Kudüs'ün kutsal kimliği ve statüsü, Orta Doğu'da yeniden kritik bir eşiğe geldi. Ürdün'ün ev sahipliğinde düzenlenen "Kudüs ve Kutsal Mekanları Destekleme Bakanlar Toplantısı"nda bir araya gelen Filistin, Ürdün, Suudi Arabistan ve Cezayirli üst düzey yetkililer, İsrail'in Kudüs ve Batı Şeria'daki tek taraflı uygulamalarının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Toplantıda konuşan Filistin Dışişleri Bakanı, "Kudüs'te en tehlikeli aşamadayız" diyerek uluslararası topluma derhal harekete geçme çağrısında bulundu. Bakan, İsrail'in Mescid-i Aksa ve çevresindeki provokasyonlarının bölgesel bir çatışmaya dönüşme riski taşıdığını belirtti.
Bakanlardan Ortak Tepki: Statüko Değişmez
Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi, toplantıda yaptığı konuşmada, Kudüs'teki tarihi ve hukuki statükonun korunmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. Safadi, "Kudüs, üç semavi dinin kutsal şehri olarak barış içinde yaşamalıdır. İsrail'in kutsal mekanlardaki provokatif adımları, tüm Müslümanların ve Hristiyanların duygularını hedef almaktadır" dedi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ise, Krallığın Filistin davasına olan bağlılığının sarsılmaz olduğunu ve Kudüs'ün Arap ve İslam dünyasının kırmızı çizgisi olduğunu söyledi. Cezayirli yetkililer de benzer şekilde, İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayan politikalarının bölgede kalıcı istikrarı tehdit ettiğini vurguladı.
Uluslararası Topluma Acil Çağrı
Bakanlar, toplantı sonunda yayımladıkları ortak bildiride, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler'e acil müdahale çağrısında bulundu. Bildiride, İsrail'in Doğu Kudüs'teki yerleşim faaliyetlerinin, ev yıkımlarının ve kutsal mekanlara yönelik kısıtlamaların derhal durdurulması istendi. Ayrıca, 1967 sınırlarına dayalı, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması yönündeki uluslararası mutabakatın hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı. Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, "BM Güvenlik Konseyi ve tüm barışsever ülkeler, İsrail'in bu saldırgan politikalarına karşı yaptırım uygulamalıdır. Aksi takdirde, bu durum sadece Filistin'i değil, tüm bölgeyi ateşe atar" uyarısında bulundu.
Toplantıya katılan diplomatlar, İsrail'in özellikle Ramazan ayında Mescid-i Aksa'ya yönelik kısıtlamaları ve işgalci yerleşimcilerin provokasyonlarına göz yummasının durumu daha da tehlikeli hale getirdiğine dikkat çekti. Filistinli yetkililer, uluslararası toplumun artık sadece kınama açıklamalarıyla yetinmemesi gerektiğini, somut adımlar atılması gerektiğini dile getirdi.
Kudüs'ün Geleceği ve Bölgesel Barış
Kudüs'ün statüsü, İsrail-Filistin çatışmasının en hassas konularından biri olmaya devam ediyor. İsrail, 1967'de doğu Kudüs'ü ilhak etmiş ve tüm şehri "ebedi ve bölünmez başkenti" ilan etmişti. Ancak uluslararası toplum bu ilhakı tanımıyor ve Doğu Kudüs'ü işgal altındaki Filistin toprağı olarak görüyor. Birleşmiş Milletler'in birçok kararı, Kudüs'ün nihai statüsünün ancak taraflar arasında yapılacak müzakerelerle belirlenebileceğini vurguluyor. Bu bağlamda, bakanlar toplantısının ortak mesajı, Kudüs'ün kutsal kimliğinin korunmasının sadece Filistinlilerin değil, tüm İslam dünyasının ve vicdan sahibi herkesin ortak sorumluluğu olduğudur. Bölgesel barışın tesisi için Kudüs'teki statükonun korunması ve iki devletli çözüm vizyonunun canlandırılması elzemdir. Aksi takdirde, Kudüs'te yaşanacak yeni bir kriz, çoktan kırılgan olan Orta Doğu dengelerini geri dönüşü olmayan bir noktaya taşıyabilir.