener gibi bireyler, bayram sevincini yaşayamıyor, aksine unutulmuş hissine kapılıyor.
Kurban bayramının gerçek anlamı
Kurban Bayramı, İslam inancına göre paylaşma ve dayanışma ayı olarak kabul edilir. Kesilen kurbanın etinin üçte biri ev halkına, üçte biri misafirlere, üçte biri ise ihtiyaç sahiplerine dağıtılır. Ancak pratikte bu dağıtım çoğu zaman göz ardı edilen grupları mağdur ediyor. Yaşlılar, yatalak hastalar, engelliler veya yalnız yaşayan bireyler kurban etine ulaşamıyor.
Kandil Yener'in hikâyesi, aslında toplumda var olan bir duyarsızlığın yansıması. Uzmanlar, kurban bağışı yapanların sadece tanıdık çevrelerine değil, sosyal hizmet birimleri aracılığıyla belirlenen gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, bayram birlik ve beraberlik duygusunun değil, yalnızlığın daha da derinleştiği bir döneme dönüşebiliyor.