İzmir'in Buca ilçesinde yediği kumpir sonrası yaşamını yitiren 60 yaşındaki Servet Polat'ın ölümüyle ilgili açılan davada yeni bir gelişme yaşandı. İşletme sahibi Neslihan Demircan'ın ardından eşi Coşkun Demircan da sanık olarak yargılanmaya başlandı. İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada mahkeme heyeti, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 10 Aralık'a erteledi. Olay, geçtiğimiz yıl Eylül ayında meydana gelmiş ve kumpir tüketiminin ardından Servet Polat'ın fenalaşarak hastaneye kaldırılmasının ardından hayatını kaybetmesiyle gündeme oturmuştu.
Olayın Geçmişi ve Soruşturma Süreci
Servet Polat, 12 Eylül 2023 tarihinde Buca ilçesindeki bir kumpir işletmesinden aldığı kumpiri yedikten kısa bir süre sonra rahatsızlandı. Mide bulantısı ve şiddetli karın ağrısı şikayetiyle Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Polat, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ölümün ardından başlatılan soruşturma kapsamında işletme sahibi Neslihan Demircan hakkında 'taksirle ölüme neden olma' suçlamasıyla dava açıldı. Soruşturma derinleştirildikçe işletmenin hijyen koşullarının yetersiz olduğu ve kullanılan malzemelerin sağlık standartlarını karşılamadığı yönünde bulgular elde edildi. Adli Tıp Kurumu'nun otopsi raporunda, Polat'ın ölümüne gıda zehirlenmesine bağlı septik şokun neden olduğu belirtildi. Raporda, kumpirde kullanılan mayonez ve süt ürünlerinde bakteriyel kontaminasyon tespit edildiği ifade edildi.
Dava Sürecinde Yeni Gelişmeler
İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasında savcılık, işletme sahibi Neslihan Demircan'ın yanı sıra eşi Coşkun Demircan'ın da işletmenin fiili yönetiminde rol aldığını ve hijyen koşullarının sağlanmasından sorumlu olduğunu belirterek, onun da sanık olarak yargılanmasına karar verilmesini talep etti. Mahkeme heyeti, savcılığın talebini kabul ederek Coşkun Demircan'ı da sanık listesine ekledi. Her iki sanık da duruşmada ifade verdi. Neslihan Demircan, işletmede gerekli hijyen kurallarına uyduklarını ve olayın talihsiz bir durum olduğunu savunurken, eşi Coşkun Demircan ise işletmeyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığını öne sürdü. Ancak mahkeme, tanık ifadeleri ve bilirkişi raporları doğrultusunda Coşkun Demircan'ın da işletmede aktif görev aldığını tespit etti.
Adli Tıp Raporu ve Bilirkişi Değerlendirmeleri
Dosyada yer alan Adli Tıp Kurumu raporu, Polat'ın ölümüne neden olan gıda zehirlenmesinin kaynağının kumpir olduğunu kesinleştirdi. Raporda, kumpirde kullanılan malzemelerin uygun olmayan sıcaklıkta saklandığı ve son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin kullanıldığına dair bulgulara yer verildi. Ayrıca işletmede yapılan denetimlerde mutfak hijyeninin yetersiz olduğu, çalışanların gıda güvenliği eğitimi almadığı belirtildi. Bilirkişi raporu, işletmenin sağlık koşullarını iyileştirmek için gerekli önlemleri almadığını ve bu ihmalkarlığın ölüme neden olduğunu vurguladı. Mahkeme, raporları dikkate alarak duruşmayı 10 Aralık'a erteledi ve eksik bilirkişi raporlarının tamamlanmasını istedi.
Toplumsal Tepkiler ve Benzer Vakalar
Servet Polat'ın ölümü, Türkiye'de gıda güvenliği konusunu yeniden gündeme taşıdı. Özellikle sokak yemekleri ve küçük işletmelerdeki hijyen denetimlerinin yetersizliği kamuoyunda tartışma yarattı. Tüketici dernekleri, gıda işletmelerinin daha sıkı denetlenmesi ve hijyen standartlarının artırılması çağrısında bulundu. İzmir'de benzer gıda zehirlenmesi vakalarına rastlandığı ancak ölümle sonuçlanan bu ilk vaka olduğu belirtiliyor. Hukuki sürecin takipçisi olacaklarını belirten Servet Polat'ın ailesi, adalet arayışında kararlı olduklarını ifade etti. Dava, gıda güvenliği ihlallerinin cezai yaptırımlarının caydırıcılığı açısından emsal teşkil etmesi bekleniyor.
Bağımsız Değerlendirme
Kumpir gibi popüler bir sokak lezzetinin ölüme neden olması, gıda güvenliği denetimlerinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Olay, küçük işletmelerde hijyen kurallarına uyulmadığı takdirde sadece ticari itibar kaybı değil, insan hayatına mal olabilecek sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir. Türkiye'de Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yaptığı denetimlere rağmen, özellikle merdiven altı olarak tabir edilen işletmelerde hijyen eksiklikleri sıkça raporlanmaktadır. Bu dava, gıda zehirlenmesi vakalarında işletme sahiplerinin yanı sıra fiili olarak çalışan eşlerin de sorumlu tutulabileceğini ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir. Mahkemenin alacağı karar, benzer ihmalkarlıkların önlenmesi için caydırıcı bir rol oynayabilir. Ancak nihai çözüm, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve tüketicilerin bilinçlendirilmesinden geçmektedir.